• Chainsaw Man İncelemesi

    Yönetmen: Tatsuki Fujimoto
    Stüdyo: Mappa
    Tür: Macera, Aksiyon, Fantastik
    Yapım Yılı: 2022
    Bölüm Sayısı: 12
    Anime Puanı: 10/8.5

     
    Meşhur Anime stüdyosu Mappa’nın Jujutsu Kaisen’den sonra bir başka iblis temalı animesi Chainsaw Man, en iyi aksiyon/macera kategorisi dalında sitemizden ikincilik ve en iyi görsel dalında da birinciliğe sahiptir. İncelediğimde de en izlediğim en iyi – en çok iz bırakan yapımlardan birisi olmasa da bir hayli keyif veren bir yapım olduğunu söyleyebilirim.

    Chainsaw Man’ın geçtiği dünyada iblisler, insanların korkularından doğmaktadırlar. Bir şeyden ne kadar korkarsanız o iblis de o kadar güçlenmektedir. Dolayısıyla her birinin tehlikelilik seviyesi farklıdır. Bir de orijinal diline Majin olan kötü ruhlar/cinler vardır. Bunlar da cehennem ve dünya arası bir yerde yaşamakta, yeri geldiğinde dünyaya gelmektedirler. Ve elbette iblis avcıları. Bunların görevi de bu varlıkları yok ederek insanları korumaktır. Yeri geldiğinde iblislerle anlaşarak güçlerini kullanabilir, kötü ruhlarla da işbirliği içine girebilirler. Tüm bu olan bitenler insanlık tarafından bilinmekte ve sivil iblis avcılarının yanında resmi devlet memuru avcılar da vardır. 
     

    Böyle bir dünyada Denji, ölen babasından kalan yakuzalara kalan borcunu ödemek için iblis öldürmektedir. Sefalet içinde yaşamakta, çoğu zaman aç yatmaktadır ama çok da şikayetçi değil gibidir. Ona eşlik eden Pochita adında da sevimli bir köpeğe benzeyen testere iblisi vardır. İnsan – iblis ilişkisinden beklenmeyecek şekilde arkadaştırlar. Pochita’nın kafasındaki testere sayesinde Denji de iblis öldürmektedir. Derken her animede olduğu gibi günün birinde işler değişir. Denji’nin karın tokluğuna dahi çalışmadığı yakuza ona ihanet eder ve hem Denji’yi hem de Pochita’yı ölüme terk eder. Pochita son bir gayretle Denji’nin kalbinin yerine geçer ve Denji yarı insan – yarı iblis şeklinde tekrar hayata döner. Derken olay yerine devlet için çalışan iblis avcıları departmanının başı olan Makima gelir ve Denji’yi yanına alır. Çok da fazla ikna gerektirmeden Denji, devlet için çalışan bir iblis avcısı olur ve Kamu Güvenliği bölümünde işe başlar.

    Hikaye olarak baktığımızda Chainsaw Man fena sayılmaz lakin Jujutsu Kaisen’le benzerlikler de gözüme çarpmadı. Saftirik diyebileceğimiz bir ana karakterin içine kaçan iblis ve çocuğun iblisin gücünü kullanarak iblis avlamasını sanki daha önce izlemiştik:) Yine bu çocuğun yanında havalı duran bir erkek karakter, sürekli galeyana gelen bir kız ve gücünün sınırlarını bilmediğimiz bir yönetici/müdür mevkiinde bulunan şahsiyet. Gördüğünüz gibi benzerlikler ortada ama bu bir şikayet olarak algılanmasın. Jujutsu Kaisen’i de severek izledim, aynı şekilde Chainsaw Man’ı da. Daha ilk paragrafımda dediğim gibi aşırı fanları olmadım ama takip etmeye de devam edeceğim. Aralarındaki en bariz farkın ise Chainsaw Man’ın daha çok şiddet, ölüm ve bir tutam ecchi içermesi. 
     


