• Yazar : Rafet Kaan Moral 16 Kasım 2012

    Yönetmen: Shunsuke Tada
    Stüdyo: Production I.G.
    Tür: Spor
    Yapım Yılı: 2012
    Bölüm Sayısı: 25
    Anime Puanı: 10/9















    Teiko Oraokulu’nun basketbol takımı çok ünlüdür çünkü yüze yakın üyesi olan bu takım üç sene üst üste, ezici üstünlükle şampiyonluğa ulaşmıştır. Teiko basketbol takımının as kadrosunu oluşturan beş oyuncusuna bu yüzden “Mucize Nesil” lakabı takılmıştır. Mucize Nesil lise çağına geldiğinde ise her oyuncu farklı bir liseye dağılmış ve arkalarında büyük bir şöhret bırakmışlardır. Lakin büyük kesim tarafından bilinmeyen, daha doğrusu pek fark edilmeyen bir oyuncu daha vardır: Teiko basketbol takımının “hayalet” lakaplı altıncı oyuncusu. Tetsuya Kuroko adındaki bu oyuncu takım arkadaşları gibi göz önünde olmamıştır ama onların saygısını da kazanmayı başarmıştır. Anime başladığında Kuroko artık henüz iki senedir eğitim veren Seirin Lisesi’nin öğrencisidir. Serisin Lisesi’nin basketbol takımında doğal olarak sadece ikinci sınıflar vardır ve geçen sene Tokyo’da ilk dörde girmeyi başarmış (henüz yeni açılmış bir okul olarak aslında çok iyi bir başarı) fakat akabinde Kral lakaplı okullara (her sene düzenli olarak ilk dörde kaldıkları için) ağır yenilmişlerdir. Kuroko hemen Seirin’in basketbol takımına katılır ve elbette tek katılan o değildir. Yeni katılanlar arasında ismi Taiga Kagami olan ve uzun boyu ile biraz da asi kişiliği ile öne çıkan birisi daha vardır. Kagami ortaokul yaşamının çoğunu Amerika’da geçirmiştir ve ilk geldiğinde Japon basketbolunu küçümsemektedir; tabi Mucize Nesil oyuncularını öğrenene kadar. Artık Kagami’nin tek bir hedefi vardır; Kuroko ile beraber Mucize Nesil oyuncularını yenmek ve Seirin’i şampiyonluğa ulaştırmak.

    Kuroko no Basket’in (veya Kuroko no Basuke, Kuroko’s Basketball, The Basketball Which Kuroko Plays) açıkçası bu kadar iyi çıkacağını hiç tahmin etmemiştim. Ben daha çok vasat düzeyde, işin içine biraz süper özel teknikler girmiş, cıvık bir şeydir diye düşünmüştüm ama animeyi izleyince bu düşüncelerimi kafamdan tamamen silip attım. Elbette bir – iki tane zayıf bulduğum tarafı var ama genel olarak Kuroko no Basket’i heyecanla ve zevkle izledim. Önce artılarından bahsedecek olursam; anime kesinlikle Slam Dunk çakması değil. Tamamen kendine has bir stili var ve Slam Dunk’a göre komedi yönü çok az. Anime tamamen basketbol odaklı ilerliyor, yani araya aşklar falan sıkıştırılmamış ki bence çok iyi olmuş. Ayrıca işin içine yeni takım = çok zayıf, yeni takım + iki yeni oyuncu = süper güçlü olayına girilmemesi animeyi daha gerçekçi kılmış. Kagami karakteri de seriye çok iyi bir hava katıyor. Mucize nesil karşısında neler yapacağını izlerken dört gözle bekliyorsunuz. Kısacası anlatmak istediğim, atmosfer her daim yüksek ve zaten bölümlerin yüzde sekseni basketbol maçları ile geçtiği için hareketli geçiyor. Yukarıda bahsettiğim gibi de kendimce eksik veya tuhaf bulduğum yönleri de yok değil ama. Öncelikle Slam Dunk çakması değil dedim ama Kagami’de sanki biraz Hanamichi Sakuragi’lik görmedim de değil hani :) Özellikle fiziksel olarak uzun boyu, kırmızı saçları ve mücadeleci ruhu ile (saç mevzusu bir sonraki paragrafta) Kagami’yi ilk gördüğümde “aha Sakuragi reenkarnasyon” diye düşünmüştüm:) Bunun dışında gözüme çarpan tek şey Kuroko’nun yeteneği. Tamam, sahada gölge gibi olabilir ve kendini unutturabilirsin. Lakin Kuroko ten tene değecek kadar rakibinin yakınına gelecek ve rakip bunu fark etmeyecek veya bir kez göz kırptığımda onu gözden kaybetmek bana göre biraz abartılı işlenmiş. Hadi bunları geçtim; hamburgercide Kagami hamburger alıyor ve masaya oturana kadar masada oturan Kuroko’yu görmüyor. Açıkçası oturacağım masada bir adam oturacak ve ben onu oturana kadar göremeyeceğimi hiç ama hiç sanmıyorum. Burada demek istediğim Kuroko’nun yaptıkları imkansız değil, günümüz sporlarında da sıkça görüyoruz ve duyuyoruz. İşte şu oyuncu kendisini unutturdu arkadan sokuldu diye. Animede ise Kuroko için verilen tepkiler, bu çocuk oyunda mıydı, oraya nasıl geldi, nereye kayboldu gibi. Hadi buna da tamam ama bir kez yaptıktan sonra ikinci kez veya üçüncü kez Kuroko’nun ortadan kaybolması (sonuçta dikkati çekti artık) bana biraz doğaüstü gibi geldi. Biraz uzun yazdım ama bir kere dikkatimi çekti işte. Elbette normal basketboldan farklı daha değişik şeyler olacak ama benim prensibime göre üstün bir yetenek ile abartılık arasındaki çizgiyi de geçmeyecek. Son olarak; muhakkak ama muhakkak bir ikinci sezon şart. Anime maalesef yarım, sezon finali kıvamında bitiyor ve üstelik iki mucize nesil oyuncusu daha çıkmadı bile. Bu arada, (buradan sonrası hafif spoiler içeriyor, istemezseniz geçiniz) mucize nesilden karşımıza çıkan Aomine neslin yıldızı olarak lanse ediliyor. Adam gerçekten, güçlü, hızlı, çevik ve atletik. Durum böyle olunca daha henüz çıkmayan iki mucize nesil oyuncusu hakkında kafamda şimdi bu son ikisi daha mı zayıf olacak diye soru işaretleri oluştu. Gerçektende Aomine’den sonra son ikisini karşımıza nasıl çıkaracaklar bayağı bir merak ediyorum.

