• Solo Leveling İncelemesi

    Yönetmen: Shunsuke Nakashige
    Stüdyo: A-1 Pictures
    Tür: Aksiyon, Bilimkurgu
    Yapım Yılı: 2024
    Bölüm Sayısı: 12
    Anime Puanı: 10/7.5


    Jujutsu Kaisen’in son sezonunun furyası bittikten sonra hepimiz Solo Leveling’e odaklanmaya başlamıştık. Sosyal medyada, özellikle sırıtan heykeli hepimiz bir kere görmüşüzdür. Geçtiğimiz günlerde Solo Leveling ilk sezonunu tamamladı. Güzel bir sezon muydu? Fena değildi ama abartıldığı kadar var mıydı? Bence yoktu. Bu arada, tam bir aydır siteye yeni bir içerik eklememişiz. Unuttuğumuzdan değil, yoğunluktan diyelim:)

    Öncelikle Solo Leveling’in bir “manhwa” yani Güney Kore mangasından uyarlanma olduğunu belirtmek isterim. Zaten izleyecekseniz ya da izlediyseniz isimlerden anlamışsınızdır. Serinin ünü ülkesini aşan bir popülerliğe kavuşunca Japon arkadaşlarımız da animesini yapmayı uygun görmüşler. Solo Leveling’in dünyasında on yıl önce başka boyutlara açılan geçitler meydana çıkmaya başlamıştır. Bu boyutlarda çeşitli canavarlar yaşamakta ve ortaya çıkan boyutlara müdahale edilmez ise barındırdıkları canavarlar dünyaya geçmeye başlamaktadır. Bu boyutlara Zindan denmeye başlanmıştır ve zindandaki “boss” canavar öldürüldüğünde zindan da ortadan yok olmaktadır. Dünyanın her yerinde en beklenmedik anlarda zindanlar günümüze kadar boy göstermeye devam etmiştir. Bu zindanların zorluk sevileri “S” yani gen güçlüden “E” yani en zayıfa kadar değişkenlik göstermektedir. Peki, bu zindanlara girip canavarlarla kim mücadele etmektedir? FBI? Ulusal muhafızlar? Gece Bekçileri? Hayır, hiç biri. Dünyada da birçok insan özel güçler elde etmiştir. Tıpkı zindanlar gibi S rütbesinden E rütbesine kadar çeşitli güçlere sahip insanlar vardır. İşte bu insanlar kendi kategorilerindeki zindanlara girip canavar öldürmekte, ekmeğini kazanmaktadır. Bu insanlara da Avcı denilmektedir ve A kademe bir avcı için D yahut E kademe bir zindan çocuk oyuncağı iken S kademe bir zindan ölümcül olabilir. Ayrıca bu avcıların güçleri sabittir. Yani C kademe büyücü bir avcı iseniz hep öyle kalırsınız, herhangi bir level atlama yoktur. Kısacası animedeki dünya kocaman bir MMOPRG evrenine dönüşmüştür.

    Bu evrende kahramanımız Sung Jin-Woo. Kendisi E kademe bir avcıdır ve hatta dünyanın en güçsüz avcısı lakabına sahiptir. Herhangi özel bir yeteneği bulunmamakta, sürekli yaralanmaktadır. Günün birinde kotayı doldurmak için katıldığı ekibi ile beraber zindan içinde bir zindan keşfederler ve burada yaşanan olaylar sonucu ölüme terk edilir. Derken kendisini feda ettiği için Jinwoo, “Sistem” tarafından ödüllendirilir ve zindandan sağ çıkmayı başarır. Lakin bir gariplik de vardır. Jinwoo kağıt üzerinde hala E kademe bir avcı olsa da, canavar öldürdükçe level atlamaya ve adeta bir bilgisayar oyunuymuş gibi ekipman – iksirler kazanmaya başlar. Her gün, günlük görevler karşısına çıkmakta ve giderek güçlenmektedir. Jinwoo da bu değişimi aleyhine kullanmaya başlar ve çeşitli olaylar gelişir. ,,,
     