    Chainsaw Man’ın şiddet yönünü başarılı buldum. Oluk oluk kan akıyor ve şiddet gösterilmekten de geride durulmuyor. Parçalananlar, bölünenler derken aksiyon genelde yukarıda. Keza sizlere önemli biri gibi tanıtılan karakterlerin de ölme potansiyeli yüksek. Yani ana karakter olduğu için Denji’yi bir kenara koyarsak her karakter ölebilir gibi ki bu bence iyi bir şey. Bir de tartışma konusu olan ecchi olayı var. Anime aslında ecchi değil ama genç delikanlı Denji’nin bir çift meme için savaşması üzerine bence biraz gereğinden fazla durulmuş. Bunun üzerine fazla değinmeyeceğim, izlediyseniz veya izleyecekseniz kendiniz karar verin:)

    Animenin çizimlerini ve keskinliğini bir hayli beğendiğimi belirtmem gerek. Bahsettiğim gibi şiddet ve aksiyon sahnelerini gayet başarılı buldum. Aynı şekilde karakter çizimleri ve özellikle mimikleri de şahane. Zaten işin içinde Mappa varsa çizimler pek de kötü olamaz “ama” o dişler ne yahu? Denji’nin ve Power’ın neden tüm dişleri iğrenç üçgen – sivri dişlerden oluşuyor? Özel bir sebebi var mı diye de araştırdım ama bulamadım. Dişleri saymazsak çizimler şahane. Müzikler ve seslendirmeler için de aynısını söyleyebilirim. Açılış parçasını sürekli açıp dinleme isteği oluşmadı bende ama opening de kullanılan görsellerle eğlenceli hale getirilmiş. Sürekli değişen kapanış şarkıları da o bölümün modunu başarılı bir şekilde yansıtmakta.

    Chainsaw Man güzel bir anime ve elbette yarıda bitiyor. Yeni sezonu çıkana kadar umarım izlediklerimi unutmam (daha doğrusu detayları) ve ikinci sezondan da keyif alabilirim. Ayrıca sürekli karşılaştırdığım Jujutsu Kaisen’i de izlemediyseniz Chainsaw Man ile beraber sizleri iki güzel anime bekliyor, benden söylemesi. 
     
  • Jojo’s Bizzare Adventure: Stone Ocean Part 3 İncelemesi

    Yönetmen: Suzuki Kenichi
    Stüdyo: David Production
    Tür: Macera, Aksiyon
    Yapım Yılı: 2022
    Bölüm Sayısı: 14
    Anime Puanı: 10/7.5

     
    Jojo’nun yeni Jolyne serisine başlayacağım zaman beklentilerim yüksekti. Çünkü Giovanna serisine bayılmıştım. Bu seriyi izlemeye başladıkça fikirlerim değişmiş ve JoJo’dan soğumaya başlamıştım. “Ben Gionno Giovanna ve bir hayalim var. denmesinden "FF! FF!"Ye nasıl geçiş yaptığımın şokunu atlatamadan ilk sezonu izlemiş ve çok büyük bir hayal kırıklığına uğramıştım. İlk iki sezonun incelemesini farklı biri yazmış olsa da incelemelerine birebir katılıyordum. Yani şahsen JoJo olduğu için izledim diyebilirim yoksa izlemezdim. Bunları dedikten bir süre sonra Aralık ayında üçüncü sezon çıktı ve ne hissedeceğimi bilemedim. Bu arada, ikinci sezon incelemesi de burada.

    Üçüncü sezon Jolyne’i ve arkadaşlarının Hapishaneden çıkmasıyla başlıyor. Yani benim canımı sıkan kapalı ortamdan nihayet çıkıldı. Daha düzgün bir işleniş, toparlanma beklerken onun yerine Anastasia ve Weather Report gibi umurumuzda olmayan (en azından benim umurumda değildi) karakterlerin hikayelerini izlemeye başladık. Animeler de bu tür bir durum mevcut. Geçenlerde Netflix’e geldiği için 1997 Yapımı Berserk’i izledim ve Griffith/Guts’a odaklanmasını isterken Casca’yı izleyip durduğumdan sürekli şikayet ettim. (Yine de anime güzeldi orası ayrı konu) Ayrıca Jolyne ile birlikte Stardust Crusader serisinde hiç sevmediğim yazı tipi olan “cehennemi boyladı?” gibi yazı fontları geri dönmüş. Birinin öldüğünü gerçekten bilmemiz gerekiyor mu? Bunu anime hissetiremediği için mi yazma gereği duydunuz? Konumuza dönelim. Standlar ise artık iyice saçma olmaya başladı diyebiliriz. İnanın size çeşitli örnekler ile anlatmak isterdim, ancak aklımda kalan sadece ya bir ya iki stand var. Bunlardan biri ise Anastasia’da gördüğümüz Pinokyo gibi masal kahramanlarının çizgi romanlardan çıkması. Yani herhangi bir stand veya diğer şeylerin izledikten sonra aklınızda kalmayacağının garantisini verebilirim. 
  • Bocchi the Rock! İncelemesi

