• Yazar : Olca Karasoy 27 Ekim 2016

    Yönetmen: Seichi Kishi
    Stüdyo: Lerche
    Tür: Gerilim
    Yapım Yılı: 2016
    Bölüm Sayısı: 12
    Anime Puanı: 10/6


    2013 yılında bizlerle buluşan ilk Danganronpa uyarlaması Danganronpa: The Animation, farklı tarzı ve içeriği ile eminim hepimizin aklını başından almıştı. Aynı adlı PSP oyunundan uyarlama bir anime serisi olan Danganronpa’da Hope’s Peak Academy adlı okulda kapanı kısılmış bir avuç öğrencinin yaşanan gizemli cinayetleri çözmesini ve hayatta kalmasını konu alıyordu. Tabi bir de sevimli mi sevimli cani ayıcığımız Monokuma vardı ki sıkıysa sözünden çıkın. İlk Danganronpa anime uyarlamasına detaylı olarak girmeyeceğim. Ayrıntılarını merak eden arkadaşlar buraya tıklayarak 2013 yapımı Danganronpa hakkında gerekli bilgileri edinebilirler.

    Tam üç sene sonra, yani 2016 yılında Danganronpa’nın geri döneceği müjdesi verildi. Üstelik çok ilginç bir durum söz konusuydu: İki seri birden ve birer gün arayla yayınlanacak! Bu serilerden bir tanesi 2013 yapımı Danganronpa: The Animation’un öncesini, diğeri de sonrasını konu alıyor. Dolayısıyla Danganronpa: The Animation birden ara sezon konumuna gelmiş oldu. Şimdi değineceğim ve olayların öncesini konu alan anime Despair Arc, yani Umutsuzluk Serisi. Olayların sonrasını konu alan Future Arc, yani Gelecek Serisi’nin yazısı da elbette daha sonra gelecek. 


    Bazı yerlerde mecburen az da olsa spoiler vereceğim. Bu yüzden eğer ilk çıkan anime serisini izlemediyseniz ve izlemeyi düşünüyorsanız şimdiden uyarayım. İzleyenler bilirler; ilk sezonda (ilk sezon diyorum ama aslında ilk çıkan, bu yüzden bu şekilde hitaba devam edeceğim.) belirli başlı soru işaretleri bırakılarak son bulmuştu. Bu çocukları kim nasıl okula kapattı? Dış dünyada yaşanan trajedi nedir? En fazla merak edilenlerse işte bu sorulardı. Umutsuzluk serisi de tam olarak bunları cevaplıyor. Olaylar aşağı yukarı iki sene öncesinden başlıyor ve dış dünya normal yaşantısına devam ederken Hope’s Peak Academy, özel yetenekleri olan çocukların okuduğu prestijli bir lisedir.

    Hope’s Peak Academy’de iki çeşit kurs vardır. Birisi özel yetenekleri olan (özel ve garip; örneğin en süper gangster, en süper şanslı, en süper hemşire vb.) çocukların gittiği kısım ki bunlar özel okulda bedava okumaktadır. Diğer kısım ise normal öğrencilerin tonla para vererek okuduğu yedek kurstur. Buradaki öğrenciler bir umut benim de yeteneğim keşfedilir umuduyla burada okumaktadır. Yine Hope’s Peak Academy’den mezun olmuş Chiza Yukizome, öğretmen olarak okuduğu okula geri dönmüştür. Akademinin 77. Özel süper yetenekliler sınıfına yedek sınıf öğretmeni olarak atanan Yukizome’nin aslında orada oluş sebebi farklıdır. Arkadaşı ve Hope’s Peak Academy’nin yurtdışı okullarından sorumlu olan Kyosuke Munakata’dan aldığı istihbarat doğrultusunda okulda yönetim kurulu tarafından gizli kapaklı birtakım şeyler yürütülmektedir. Hajime Hinata ise yedek kursa başlamış sıradan bir öğrencidir. Sıradan bir öğrenci olmasına karşın özel süper yetenekli en iyi oyuncu (gamer) Nanami ile dost olmayı başarmıştır. Lakin okulun çok büyük bir planı vardır ve bu plan için Hinata seçilmiştir. 