     
    Solo Leveling dediğim gibi bizlere MMORPG tarzında bir anime sunuyor. Yani temaya Goblin Slayer veya Swort Art Online gibi animelerden alışığız. Ben daha çok hayatta kalma tarzı bir şey beklediğim için birazcık hayal kırıklığı oldu ve açıkçası bu tarz serilerin pek meraklısı değilim. Yine de anime kendisini son bölüme kadar izlettirmesini başardı. Jinwoo’nun gelişimini izlemek merak uyandırıcıydı ama iki bölüm arasında pat diye tipi değişince acaba bir bölümü atladım mı diye düşünmeden edemedim. Arkadaş güçleniyor ya, yakışıklılığı da level atlıyor.

    Çizimleri ve müzikleri bakımından anime kaliteli. Emek harcandığı belli ve gerektiğinde kan kullanılmaktan çekinmiyor. İnsan öldürme gibi kimi zaman sert olaylara da girmiyor değil. Yani anlayacağınız Solo Leveling her ne kadar bir oyun tadında ilerlese de aslında daha çok yetişkin bireylere hitap etmekte. İlk paragrafımda dediğim gibi anime fena değil ama neden yüz yılın animesi muamelesi gördü, anlayamadım. Her bölüm çıktıktan sonra internette paylaşımlar durmak bilmedi. Yok şöyle oldu, böyle oldu, of kaynağına ne kadar da sadık, of Igrid çıktı adamım falan derken benim şu ana kadar gördüğüm kırmızı boş bir tenekeydi:) Karakter gelişimi olur ya da olmaz ama yaprak geçse “of” demeye de gerek yok sanırım. 
     

     
  • En İyi Anime Oyunları

     
     
    Evet, bugün farklı bir konseptle sizlerin karşısındayım. Anime severler olarak, animelerden uyarlanmış güzel oyunlar oynamak hepimizin hakkı. Bu yüzden En iyi anime oyunları adlı bir yazıyı sizlerle paylaşmak istedim. Animeden uyarlanan oyunlardan oluşan bu listeye direkt ulaşmak isteyenler, yazının en aşağısına bakabilir. Fakat çok güzel ve detaylı bir yazıyı kaçırmış olursunuz. Bu arada oyunlarımız Bilgisayara ve Konsol odaklıdır, yani mobil cihazları bu listenin dışında tuttuk. Çünkü mobil kısma her gün fanları memnun etmek için oyunlar çıkıyor, takip etmesi çok güç. Biz Pc/Konsol odaklı gidelim dedik. Zaten animelerden uyarlanan iyi oyunlar pek yok. Nedense çoğunlukla tutan animelerin, kötü dövüş oyunlarını görüyoruz. Hadi yazımıza kötülerle başlayalım ki iyilere şükür etmiş gibi oluruz.

    Yeni çıkan Jujutsu Kaisen Cursed Clash ‘le beraber tekrardan görmüş olduk ki, artık tutmuş animenin dövüş oyunu hemen yapıldıysa oradan koşarak uzaklaşın. Çünkü hepsi birbirinin kopyası şeklinde, geniş alanda bol bol efekt basılan ama kendisi boş oyunlar olarak karşımıza çıkıyor. Her ne kadar Demon Slayer, Naruto ve My Hero One's gibi iyi örnekler olsa da bu türün oyunları; Jump Force, One Punch Man Ahnk- JJk gibi tonla kötü oyuna da sahiplik ediyor. Geniş bir 3D dövüş alanında, pamuk yastık suratlı, ruhsuz yüz çizimlerine sahip karakterlerle birbirimize dalıyoruz. Ama çoğunun ortak noktası vasatı dahi geçemeyen fanların cebindeki parayı almaya çalışan oyunlar olması. Çoğunun dağıtıcısı da Bandai Namco. Popüler anime neyse ya ona dövüş oyunu yaptırıyor ya da My Hero Ultra Rumble gibi trend türe neyse karakterleri o dünyaya uyarlayın diyor. Bu yüzden gerçekten iyi anime oyunu görmek zor. Hele mobil tarafa hiç girmiyorum bile çoğu cebimizdeki parayı tırtıklamaya çalışıyor. Bu yüzden iyi ve kendine özgü bir yapıya sahip olan anime oyunlarına ekstra saygı duyuyorum. 
  • Angel Cop İncelemesi