    Yönetmen: Kenichiro Saito
    Stüdyo: Clover Works
    Tür: Komedi, Müzik
    Yapım Yılı: 2022
    Bölüm Sayısı: 12
    Anime Puanı: 10/7.5

     
    Müzik temalı olsa da, aslında içerisinde pek fazla müzik barındırmayan fakat komedi unsurları fena sayılmayacak bir yapım var karşımızda. Öncelikle “Bocchi” ile “Bojji”yi sakın birbirine karıştırmayalım uyarısını da yapmak istiyorum:) Bojji, Ousama Ranking’deki karakterimizin adıdır ve şu an incelemediğimiz seride de Bocchi vardır.

    Animedeki ana karakterimizin adı Hitori Goto’dur. Kendisi hiç de fena sayılmayacak bir şekilde elektrogitar çalmaktadır ve “guitarhero” adı altında, azımsanmayacak kadar takipçisi olan bir Instagram hesabı bile vardır. Lakin ortada küçük bir sorun vardır çünkü Goto bir hayli çekingen, insanlar etrafında oldu mu panik yapan, onlarla konuşmaya çalışsa da konuşamayan bir kişiliğe sahiptir. Hatta gitar çalmasını arkadaş edinmek için öğrenmeye başlamıştır ama bu konuda pek yardımı dokunmamıştır. 
  • Yılın Animeleri 2022

     

    Geçtiğimiz 2021 yılında ilkini başlattığımız Anine-İnceleme Yılın Animeleri ödül töreninin ikincisi için vakit geldi bile:) Evet, bir koca seneyi daha doldurduk ve yazarlar olarak seçimlerimizi gerçekleştirdik. Tabi sadece bizler değil, yine çeşitli büyüklerimiz, anime - manga ustaları, bilim adamları ve devlet liderleri de bu zorlu seçimlerde oylarını kullandı. Daha da uzatmadan, karşınızda 2022 yılının önce çıkan anime serileri! Sizler de görüşlerinizi belirtmeyi unutmayın sakın. Ayrıca herkese şimdiden güzel bir 2023 yılı diliyoruz!
     
  • Yamada-kun to 7-nin no Majo İncelemesi

    Yönetmen: Miki Yoshikawa
    Stüdyo Liden Films
    Tür: Komedi, Okul
    Yapım Yılı: 2015
    Bölüm Sayısı: 12
    Anime Puanı: 10/7

     
    Yamada-kun to 7-nin no Majo ("Yamada-kun ile 7 Cadı"), Miki Yoshikawa tarafından yazılan bir manga serisidir. Seri, Şubat 2012-Şubat 2017 tarihleri arasında Kodansha'nın Weekly Shōnen Magazine dergisinde 28 cilt halinde yayınlandı. Canlı çekim televizyon dizisi uyarlaması Ağustos-Eylül 2013 tarihleri arasında yayınlandı. Liden Films tarafından hazırlanan bir anime serisi uyarlaması Nisan-Haziran 2015 tarihleri arasında yayınlandı. Liden films tokyo revengers, call of the night, berserk gibi ses getirmiş yapımlara sahip bir firma olmakla beraber 2013 yılında çıkarmış olduğu bu serinin mangada 243 bölümü var.

    17 yaşında bir lisenin öğrencisi unvanına sahip Ryu Yamada, okuduğu okulun problemli çocuğu olarak bilinmektedir. Birgün Ryu, okulun hem güzel hem de başarılı öğrencisi Urara Shiraishi ile çarpışması sonucu gözlerini açtığında kendisini Urara'nın vücudunda bulur. İkilinin nasıl vücut değiştirdiklerine dair sırrı çözmesi, okul içerisinde bulunan birçok sırrı da beraberinde getirir. 
     