     Şunu baştan belirtmemde fayda var: Umutsuzluk serisinin ilk beş bölümü inanılmaz sıkıcı. Açık açık söylüyorum; izlerken bayağı uykum geldi. Bunun sebebi de ilk çıkan animedeki gibi bir şeyler beklemem. Umutsuzluk serisinin ilk beş bölümünde ne cinayet var, ne ölüm oyunları ne de Monokuma. Yani sırf meraktan, konu Danganronpa: The Animation’a nasıl bağlanacak diye izlemeyi sürdürdüm ki beşinci bölümden sonra nihayet bir şeyler olmaya başladı. İlk çıkan animedeki karakterlerin okula başlaması ve Enoshima Junko’nun sahne almasıyla anime nihayet bildiğimiz Danganronpa olma yoluna girdi. Junko ortaya çıkana kadar animede süper yetenekli çocukların okul hayatını izlemek dışında pek yaptığımız bir şey yoktu. Oysa Junko gelip de ilk kan aktığında (ilk animedeki gibi pembe) nihayet dedim.

    Umutsuzluk serisinde ilk animedeki gibi ölüm oyunları, mahkemeler vb. bulunmuyor. Zaten anime daha çok olayların perde arkasını anlatan, yanıtsız kalmış soruları yanıtlayan bir anime. Umutsuzluk serisini izleyince kafanızda herhangi bir soru işareti kalmıyor. Lakin okulun ve dış dünyanın o gelmesinin hikayesini pek inandırıcı bulamadım. Tamam, elbette Danganronpa gibi bir animeden inandırıcı bir şey beklemiyorum ama sürekli “umutsuzluk” “umutsuzluk” kelimesini duyarak dış dünyada yaşanan hadiselerin umutsuzluk kaynaklı olduğunu görünce açıkçası saçma dedim. Ne olduğuna dair net bilgi vermek istemiyorum çünkü ağır spoiler olur ama ben biraz daha farklı bir şey bekliyordum. 


    Teknik olarak Umutsuzluk serisi ilk çıkan Danganronpa’yı aratmıyor. Garip yetenekli garip karakterler, garip saç modelleri, elbiseler ve gereğinden fazla fan servisliği. İlk Danganronpa serisinde bu denli fan servisliği var mıydı net hatırlamıyorum (büyük ihtimalle yoktu) lakin burada gördüklerim bayağı hentai animelerinden çıkma gibi. Demek istediğim fan servisliğini geçtim, bildiğiniz erotik sahneler mevcut animede. Kızların göğüslerinin izleyicinin gözüne sokulması, Tsumiki’nin erotik düşüşleri, affedersiniz ama ağızdan akan salyaların göğüslere damlaması gibi hoş bulmadığım sahneler ne yazık ki var. Bir de yerinde duramayan garip şekilli diller ve kayık gözler var ki anlatamam. Bunların tersi olarak animede ilk beş bölümden sonra boy göstermeye başlayan şiddet sahnelerine bayıldım. Evet, kan rengi yine pembe ama bıçaklar, baltapar, testereler, silahlar, kılıçlar kısacası öldürücü ne varsa sahneye çıkıyor ve kan gövdeyi götürüyor. Elbette bu sahneler karartılı bir biçimde sunuluyor ama karartılı biçimde sunulsa bile Danganronpa’ya haz tarzı ile izleyenini etkiliyor. 


    Animenin yönetmen kodluğunda ilk yönetmenlik deneyimi olan Fukuoka Motoo ile beraber ilk çıkan seriyi de yöneden Kishi Seiji var. Sayın Seiji Danganronpa dışında Persona, Devil Survivor gibi oyun uyarlamalarında da yönetmenlik yapmış bir isim. Aynı şekilde Lerche stüdyosu da Danganronpa’nın anime stüdyosu. Animenin açılış parçası “Kami-iro Awase” ilk animenin açılış parçası Never say Never’ın yanına bile yaklaşamaz. Sebebi kötü bir parça oluşu değil, Never say Never’in çok iyi oluşu. Buna karşın kapanış parçası “Zettai Kibou Birthday” açılış parçasından daha başarılı. Seyyuları arasında ise Hanazawa Kana, Kayano Ai, Takayama Minami gibi ustalar mevcut.

    Danganronpa 3: The End of Hope’s Peak Academy – Despair Arc, “umutla başlayıp umutsuzlukla biten” bir hikaye. Benim içinse durum tam tersi; umutsuzlukla başlayıp umutla başlayan bir hikaye oldu. İlk beş bölümde inanılmaz sıkılmama karşın aradığım cevapları buldum ve şiddet içerikli sahneleri oldukça başarılı buldum. Şimdilik geriye bir tek soru kalıyor: Hope’s Peak Academy’den kurtulan çocuklara ne oldu? Bunun cevabı da Gelecek Serisi’nde saklı ve onun yazısı da çok geçmeden siz değerli okuyucuların karşısında olacak. 

    0 yorum

  • Copyright © 2013 - Nisekoi - All Right Reserved

    ANİME İNCELEMELERİ SAYFASI Powered by Blogger - Designed by Johanes Djogan