    Yönetmen: Ichiro Itano
    Stüdyo: D.A.S.T. Corporation
    Tür: Aksiyon, Bilimkurgu
    Yapım Yılı: 1989 - 1994
    Bölüm Sayısı: 6
    Anime Puanı: 10/7


    Bir OVA (Original Video Animation) serisi olan Angel Cop, 1989 ve 1994 yılları arasında altı bölüm olarak yayınlandı. Bu seriye göre yirminci yüzyılın sonlarına doğru Japonya, dünyanın bir numaralı ekonomisidir ve başta Red May olmak üzere birçok terör organizasyonu ile mücadele içindedir. Bu örgütlerle mücadele etmek için de özel bir birlik olan Özel Güvenlik Gücü kurulmuştur. Adeta kanun dışında hareket edebilen bu gücün “adam öldürme” yetkisi sınırsızdır. Bu kuruluşun üyeleri Japonya’da terörü bitirmeye ant içmiş olsa da, başkaları da teröristleri hedef almakta ve deyim yerindeyse katliam yaparmışçasına onları öldürmektedir. Parçalanmış terörist cesetleri ortalığı süslemektedir. Çok geçmeden Özel Güvenlik Gücü ve bu insanların da yolları kesişecektir.

    Angel Cop, ismini Angel lakaplı Özel Güvenlik Gücü üyesinden almakta. Animenin politik yönü bir hayli ağır. Şahsen ben daha aksiyona ve şiddete yöneliktir diye başladım fakat siyasi kargaşa, koltuktan devirme ve arka planda yaşanan siyasi oyunlardan da nasibinizi alıyorsunuz. Şiddet yönü ise özel güvenlik gücünün silah kullanım yetkisi gibi sınırsız. Gerektiğinde patlayan cesetler, kan, kemik, kopan uzuvlar hepsini görüyoruz. 
  • Dr. Stone: New World İncelemesi

    Yönetmen: Matsushita Shuuhei
    Stüdyo: TMS Entertainment
    Tür: Macera, Bilim Kurgu
    Yapım Yılı: 2023
    Bölüm Sayısı: 11 + 11
    Anime Puanı: 10/8.5


    2019 yılından beri aramızda olan Dr. Stone’un son sezonunu bizlere 11 + 11 şeklinde iki parça olarak sundukları için incelemesini de yeni sezon olan “New World” komple bitince yapmanın daha uygun olacağına karar vermiştim. Maceranın başladığı ilk sezonun incelemesine buradan ve bir önceki sezon olan anime filminin incelemesine buradan ulaşabilirsiniz.

    Bir devam sezon olduğu için hikaye olarak detaya inmeyeceğim. İnsanlık taşlaşmış, Senku ve arkadaşları da bilim sayesinde gelişip bu taşlaşmanın kaynağını bulmanın peşindedir. Bir önceki anime filminde gemi kaptanı Ryusui da uyandırılmış ve deniz yolculuğu için artık pek bir engel kalmamıştır. Amaç; Senku’nun babası ve arkadaşlarının zamanında uzaydan indiği adaya yelken açıp sakladıkları değerli maden olan “platinyum”u ele geçirmektir. Böylece canlandırma sıvısı için topluca üretime geçebileceklerdir.