    Ana karakterimiz olan yamada-kun belirttiğim üzere biraz asabi bir tip genel olarak kimseyle anlaşamıyor. Tabi zamanla alıştıra, alıştıra kırıyorlar bunu, ana kız karakterimiz olan Urara Shiraishi ise kimseyi pek umursamayan derslerine odaklanmış tatlı mı tatlı bir kızdır. 
  • Takt Op. Destiny İncelemesi

    Yönetmen: Itou Yuuki
    Stüdyo Madhouse - MAPPA
    Tür: Aksiyon, Fantastik
    Yapım Yılı: 2021
    Bölüm Sayısı: 12
    Anime Puanı: 10/6


    Geçen senenin yüksek beklentisiyle piyasa girmiş bir yapım Takt Op Destinty. Bunun en büyük sebebi Mappa ve Madhouse’un beraber çalışması ve çizim tarzı. Mappa’yı pek seven biri değilim lakin Madhouse, son zamanlarda düşüşte olsa da çok kaliteli işlere ev sahipliği yapmış bir stüdyo. Ben de Madhouse’yi çok severim. Animemiz de kısa ve öz, zaten bir mobil oyunu tanıtmak için anime çıkarmışlar.(Oyuna baktım. O oyun için bu anime fazla abi, gerek yoktu yani :D ) 12 Bölümde tüm hikayesi biten bir iş izlemek gerçekten bugünlerde iyi geliyor. Çünkü sürekli devam eden yapımlar bayıyor. O yüzden kısa ve öz şekilde biten yapımlara da ihtiyacımız var. Takt op kalite konusunda vasat kalsa da çok da kötü değil kendini izletiyor. Gelin konusuna değinelim.

    Dünya yine bilinmeyen canlılar (D2’lar) tarafından istila edilmiş. Silahlar işe yaramıyor, yine tam olarak nasıl doğduğunu bilmediğimiz Müzikartlar (nedense sadece kızlardan oluşuyor) ve onların sahipleri Kondüktörler (nedense sadece erkeklerden oluşuyor, animenin sonuna kadar böyle tabi) bu canavarlara karşı sağlam dövüşebiliyor. D2’lar da müzikten nefret ediyor ve müziğin olduğu yeri istila ediyor. Bizim bestecilerimiz de müziksiz olmaz deyip bunlara müzikartlarla beraber onlara dalıyor. Açıkçası konusu açısından derinlik beklemiyordum. İzlenebilir olsun sıkıntı yok diyordum keza hikaye de öyle. Ama bir yerden sonra hikaye tempo düşüklüğünden öte saçmalığa gidiyor.


    Ara ara zaten tempo düşüklüğü oluyordu ama komple hikaye olarak gereksiz şekilde kendini ciddiye alıp duygusallaştırmaya ve intikam öğeleri eklemeye çalışıyor. Ve insanların kendi içinde çarpışması saçmalık. Ulan dünya yok olmuş halen gelmişsiniz kendi içinizde çarpışıyorsunuz. Harbiden dayaklıksınız, oturup 2 dakika konuşsalar bütün problemler çözülecek ama işte aksiyon olsun, duygusallık ve intikam olsun diye çok kötü bir hikaye ve sunum bizleri sıkıyor. Bir de müziğin her şeyin çözümü olmasını savundukları için bana biraz komik geldi. “Müzik herkesi kurtaracak.” kafasındaki ana karaktere de ısınamadım. Dediğim gibi hikaye kısmı gerçekten vasatın altında. Ama çizimler 10/10 gerçekten mükemmel işçilik çıkarmışlar. Özellikle insan çizimleri çok iyi ama D2 çizimleri de bir o kadar kötü. Mappa’nın neredeyse tüm yapımlarında aynı sorun var. İnsan çizimleri müthiş canavar çizimleri tembelce ve kötü. Burada da aynısı var. Ama Müzikartlar çok iyi tasarlanmış bir de son bölümde bolca farklı tipleme görüyoruz hepsi de çok şık. Müziklerde ne kötü ne iyi. Fakat müziği ana hikayesine koyan bir yapım için vasat. Normal anime standartları için vasatın biraz üstü.

