• Yazar : Olca Karasoy 22 Kasım 2016

    Yönetmen: Tomo Kosaka
    Stüdyo: TMS Entertainment
    Tür: Hayatın İçinden
    Yapım Yılı: 2016
    Bölüm Sayısı: 13
    Anime Puanı: 10/9


    Animenin kahramanı Kaizaki Arata, 27 yaşında içine kapanık birisidir. Kaizaki iş aramaktadır ama girdiği her görüşmeden olumsuz sonuçlarla ayrılmıştır. Ayrıldığı son işinden bu yana bir türlü dikiş tutturamamıştır ve işsizdir. Kendisinin dediğine göre görüşmeye gittiği şirketler “potansiyelini” açığa çıkaracak kadar iyi değildir. Durum böyle olunca sadece part – time olarak çalışmakta ve ailesinin gönderdiği para (ki o da kesilecektir) ile ay sonunu getirmeye çalışmaktadır. Günün birinde, bir gece evine giderken karşısına Ryo Yoake adında birisi çıkar. İşin garibi, Ryo Yoake adlı şahıs Kaizaki’nin geçmişi hakkında bayağı bir bilgilidir. Dediğine göre kendisi ReLife Araştırma Enstitüsü’nden gelmektedir ve Kaizaki için bir teklifi vardır. Bu teklife göre Kaizaki, ReLife için bir denek olacaktır. Kaizaki bir hap içecek ve görünümü bir seneliğine on yaş gençleşerek 27 yaşından yeniden 17 yaşına bürünecektir. Bu arada, elbette tüm masrafları ve harcamaları da bir sene boyunca karşılanacaktır. Araştırmanın amacı Kaizaki’nin yeniden liseyi deneyim etmesidir. Durum böyle olunca Kaizaki’nin eline de yeniden liseyi yaşamak ve eski pişmanlıklarını telafi etmek için ikinci bir şans geçer.


    Genel olarak ReLife eğlenceli bir anime ve ilk gördüğümde bana 17 Again (Yeniden 17) filmini hatırlattı. Orada da ana karakter Mike tıpkı Kaizaki gibi 17 yaşına dönüyordu. Animede fikir, her ne kadar değişik olsa da (hap alarak gençleşme) Kaizaki Arata’nın lise hayatını izlemek elbette klişe bir senaryo. Burada da devreye senaryonun işlenişi geliyor ki yönetmen ve yapımcıları bu işten alnının akıyla çıkmış diyebilirim. Öncelikle belirteyim, anime tam olarak komedi kategorisine giren bir anime değil. Lakin içeriği kimi zaman öyle eğlenceli bir hale geldi ki kahkaha atmaktan kendimi alamadım. Fazla bir beklentiyle başlamadığım ReLife beni içeriği ile bir hayli şaşırttı diyebilirim. Ayrıca animenin karakterleri de adeta seri için yaratılmış. Özellikle yetişkin olan ama 17 yaşında liseye giden ana karakterimiz Kaizaki’nin okuldaki tavırları, bocalamaları ve birçok şeyi yeniden deneyim edişini izlemek hiç fena değildi. Dengeli mizah ve başarılı karakterler birleşince de dakikaları benim için resmen saniyelere dönüştü. Animenin bana göre bir artısı da Kaizaki ile çabuk empati kurabilmemiz. Kariyeri başarılı olsun veya olmasın Kaizaki ile aşağı yukarı yaşıt olanlar rahatlıkla kendisini Kaizaki’nin yerine koyabilir. “Şu an orada ben olsam ne yapardım? Ben onu değil bunu yapardım.” diyebilir ve Kaizaki’nin yaşadığı duyguları daha iyi anlayabilirsiniz.