    Elbette Senku ve arkadaşlarının işleri anlatıldığı kadar kolay değildir. Gitmek istedikleri adada insanlar yaşamaktadır – daha doğrusu şu anki insanların ataları o adadan gelmektedir. Ve en büyük problem ama aynı zamanda yeni sezonu ilginç kılan ise şudur: Burada birileri taşlaştırma ışınını silah olarak kullanabilmektedir! Evet, taşlaştırma hala devam etmekte ve insanlar taşa dönüşmektedir. Dediğim gibi bu sezonun en büyük özelliği de bu. Bu nasıl bir silah, kim kullanıyor merak ediyorsunuz ve bölümler çerez gibi peş peşe gidiyor.
  • Yılın Animeleri 2023

     

    Ve bir kez daha yılın "enlerini" seçmemizin vakti geldi. Hem siz değerli okurların hem de sayın yazarlarımızın oylamaları ile, Anime-İnceleme olarak bu yıl üçüncüsü düzenlenen ödül törenimiz sona erdi ve geçtiğimiz senenin en iyilerini el birliği ile seçtik. Dileğimiz bu yılın da anime serileri yönünden zengin geçmesi ve hep birlikte birçok güzel seriyi izleyip incelememiz yönünde. Lafı fazla uzatmadan, işte geçtiğimiz senenin birincileri ve ikincileri!


    EN İYİ FANTASTİK

    Geçen senenin en çekişmeli kategorisi belki de En Fantastik Anime kategorisiydi. Bu sene ise durum tam tersiydi ve kazanan Jujutsu Kaisen'in yeni sezonu büyük bir fark atarak liderlik koltuğuna oturuverdi. Bir hayli geriden takip etmesine karşın Demon Slayer'in son sezonu da ikincilikle yetinmiş durumda.

  • Jujutsu Kaisen (2023) İncelemesi

    Yönetmen: Shouta Goshozono
    Stüdyo: Mappa
    Tür: Macera, Aksiyon, Fantastik
    Yapım Yılı: 2023
    Bölüm Sayısı: 23
    Anime Puanı: 10/10


    Jujutsu Kaisen ik çıktığında benim için sıradan bir animeydi. İçine iblis girmiş birisi Naruto’yu andırıyor, parmak yemesi ise Boku No Hero Academia’yı hatırlatıyordu. (Orada da saç yiyip güçleniyordu) Sıradan bir shounen animesi olarak gördüğüm Jujutsu Kaisen’in ilk sezonunu pek hatırlamıyorum. Pek akılda kalıcı olay olmaması, aradan da 3 yıl geçmesi tabii benim için büyük bir etken. Bir de arada Jujutsu Kaisen 0 çıktı ilk sezonun öncesini anlatıyordu. Güzel bir filmdi ancak Itadori Yuji’yi görmemek beni biraz hayal kırıklığına uğratmıştı. Gene belirli bir süre geçmesiyle birlikte nihayet Jujutsu Kaisen 2. Sezon çıktı ama o da ne?! Opening’te ki karakterler genç! Jujutsu Kaisen 0’da yer alan karakterler var! Daha sonra izlemeye başlayınca fark ettim ki adamlar 0’dan da öncesini konu alan anime yapmış. Bir an bu kadar da olur mu diye düşünmedim değil. Ben istiyorum Itadorı Yuji, o bana veriyor başka hikaye. Önyargımı yenip izlemeye başlamamla birlikte animeyi bir hayli sevmeye başlamıştım. Özellikle hikaye anlatımı müthiş ilerliyordu. Hani oyunlarda veya filmlerde olur ya o sıkıcı dediğimiz ek görevler; “Biri kaçırılır kurtarmak gerekir, araba bozulur tamir edilmesi gerekir.” Artık aklınıza ne gelirse. Jujutsu Kaisen bu olayı size olabildiğince hızlı bir şekilde anlatmaya çalışmış. Anime de birinin kaçırıldığı sahne var içinizden de geçiriyorsunuz herhalde üç bölümde böyle götürürler sonra animeyi paketleyip bitirirler. “Adamlar bunu 10 saniyeye sığdırmış.” Mekana gidilir, çevredekiler dövülür, kız kurtarılır” bitti. Sosyal Medyada da “Dünyanın en hızlı kurtarma görevi” başlıklı videoları yapıldı bu sahnenin. Anime bu andan itibaren beni olabildiğince bağlamaya başladı. Başka bir bölümde anime bitti herhalde diye tam kapatacakken olayların çıkmasıyla birlikte Jujutsu Kaisen 2. Sezon sürekli sizi şaşırtmayı başarıyor. “Siz siz olun Suguru ve Riko konuşurken animeyi kapatmayın.” Animenin ortalarına doğru konu artık iyice 0’la bir araya gelmiş, aklınızdaki tüm soru işaretleri kalmamış bir halde anlatıldıktan sonra zaman atlaması oluyor ve o da ne? “İŞTE GÜNÜMÜZ!” Diye çok sevindiğim an gerçekleşiyor. Yeni bir açılış müziği (YOU ARE MY SPECIAL mükemmel bir müzik) lanetli ruhlar bir yandan jujutsu büyücüleri bir yandan yürüyüp verilmeye çalışılan o iyiler ve kötüler sahnesi beni daha da mutlu etmeyi başardı. Beklediğim o animeyi nihayet izleyecektik.