    Neyse 12 bölümde bitirebileceğiniz müthiş çizimli kafa dağıtmalık bir yapım arıyorsanız bakmanızı tavsiye ederim. Lakin kötü hikayeye ve klişelerle karışılacağınızı söyleyebilirim. O yüzden bunu bilerek giderseniz bir tık daha iyi olur sizin açınızdan. Hikaye en azından biraz daha tutarlı olsa canavar çizimleri ve aksiyon sahneleri daha bol olsa, yani tempo gereksiz düşmese 8’lik bir anime olacakmış. Ama bu kadar eksiği varsa ve göze batan hikayesiyle benden 6 puan aldı. Tabi siz duygusallığı daha fazla alabilirseniz belki de hikayeyi de sevip daha yüksek puan vereceksiniz kim bilir. En azından bir VİVY gibi olsaydın da bizimde keyfimiz yerine gelseydi. Neyse bir sonraki incelememde görüşmek üzere sağlıcakla kalın.

  • Bastard!! Heavy Metal, Dark Fantasy İncelemesi

    Yönetmen: Takahary Ozaki
    Stüdyo: Liden Films
    Tür: Fantastik, Macera, Aksiyon
    Yapım Yılı: 2022
    Bölüm Sayısı: 24
    Anime Puanı: 10/4

     
    Kendisini ciddiye almayan garip temalı bir anime serisi var karşımızda. Adı da değişik olan Bastard!! Heavy Metal, Dark Fantasy, temasını metal ve rock gruplarından alan, her bölüm “ecchi” seviyesini arttıran, fazla derin düşünmemeniz gereken vasat altı bir seri.

    Bundan dört yüzyıl önce bildiğimiz dünyada Anthrasax adında bir iblis ansızın ortaya çıkıvermiş ve dünyayı yok etmenin eşiğine getirmiştir. Bu iblisin icabına da kendisi gibi ansıyın ortaya çıkan Ejderha Şovalyesi (Dragon Knight) bakmıştır ve dünya büyünün kol gezdiği karanlık bir çağa sürüklenmiştir. Derken anime serisinin geçtiği döneme gidiyoruz. Efendim, Metallicana Krallığı, bu Anthrasax’ı diriltmeye çalışan karanlık ordunun kuşatması altındadır. Son çare olarak da krallığın yüksek rahibi, bir çocuğun içine hapsolmuş olan efsanevi büyücü Dark Schneider’i serbest bırakıp karanlık ordunun karşısına dikmeyi amaçlar. Bunun için de Lucien adlı çocuğu, bakire olan bir kızın öpmesi gerekir. Bu kız da yüksek rahibin kızı Yoko’dur. Dark Schneider serbest bırakılır ve olaylar gelişmeye başlar. 
     

    Seride gram empati kurabileceğiniz hiçbir karakter bulunmamakta:) Hatta anime bile bazı yerlerde kendi kendine dalga geçmekte. Bir olay meydana geliyor mesela ve arka plan karakteri olan rahipler sürekli bağırarak aşırı abartı bir tepki veriyor. Aynı şekilde Schneider’in sürekli yüksek sesle konuşması, bağırması gibi itici hususlar bolca mevcut. Diğer dikkat çeken nokta elbette bol bol heavy metal atıfları bulundurması. Metallicana Krallığı, Lars (Metallica’nın kurucularından) isimli bir ejderha ve Dark Schneider’in büyülerinden birisi olan “Guns n Ro” büyüsü sanırım verebileceğim en iyi örnekler olabilir.

    Animede ortada hikaye namına da aslında pek bir şey yok. Büyü ve iblisler bu dünyaya nasıl geldi hala anlamış değilim. Yani sonuçta dünya, normal dünyaydı neden bir iblis çıkageldiğinde elfler, troller vb. fantastik canavarlar ile büyü peydahlandı anlayamadım. Olayın özü, Dark Schneider’in (sadece Schneider değil ha, Dark Schneider) eski yoldaşları karşısında verdiği mücadele ama o da binbir rica ile çünkü adamın aslında pek umuru değil. Bir de serinin ecchi tarafı var tabi. İlk bölümlerde pek yok ama giderek artan bir dozda devam ediyor. Elbiseleri yırtılan büyük göğüslü insan, elf bilumum varlık giderek daha çok ön planda olmaya başlıyor. Artı Dark Schneider’in aşırı kaslı vücudunu da es geçmemek lazım. 
     

    Serinin çizimleri belki de eleştirmeyeceğim tek kısmı. Birçok animede niyeyse yeniden peydahlanmış olan sivri köpek dişlerini saymazsak tabi. Yani ne gerek var? Sevimli mi yapıyor karakteri? Neyse, onun dışında çizimler ve efektler aslında gayet kaliteli. Aynı şekilde müzikleri için de diyecek bir sözüm yok. Gerek müzikleri, gerekse seslendirme belki de seriyi ayakta tutan tek unsurlar.