    Animenin ortalarından sonra, yani 7. Ve 8. bölümlere geldiğimizde ise her şeyin yolunda gittiği ReLife birden stop etti. Ana hikayeden sapıldı, eğlencenin dozu düştü ve açıkçası ilk kez sıkılmaya başladım. Sanki ara bölüm – OVA izliyormuş gibi hissettim kendimi. Neyse ki anime kendisini 11. bölümde yeniden toparladı lakin bir kere bayır aşağı gittiniz mi eski formunuza kavuşmak çok zor. Evet, anime yaşanan garip düşüş sebebiyle kendisini affettiriyor ve devam eden mangasına nazaran iyi de bir final yapıyor ama dediğim gibi; 7 ve 11 arası bölümler sanki ReLife’a ait değilmiş hissi uyandırıyor.


    ReLife’ın en büyük artılarından birisi de şüphesiz çizimleri. Daha önce yazdığım gibi anime tam olarak bir komedi animesi değil lakin “chibi” dediğimiz karakterlerin minicik olması ve mimikler öyle yerli yerinde kullanılmış ki animeye katkısı büyük. Bunun dışında çizimler alıştığımız klasik okul temalı animelerden daha gerçekçi bir görünüme sahip. Öyle kocaman gözler veya absürt saçlar yok. Daha gerçekçi, daha samimiler. Benim ise en çok okul üniformaları dikkatimi çekti. En son ne zaman ceket yerine hırka gördüğümü hatırlamıyorum. Geriye bir tek mekan çizimleri kalıyor ki onlara da diyecek bir sözüm yok.

    Anime, dergide yayınlanan mangalardan ziyade bir web-manga (One Punch Man gibi) uyarlaması. Yani manganın yeni bölümleri internette yayınlanıyor. Ekim 2013’te yayın hayatına geçen manga hala devam etmekte. ReLife’ın anime serisinin başındaki isim Tomo Kosaka ve ilginçtir ki ReLife gibi başarılı bir yapım kendisinin ilk yönetmenlik deneyimi. Animeyi Kosaka’ya emanet eden stüdyo ise TMS Entertainment ki bu stüdyo anime dünyasına yıllarını vermiş bir isim. Açılış parçası Button, “seinen” türündeki bir animeye yakışan ve benim de hoşuma giden bir parça. Her bölümün kapanışı ise farklı, yani tam on üç farklı kapanış var. Benim en büyük favorim ise sekizinci bölümün sonunda çalan Yuki no Hana adlı parça. Daha önceden I’m Sorry, I Love You adlı Kore yapımı dizide Korece duyduğum şarkının Japon sürümünü duyar duymaz tanıdım. En sevdiğim şarkılardan birisi olan bu parçayı duyunca gözlerim doldu desem yalan olmaz. Yönetmen Tomo Kosaka gibi animedeki müziklerden sorumlu Masayasu Tsubogushi de ReLife ile ilk anime projesi deneyimini yaşıyor. Açıkçası TMS Entertainment bu alanda deneyimsiz isimlere görev vererek bir risk almış ama riskinin de meyvelerini toplamış.


    15 Nisan 2017’de animenin bir live – action uyarlaması vizyona girecek ve elbette ben de filmi merakla bekliyor olacağım. Ayrıca 2016’nın son aylarında Tokyo ve Osaka’da ReLife’ın tiyatro sahnesi sergilenecek. Tiyatrosunu görmemiz elbette zor :)

    ReLife benim düşük beklentilerle başladığım ama bir hayli memnun kaldığım bir anime. Bir ara kendisinden beklenmeyecek derecede düşük bir performans sergilese de gerek içeriği gerekse sonu ile oldukça başarılı ve rahatça önerebileceğim bir yapım.

    { 1 yorum bulunmakta. Yorum ekleyin }

    1. Bu animeyi izledim eğlenceliydi ancak arkadaş olayları beni bayağı bir sıkmıştı.

      YanıtlaSil

  • Copyright © 2013 - Nisekoi - All Right Reserved

    ANİME İNCELEMELERİ SAYFASI Powered by Blogger - Designed by Johanes Djogan