    Jujutsu Kaisen 2. Sezon - 2. Kısım Shibuya Arc. Olarak adlandırılmış. Lanetli ruhlar Shibuya bölgesine saldırı gerçekleştiriyor ve olaylar karışıyor. Amaçları ise Jujutsu Büyücü’lerinin en güçlüsü Gojo’yu mühürlemek. Gojo yoksa rahat rahat planlarını uygulayabilirler. Plan ise insanları bir nevi evrimleştirmek. Lanetli ruhların ortaya çıkma nedeni insanlar, insan yoksa lanetli ruhta yok. Jujutsu büyücüleri rahat, dünya rahat. 2. Sezonun benim için en büyük etkeni sürekli sizi şaşırtması. Günümüzde izlediğimiz şeylerde bir denge olmadığını düşünüyorum. Jojo’nun son sezonunu örnek alalım. JoJo değil mi? Adı üstünde? JoJo’yu izlemek isterim. Ama hayır, rastgele karakterlerin Pinokyo kavgasını izleyerek başlıyorsunuz sezona. Ne havalı karakterler, ne de derin bir hikaye var. Öyle rastgele izliyorsunuz işte, tam çerezlik.
  • Gaikotsu Shotenin Honda-san İncelemesi

    Yönetmen: Yoshie Terushige
    Stüdyo: DLE
    Tür: Komedi, Hayatın İçinden
    Yapım Yılı: 2018
    Bölüm Sayısı: 12
    Anime Puanı:10/6


    Yine farklı ve kısa bir animeyle karşınızdayım. 10 Dakikadan oluşan bölümleri ve web manga dayanağıyla çıtır çerez komik bir yapım Honda-San. Özellikle japon ve manga kültürünü merak edenlerin direkt listesine alması gerekiyor. Çünkü hikâyemiz Honda ve arkadaşlarının çalıştığı kitap mağazasında geçiyor. Bol bol japon kültürü ve insanları hakkında bilgi alırken. Ülkemizde popüler olmasa da oradaki Manga hayranlarının çılgınlığını biraz da olsa animede görebiliyoruz. Bunu da komik skeçler şeklinde bizlere sunmuşlar. Bölümler 10 dakika ama; bazen tek bir hikaye anlatırken bazen 2 yada 3 kısa hikaye de anlattığı oluyor. Dediğim gibi tam kafa dağıtmalık %100 odak istemeyen çıtır çerezlik bir yapım.