    Uzun lafın kısası; Bastard!! Heavy Metal, Dark Fantasy bayağı bayağı çerez tadında ve ecchi’den hoşlanıyorsanız izleyebileceğiniz bir anime. Beklentiniz olmasın, gülün geçin derim. 
     
  • Boku no Hero Academia 4 İncelemesi

    Yönetmen: Kenji Nagasaki
    Stüdyo: Bones
    Tür: Aksiyon, Komedi, Okul, Süper Güç
    Yapım Yılı: 2019
    Bölüm Sayısı: 25
    Anime Puanı: 10/5


    Uzun süreli animeleri pek izlemem lakin My Hero Academia bir şekilde kendini izletiyor”Du”. Sevdiğim bazı karakterlerle beraber ne olacağını görmek güzel. Ama bunlar bu sezona kadar geçerliydi. Bu sezon resmen işkence çektim. Detaylarına uzun uzun gireceğim fakat şunu söylemem gerek bu sezon benim için çok kötü bir sezon oldu. İlk, İkinci ve Üçüncü sezon incelemelerini de sitede bulabilirsiniz. Hepsini okursanız animeye karşı bakış açımı daha iyi anlarsınız. (İlk sezonun yazarı ben değilim ama görüşlerim o incelemeyle de yakın) Üçüncü sezonun ilk yarısından sonra büyük olaylar patlamış ama ikinci kısımla eğitim,şölen,test vb kısımlarla sıkılmıştık. Lakin bu sezona farklı bir giriş yapıyoruz çünkü farklı karakterler öne çıkarılmak istenmiş. Bunu da gayet anlayabiliyorum, monotonluğu kırması açısından iyi lakin mantık olarak kötü ve tembelce seçimler var.

    Chisaki kendini geçen sezonun sonunda göstermiş bu sezonun ilk yarısında da ana kötü olarak karşımıza çıkıyor. Kendisi kötüler birliğine girmeyip onları kendi yakuza ekibine çağırıyor. Kendisin iki türlü silahı var. Biri güçlenmeye yarıyor öteki de gücünüzü kısıtlıyor. Fazla detaya girmek istemiyorum spoiler olmasın. Chisaki ve yanındaki kız Eri üzerinden dönen hikaye bana bayık geldi. İşleniş çok kötü, yeni karakterler ekle onları bir anda parlat sonra söndür. Bu uzun süreli animeler de sürekli yapılır. Ulan eski karakterler bir zarar görsün ya da dört sezondur bir haltı beceremeyen kötüler lliginden birileri devre dışı kalsın? (kahramanlar tarafından) Yok, onun yerine yenisini ekleyelim parlatalım sonra düşürelim. Lemillion’da bu kategoriye örnek müthiş güçlü olarak giriyor animeye. Ama sonrası Spoiler. İlk yarısı Chisaki, Lemillion,Eri, Nighteye,Deku, Kirishima, üzerinden dönüyor diğer karakterlerin hepsi kenara atılmış. Bu beni çok üzdü. Ve duygusallık kısmı da bana geçmeyince 6,5-7’lik bir ilk yarı izledim. My Hero Academia standartlarında çok da kötü değil. Ama ikinci yarısı rezalet.
  • Made in Abyss 2: Retsujitsu no Oungonkyou İncelemesi

    Yönetmen: Masayuki Kojima
    Stüdyo: Kinema Citrus
    Tür: Fantastik, Macera
    Yapım Yılı: 2022
    Bölüm Sayısı: 12
    Anime Puanı: 10/9


    “Görünüşü sizi aldatmasın” tabirinin en “cuk” oturduğu serilerden birisi var karşımızda. İlk olarak 2017 yılında çıkan ilk sezonu ve 2020 yılında karşımıza çıkan anime filminden sonra ikinci sezonu da tamamlamış bulunmaktayız. Sevimli karakterlerin ve çoğu zaman rengarenk çizimlerin sunulduğu bu animede Abyss’in laneti, bolca kan ve ölüm, vahşet ve daha fazla kan görmek kaçınılmaz bir durum. Abyss dünyası ve detaylı bir arka plan hikayesi için buradan ilk sezon incelemesine ve buradan da film incelemesine geçiş yapabilirsiniz.

