• Yazar : Rafet Kaan Moral 11 Ocak 2013

    Yanlış hatırlamıyorsam liseye başladığımda, yani 2003 yılında tanışmıştım önce AdventureSoul sonra MaceraRuhu olan siteyle. Sanırsam beş sene aralıksız faaliyet gösteren ve benim de zamanında yazarlığını yaptığım site artık Maceraruhu.com olarak yeniden aktif durumda. 

    Macera (Adventure) oyunları ülkemizde (ve hatta dünyada da) maalesef pek bilinmiyor ve oyun türleri arasında en az dikkat çekeni. Yüzde doksanı sadece fare ile oynanan, herhangi bir aksiyon (ateş etme, öldürme gibi) içermeyen, sadece karakteri sağ soğla koşturarak, gerekli eşyaları bulup gerekli yerlerde kullanarak, senaryonun ön planda olduğu oyunlardır bunlar. Aslında bu oyun türünün 70'li yıllarda, 80'li yıllarda ve 90'ların ortasına kadar altın çağıydı çünkü o zamanlar henüz 3D oyun motorları gelişmemişti ve yapımı en basit, kolay ve masrafsız oyunlardı macera oyunları. Önce sadece text olarak çıktılar karşımıza. (Dos üzerinden oynanan ve siyah ekranda sadece yazılarla komut verilen) Ardından işin içine grafikler de girerek Monkey Island, Space Quest, Grim Fandango, Full Throttle, The Dig, Broken Sword, Sanitarium, Beneath a Steel Sky, Jack Orlando, The Longest Journey gibi belki çoğu kişinin adlarını dahi duymadığı oyunlar oyun piyasasına hüküm sürdü. Yapımcılar olarak da LucasArts ve Sierra o zaman kraldılar. Doksanlı yıllardan itibaren işin içine 3D tabanlı oyunlar girince doğal olarak ilgi o yöne kaydı ve hep öyle kaldı. 2000'li yıllarda eskisi kadar değil elbette ama yine de takdiri hak eden macera oyunları da piyasaya sürüldü ve Crysis etkileri yapmadılar elbet ama macera oyuncuları arasında tutkuyla karşılandılar. Syberia serisi, Still Life, Runaway Serisi, Fahrenheit ve Heavy Rain, Remake Monkey Island oyunları, The Whispered World, Book of Unwritten Tales gibi oyunlar ve en önemlisi, yüzde yüz macera oyunu sayılmasa bile dikkatleri yeniden macera oyunlarının üzerine çektiren, türün hala var olduğunu gösteren, birçok ödülü de cebe koyan The Walking Dead serisi. Telltale Games'e bu güzel oyun için şahsım olarak da teşekkür ederim:) 

    Aslında bu oyun türünün ülkemizde ve dünyanın birçok yerinde pek ilgi görmemesinin şüphesiz en büyük etkeni dil sorunu. Bu yüzden dil sorunu yüzünden oynayamayanlara hak veriyorum çünkü bir macera oyunundan zevk alabilmek için artık hangi dildeyse o dili mutlaka iyi bilmek gerekiyor. Çünkü dediğim gibi bu oyunlar senaryo üzerine kurulu ve öbür türlü ne yapaacağınızı bilemezsiniz. Diğer taraftan ise herhangi bir dil problemi olmadan, "bu ne lan böyle bi şeyi yok, sağ sola tıklayıp duruyon. aç bi kalof" diyen arkadaşlara ise çok şey kaybettiklerini söyleyebilirim:)

    Lafı yine fazla uzattım:) Eğer macera oyunlarına ilgi duyuyorsanız veya meraktan da olsa bir göz atmak isterseniz, benim de kısmetse yazar olarak faaliyet göstereceğim yeni sitemize hepinizi beklerim. Yeni açıldığından dolayı içeriği hala zayıf ama zamanla dolacaktır, o yönden endişeniz olmasın.

    Saygılar.





    { 2 yorum bulunmakta.Yorum yapın }

  • Copyright © 2013 - Nisekoi - All Right Reserved

    ANİME İNCELEMELERİ SAYFASI Powered by Blogger - Designed by Johanes Djogan