    Komedisi nasıl derseniz bence gayet tatlı ve hoş. Bazen gereksiz gördüğüm yerler olsa da genel olarak ben keyif aldım. En çok da başka yapımlara yapılan göndermeleri sevdim. Fakat çizimler konusunda biraz soru işaretlerim var. Karakter tasarımlarını çok sevsem de animasyon olmaması beni biraz üzdü. Benzer yapım olan Ev hanımı yakuza’da nedense bu kadar gözüme batmamıştı. Belki de oraya atmosfer olarak uygun olmasındandır. Burada daha fazla animasyon görmek istedim. Seslendirme ve müzikler de gayet başarılı. Peki bu kadar artısını saymama rağmen, neden sadece 6 puan aldı?
  • Memories İncelemesi

    Yönetmen: Katsushiro Otomo
    Stüdyo: Madhouse, Studio 4C
    Tür: Gerilim, Dram
    Yapım Yılı: 1995
    Bölüm Sayısı: 3 Film
    Anime Puanı: 10/8


    Tesadüfen karşılaştığım ve ilgimi bir hayli çeken bir anime filmi – bir üçleme var karşımızda. Eski tarz çizimler oldum olası ilgimi çekmiştir. Bu çizim tarzları gerilim ile de birleşince çok iyi eserler ortaya çıkabiliyor diyebilirim. Memories de böyle bir yapım. Ya da daha doğrusu ilk başta böyle görünen bir yapım. İçerisinde üç farklı hikaye barındırmakta ve ilk hikaye bu kategoriye girse de, diğer iki hikayenin kara mizah – dram tarzına kaydığını söyleyebilirim. Memories’in bizlere sunduğu üç hikayeden kısaca bahsedecek olursam;

    Magnetic Rose 
    Kırk beş dakikalık bu hikaye, uzayda geçmekte. Corona (virüs değil) adlı uzay gemisi, enkazları toparlayan, buralarda hala kullanabilir durumda olan materyalleri kurtaran bir gemidir. Günün birinde bir SOS sinyali yakalarlar ve sinyalin kaynağına vardıklarında bir uzay istasyonunu çevrelemiş hurda uzay gemileri ile, adeta bir mezarlığı andıran ürkütücü bir yere gelirler. Corona’dan iki mürettebat sinyali incelemek için uzay istasyonuna giriş yapar. Bir nevi Dead Space oyunu konsepti tadında (hurda ve dökülmeye yüz tutmuş bir mekan, insanlar yok ve ne olduğu belli değil) bu bölümde aşk, kayıp ve yitip gitmek gibi konseptler tüyleri diken diken edecek şekilde bizlere sunulmakta.

    Stink Bomb 
    Kırk dakikalık bu bölümde gerilimli uzaydan Japonya şehrine geçiş yapıyor ve korku tarzı yerini trajikomik bir felakete bırakıyor. Tanaka Nobu, sıradan bir laboratuvar teknikeridir. Grip olmuştur ve bin bir ilaç kullanmasına rağmen kurtulamamıştır. Çalışma arkadaşlarından birisi ona, müdürün masasında duran numune ilaçtan almasını önerir. Tanaka da bunu yapar. Kimsenin bilmediği ise yeni bir grip ilacı numunesi sanılan bu ilaç aslında bambaşka, çok daha tehlikeli bir şeydir. Tanaka ilacı içer ve kestirmeye karar verir. Kendisine geldiğinde çevresindeki herkes yığılıp kalmıştır. Korku içindeki Tanaka birilerine ulaşmaya, bir şeyler yapmaya çalışıyor ama bilmediği ise olan bitenin kaynağı kendisinin olmasıdır. Aslında vahim bir konu fakat Tanaka’nın açık konuşmak gerekirse “salaklığı” bu bölümü biraz da gülünç hale getirmekte. 
  • Wan Sheng Jie (All Saints Street) İncelemesi

    Yönetmen: MTJJ
    Stüdyo: Fenz, HMCH
    Tür: Komedi, Fantastik
    Yapım Yılı: 2020 - 2023
    Bölüm Sayısı: 12+12+12+12
    Anime Puanı: 10/8