    Retsujitsu no Ougonkyou (Yakıcı Güneşin Altın Şehri) adı verilen ikinci sezon, anime filminin bıraktığı yerden devam ediyor. Bu yüzden yazıda küçük de olsa spoiler olabilir, uyarayım. Seriyi takip edenler bilir; Riko, Reg ve Nanachi’nin amacı Abyss’in derinliklerine inip Riko’nun annesi Lyza’yı bulmaktır. Anime filminde ekip, beşinci katmana ulaşmış ve burada Bondrewd ve ekibi Umbra Hands ile karşılaşmıştı. Akabinde yeni sezon ile beraber artık geri dönülemez katman olan altıncı katmana girişlerini gerçekleştirmişlerdi. Hiç de fena yere benzemeyen bu yerde çok geçmeden ilk canavarlar ortaya çıkar ve ekibimiz sığınacak bir yer aramaya koyulur. Yine çok geçmeden burada kurulmuş Ilblu adında bir köyü keşfederler. Köyün sakinleri de artık insan formunu kaybetmiş Narehatelerdir. Derken seride bizlere bu köyün kuruluş hikayesini ve Abyss’e inen ilk insanlardan olan Vueko, Belaf ve Wayukyan gibi insanların da hikayesi anlatılır. Yani be sezon Made in Abyss’te iki paralel hikayeyi takip etmekteyiz. Ve elbette Made in Abyss animesinden alışagelmiş üzere vahşette yüzünü çok geçmeden gösterecektir.
  • Lycoris Recoil İncelemesi

    Yönetmen: Adachi Shingo
    Stüdyo: A-1 Pictures
    Tür: Aksiyon
    Yapım Yılı: 2022
    Bölüm Sayısı: 11
    Anime Puanı: 10/7

     
    Bu senin önde gelen yapımlarından biri oldu Lycoris Recoil, hem reklam hem izlenme ve puan açısından yukarılarda kendisine yer buldu. Anime fotoğraflar ve trailer açısında kendinden çok bahsetmiyor o yüzden ben hikayesinden kısaca bahsedeyim. Lycoris adlı bir oluşum var, yetim kızları toplayıp suikastçı grubuna çeviriyorlar. Toplumda da gizlenmek için okul elbiseleri giyip kirli işleri gizlice yapıyorlar. Ve hükümette yapılan tüm işlerin üstünü örtüyor. Yani gizli bir örgüt kendileri. Diğer yandan ana karakterimiz ve en güçlü kişi Chisato, Lycoris’ten bir nebze ayrılmış, onların işlerini yapıyor ama örgüte %100 bağımlı değil. Çünkü örgütün “öldür” emrini hiç uygulamıyor. Daha sonra Takina’da Chisato’ya katılıyor ve böylelikle partnerlik ekseninde anime başlıyor ve animenin ilk bölümünde çalınan silahların peşinden gidiyorlar. Kısaca hikaye ahım şahım olmaya klişe bir havada.

    Hikaye klişe olsa da işleniş gayet güzel, yer yer sıkan kısımlar olmadı değil. (iç çamaşırı, pankek, ev temizliği vb. bölümler) Lakin hikaye kendini izlettiriyor çünkü Chisato’nun arkasında bir gizem var. Onunla beraber “Alan” adlı örgüt ve Majima bu gizeme ortak olunca hikaye akıyor. Ama çok da müthiş bir hikayesi yok. Eğlenceli, akan, çıtır çerez bir yapıya sahip. Hikaye kısmında biraz hayal kırıklığına uğradım ama kesinlikle çok kötü değil sadece beklentim biraz yüksekti ondan dolayı biraz hayal kırıklığına uğradım diyebilirim. Kaldı ki çok daha iyi olabilirmiş. Özellikle duygusal sahneler bana geçmedi. Daha vurucu keskin olsa o kısımlar hikayeye artı değer katardı. 
  • Thermae Romae Novae İncelemesi

    Yönetmen: Tatamitani Tetsuya
    Stüdyo: NAZ
    Tür: Komedi, Tarihi, Bilimkurgu
    Yapım Yılı: 2022
    Bölüm Sayısı: 11
    Anime Puanı: 10/6