    Kuroko no Basket’in çizimlerini ilk gördüğümde bana Bakugan’ı hatırlattı. Baktım aralarında bir bağ da göremedim ama nedense karakterleri bana ilk bölümlerde hep Bakugan’ı aklıma getirdi. Kötü bir şey değil elbette, çizimler kaliteli ve göze hoş geliyor. Ama saçlar yok mu… O saçlar beni yedi bitirdi :) Genelde kızlarda görmeye alışık olduğumuz saçlardaki renk cümbüşü bu sefer basketçi arkadaşlarımızda da var. Hele mucize nesil oyuncularına baktığımızda karşımıza resmen bir gökkuşağı çıkıyor.  Mavi, kırmızı, sarı, mor, yeşil… Ne ararsanız var:) Açıkçası tuhafıma gitti. Ben genelde hep gerçekçilikten yanayım ve bu kafaları görünce bayağı bir tebessüm ettim. Mor saçlı erkek yani, gel de işin içinden çık :) Son olarak animenin iki açılışı ve iki kapanışı mevcut. Benim favorim ilk açılış parçası. Bölümler esnasında çalan parçalarda gayet güzel ve atmosfere katkıları büyük. Her daim gaza getirmeyi başarabiliyorlar.

    Kuroko no Basket, yukarıdaki paragraflarımda bahsettiğim gibi benim beklentilerimin bir hayli ötesinde, kaliteli ve sağlam bir anime olarak karşıma çıktı. Spor temalı ve özellikle Slam Dunk’tan sonra onun seviyesinde bir yapım arıyorsanız muhakkak Kuroko no Basket’e bir göz atın. Eğer benim gibi mangasından da devam etmek istiyorsanız animenin bittiği yer olan “Chapter 74’ten” devam edebilirsiniz.



    { 3 yorum bulunmakta.Yorum yapın }

    1. Anime incelemelerin oldukça güzel baya bi yararlandım ancak anime puanlarını değerlendirirken bence üzerinden biraz zaman geçmeli diye düşünüyorum mesela bu animede(spoiler var dikkat) yeşil saçlı gözlüklü eleman vardı kendi pota altından karşı potaya rahatlıkla şut çekiodu:D bu bile bence 2 puan düşürüe. Eğer sert konuşmuş gibi olduysam özür dilerim blogunuzu 1 yıldır takip ediyorum bir de cowboy bebop'a verdiğiniz puandan dolayı kızgınım:D çalışmalarının devamını dilerim...

      YanıtlaSil
    2. Yorumun için teşekkürler. Yok canım ne sert konuşması:) Aslında haksız da sayılmazsın, Son birkaç senedir açıkçası Cowboy Bebop tadında, Berserk, Claymore vb. animeler maalesef hiç çıkmıyor. Şu sıralar nereye baksam büyülü küçük sevimli kızlar var:) Bu yüzden puanlama yaparkende artık kendim de fark ettim, çıtam birazcık aşağıya indi. Misal Kuroko no Basket ve Slam Dunk'u aynı dönemde izleseydim puanları eşit olmazdı. Günümüze göre Kuroko no Basket diğer kült serilerin yanında sönük kalabiliyor ama daha iyisi de çıkmıyor maalesef. Mesela Great Teacher Onizuka'ya 8,5 vermişim, 9 puanlı Kuroko ondan daha mı iyi? Değil tabi ama Kuroko'dan da iyisi yeni çıkan animeler arasında hiç yok gibi:)Biraz karışık oldu sanki, umarım anlatmak istediğimi anlatabilmişimdir.

      Saygılar, bol animeli günler dilerim.

      YanıtlaSil
    3. Evet şimdi herşey mantıklı oldu son zamanlarda gerçekten üst düzey anime olmayınca insan çıtayı aşşağı çekmeye başlıyor Ouran High School Host Club adlı animeyi sonuna kadar izlemiştim can sıkıntısından:d Cevap için teşekkür ederim...

      YanıtlaSil

  • Copyright © 2013 - Nisekoi - All Right Reserved

    ANİME İNCELEMELERİ SAYFASI Powered by Blogger - Designed by Johanes Djogan