     
    İncelemeye geçmeden önce şu uyarıyı yapayım: “Bölüm sayısına bakıp korkmayın.” Çünkü bölümler sadece 3-4 Dakikadan oluşuyor. Bu yüzden aslında seri kısa bir yapım, fakat bir o kadar da tatlı bir anime olmuş. Serinin bir başka ismi olan All Saints Street şu ana kadar 4 sezon olarak yayımlandı. Çin’den çıkan bu yapım, ülkemizde pek bilinmiyor bu yüzden incelemesini yazmak istedim. Şeytan, Melek, Vampir, Kurt Adam ve Mumya gibi daha nice popüler kültür şemasındaki karakterlere sahip dünyasında; bu saydığım her türden bir kişi, 1031 adlı evde kalıyor ve biz de onların maceralarına konuk oluyoruz. Şeytan Kral Nini ile başlayan hikâyemiz tatlı ve komik şekilde kısa kısa ilerliyor. 3-4 Dakikalık bölümler içerisinde de 1,5-2 dk’lık periyotlara ayrılmış skeçler gibi ama bölüm kesinlikle bütünlüklü bir yapıda. Bu yüzden her bölüm farklı hikayeler gibi olsa da hem bölümler kendi içinde hem de sezonların belirli hikaye akışı içinde gitmesi güzel.

    Açıkçası pek beklentim olmadan bu animeye başladım ve keyif alarak ayrıldım. 3-5 dakikalık boş zamanlarımda yandan açıp keyifle izlediğimi belirtmeliyim. İlk sezona 7 verdikten sonra, sezonlar ilerledikçe eklenen karakterler ve hikayelerin kalitesi bence arttı. Zaten ne kaybedeceksiniz, sosyal medayada 3-4 kere aşağı yapıp durumlara bakacağınıza burada bir bölüm izleyebilirsiniz. Açıkçası pek komedi animesi seven biri değilim. Ev hanımı yakuza hariç The Way of the Househusband, onu çok severim. Zaten bu anime de dediğim gibi kısa ve skeçler halinde ona benziyor. Bu yüzden keyifle tüm sezonları bitirdim. 
  • Sakurako-san no Ashimoto ni wa Shitai ga Umatteiru İncelemesi

    Yönetmen: Makoto Katou
    Stüdyo: Troyca
    Tür: Gizem, Detektiflik, Dram
    Yapım Yılı: 2015
    Bölüm Sayısı: 12
    Anime Puanı: 10/8

     
    Evet şimdiye kadar: “neden böyle bir animenin varlığından haberim yok” diyeceğim bir yapımın incelemesiyle karşınızdayım. Beautiful Bones -Sakurako's Investigation- olarak da bol bol tanınan bu anime, nedense bu tarz çok fazla detektiflik gizem animesi izlememe rağmen karşıma çıkmamıştı. Açıkçası fragmanı izleyip konusuna bakınca hemen izlemek istedim. Sherlock tarzında bir ana karakterimiz ablamız var. Kendisi kemikleri aşırı seven bir östeoloj uzmanı. Şimdi diyeceksiniz bu kadar mı? Hayır kendisi insan kemiklerinden yola çıkarak davaları çözüyor ve insanlara yardım ediyor. İşte beni tavlayan kısmı da bu oldu. Detektiflik yapımlarının olmazsa olmazı bir tane de ortalama ama arada düzgün şey söyleyen yan rol olan çocukta var. Bu ikisi nereye gitse cesetler ortaya çıkıyor ve iş Sakurako ablamız kalıyor. İşte gizem-detektiflik olunca koşarak izledim ve açıkçası pişman da olmadım.