    Favori animelerimden biri olan Id:Invaded yapımcısı olan NAZ stüdyosundan bu sefer farklı bir anime izliyoruz. Netflix’te yayımlanan Thermae Romae Novae, Roma dönemindeki bir Hamam mimarının başından gelenleri konu alıyor. Tabi bu konuyu alırken dümdüz işlemiyor, anime olduğu için farklı kafalar olmak zorunda. Ana karakterimiz her bölümde bir kere suyun içine düşüp farklı zaman dilimlerine ve çoğunlukla japonyadaki hamamlara birkaç saatliğine yolculuk yapıyor. Özellikle gelecekte gördüğü yeni tür hamamları kendi çağına uydurmaya çalışıyor. Evet aşırı absürt bir konusu var zaten izleme sebebim de konunun absürtlüğü. Ama nedense beklentim biraz yüksekti. Özellikle komedi kısmı biraz beni üzdü. Ama anime kötü değil ortalama bir yapım.

    Animeye dışardan bakınca bölüm başı 30+ dakika olduğuna aldanmayın. Animasyon içeriği 20-22 dakika olarak değişiyor. Uzun opening ve endinge sahip. Bunun yanı sıra her bölümün sonunda animenin çizeri olan ablamızla, gerçek hayattaki Japonya hamamlarını geziyoruz. Bu kısımlar 3-4 dakikalık çok tatlı sekanslar olarak çekilmiş. Animede ana karaktere ve bu belgesel gibi kısımlara da sesini veren benim favori abim Tsuda Kenjirou (The Way of the House Husband, Id:Invaded, Jujutsu Kaisen) cuk oturmuş. Animenin yazarı olan ablamızla hamam hamam gezip Japonya kültürünü görmek ayrı bir tat katmış animeye. Tsuda Kenjirou da keşke tüm animelerde sesi olsa dediğim adam.


    Animeye dönecek olursak, bence animenin en büyük eksiği komedisi. Ben daha komik beklerdim. Belki de ben çok gülmedim siz daha çok eğleneceksinizdir bilemiyorum. Ama tarih seviyorsanız kesinlikle animeye bakın derim. Sadece hamam değil yiyecek ve sanat eserlerini de gelecekten geçmişe getirmeye çalışıyor Lucius abimiz. Çok övüyorsun ama neden 6 puan verdin diyebilirsiniz. Fakat animeye düşük verme sebeplerim belli: Komedisi az, hikaye bütünlüğü ve gelişim pek yok. En kötüsü de her bölümün başında bir hamam isteniyor ne hikmetse Lucius’ta hep o sorunu çözecek yerlere yolculuk ediyor. Bu da bölümler ilerledikçe neyle karşılanacağınızı tahmin etmenize sebep oluyor. Hani sorun çözülecek bundan eminsiniz, bu da izleme keyfini düşürüyor. En keyif aldığım yerler Lucius ile gelecekte gezmek. Mesela buraları da daha iyi yapmaları lazımdı. Tuvaleti görünce kafayı yiyen adam bir televizyon ya da telefon görse ne olacaktı? Bunlar daha çok işlenmeliydi.

    Eğer zamanınız varsa ve tarihle ilgileniyorsanız izleyin derim. Çıtır çerez niyetine izlerim derseniz de gideri olan bir anime, sadece bana komedisi pek geçmedi az geldi. Ama Japonya kültürüne merakınız varsa kesin izleyin derim. Yemekler, hamamlar, eşyalar güzel açıklanmış. Özellikle Yazar ablamızla gerçek hayatta gezdiğimiz kısımlar baya iyi olmuş. Bu arada izlemediyseniz The Way of the House Husband kısa kısa live action bölümleri de var. Yine seslendiren abimiz Tsuda Kenjirou oynuyor. Bunu da buraya ekliyeyim. Açıkçası The Way of the House Husband gibi çok absürt bir konuya çok gülerim dedim olmadı ama olsun yine de kötü olmayan vasat bir animeyle günlerimizi geçirdik. Bu arada animede Ana karakterin başta olmak üzere bir sürü erkeğin poposu açık haberiniz olsun orası hep açık. Romalılar işte ne yaparsın. Neyse sağlıcakla ve kaliteli animelerle kalın.

  • Copyright © 2013 - Nisekoi - All Right Reserved

    ANİME İNCELEMELERİ SAYFASI Powered by Blogger - Designed by Johanes Djogan