    Ana karakterimizi ben çok beğendim. Kendine has deli yapısı iyi yansıtılmış. Tıpkı Sherlock gibi kendince kuralları ve manyaklıkları var. Bunlar üzerine hikayeler gayet güzel işlenmiş. Çoğunlukla ters köşe yapmaya çalışılan bu hikayelerde, bazen duygusal bazen eğlenceli hikayeler sizleri bekliyor. (çoğunlukla duygusal ağırlıklı) hikayeler bölüm bölüm ilerlediği için her bölümde yeni bir vaka çözüyorlar gibi düşünebilirsiniz. Bir de arkada az da olsa ana hikaye akıyor. Ama çoğunlukla bizimkiler bir cesetle karşılaşır ve olaylar ardı ardına devam eder. Hikayedeki tempoyu sevsem de duygusallık çoğu zaman bana geçmedi. Fakat eğlenceli şekilde bölümlerin ilerlemesi sayesinde animeyi rahatlıkla keyifle bitirdim. Çizimlerini ve Seslendirmeleri de baya beğendiğim animenin,  Opening ve Ending’de kendince güzeldi, her ne kadar animeyle alakasız olsa da nedense Endging kısmını fanservis gibi yapmışlar. Ecchi hiç yok ama 1-2 tane saçma sahne de yok değil, öylesine koymuşlar gibi hissettim. Sonuçta manga değil Novelden uyarlama bir yapım kendisi. 
  • Tomodachi Game İncelemesi

    Yönetmen: Hirofumi Ogura
    Stüdyo: Okuruto Noboru
    Tür: Aksiyon
    Yapım Yılı: 2022
    Bölüm Sayısı: 12
    Anime Puanı: 10/7

     
    Tomodachi Game, yani Arkadaş Oyunu adlı anime il olarak Imawa no Kuni no Alice (Alice in Borderland) adlı animeyi izlerken dikkatimi çekmişti. Bir grup arkadaşı oyun oynamaya zorlayan türdeki yapımları severim; ucunda ölüm vardır, en sağlam dostluklar bile bozulur, oyunlar heyecanlıdır vs. Bu tarz beklentilerle başladığım anime, beklentilerimden biraz farklı çıktı ve oyunlarda kaybederseniz ölümden çok daha korkunç sonuçlara katlanmanız gerekiyor: Borca girmek!

    Seri, beş arkadaş etrafında gelişmekte. İlki aynı zamanda başrolümüz olan Yuichi Katagiri’dir. İyi kalpli görünmekte ve bayağı bir fakirdir. Tenji Mikasa adlı karakterimiz de gözlüklerinden ele vereceği üzere arkadaş grubunun zeki elemanıdır. Makoto Shibe aptal ama zengin erkek karakteri, Yutori Kokorogi ekibin sessiz kızı ve Shiho Sawaragi de “tsundere” diyebileceğimiz ekibin enerjik kızıdır. Lakin hepsinin bir sırrı ve saklamaya çalıştıkları kötü anıları vardır. Arkadaşlık oyununda da hem ifşa olmak istemiyor hem de borca girmekten kaçınıyorsanız arkadaşlarınızı feda etmek zorundasınızdır.

    Peki, bu saydığım beş arkadaş nasıl oyuna dahil oluyor? Okul gezisi için toplanılan iki milyon yen çalınır (sınıf başkanları Shibe ve Mikasa’dır) ve karakterler kaçırılarak kendilerini bir oyunun içinde bulur. Şimdi, burası bir kere zayıf. Güya bir örgüt var ve katılma isteği gönderirseniz sizi kaçırıp oyun oynatıyorlar. Oyun aralarında sizi salıyorlar ama birilerine bir şeyler anlatırsanız o kişiler pat diye kazaya kurban gidiyor. Örgüt yöneticileri şu ana kadar gördüğüm kadarı ile mini etekli ablalar. Bir de oyunlar esnasında karakterlerle bir arada olan, oyunları yöneten Manabu-kun adlı koca kafalı karakter var. Kıyafet giymiş bir insan olabilir, robot olabilir ya da uzaylı, orası daha belli değil. 
  • Copyright © 2013 - Nisekoi - All Right Reserved

    ANİME İNCELEMELERİ SAYFASI Powered by Blogger - Designed by Johanes Djogan