Captain Tsubasa (2018) İncelemesi
Yönetmen: Toshiyuki Kato
Stüdyo: David Production
Tür: Spor
Yapım Yılı: 2018
Bölüm Sayısı: 52
Anime Puanı: 10/7
Stüdyo: David Production
Tür: Spor
Yapım Yılı: 2018
Bölüm Sayısı: 52
Anime Puanı: 10/7
Her nesile gösterilmek istenen Captain Tsubasa 2018 yılında yeniden yapım olarak tekrardan karşımıza çıkyor. Yazıya geçmeden önce her şeyin başladığı, orijinal anime serisinin incelemesini okumak isterseniz buraya tıklayın. Aslında 2018 serisi de birçok kez karşımıza çıkan serinin elden geçirilmiş, günümüze uyarlanmış hali. Dediğim gibi, Captain Tsubasa, on senede bir kaşrımıza çıkarak her nesle adeta yeniden tanıtılıyor. Ana karakterimiz Tsubasa Oozora Nankatsu şehrine taşınmıştır ve en büyük hayali dünya kupasını kazanmaktır. 7/24 futbol oynayan Tsubasa “top benim en iyi arkadaşım" diye sürekli etrafta gezinmektedir. Tsubasa, gerçekten zayıf olan Nankatsu takımına kaydolur, ilk arkadaşı Ryo Ishisaki ile tanışır. Ardından Shuutetsu'nun kaptanı olan ve daha önce hiç gol yememiş mucizevi kaleci Genzo Wakabayashi'ye meydan okuması ile serimiz başlar.
52 bölüm olan Captain Tsubasa'nın yarısı ilkokul diğer yarısı ise ortaokul döneminde geçmektedir. Seslendirmenler iyi bir iş çıkarmış, ilkokulda daha ince bir ses tonuna sahipken ortaokulda daha ciddi daha kalın bir ses tonuyla karşımıza çıkmaları hoş bir detay olmuş. İkinci sezondaki fantastik şutlar fikrini beğendim, top patlaması, duvarların kırılması fikri seriyi normal bir futboldan çıkarıp seriyi fantastik bir şekile bürümüş. Şahsen ortaokulu ilkokula tercih ederim, tercih meselesi tabii.
52 bölüm olan Captain Tsubasa'nın yarısı ilkokul diğer yarısı ise ortaokul döneminde geçmektedir. Seslendirmenler iyi bir iş çıkarmış, ilkokulda daha ince bir ses tonuna sahipken ortaokulda daha ciddi daha kalın bir ses tonuyla karşımıza çıkmaları hoş bir detay olmuş. İkinci sezondaki fantastik şutlar fikrini beğendim, top patlaması, duvarların kırılması fikri seriyi normal bir futboldan çıkarıp seriyi fantastik bir şekile bürümüş. Şahsen ortaokulu ilkokula tercih ederim, tercih meselesi tabii.
Serinin çizimleri oldukça hoş olmuş. 2. Açılış müziğini ise oldukça beğendim ancak tema müzikleri pek heyecan yaratmıyor, oldukça sönük kalmış. Bu yönden animeden biraz bayıyorsunuz. Ayrıca maçlarda biraz fazla hızlı ilerliyor gibime geldi, araya sürekli "Drive Shot!", "Tiger Shot!'" girmesinden maçın tadını pek alamıyorsunuz. Senaryoda son kısmı ise beğenmedim, ilkokul kısmının sonunda Takeshi, Tsubasa'nın bakışlarından korkup donakalıyor, ortaokulda ise gene aynısını yapmışlar, bu sefer olmaz Tsubasa-Kun! diye bir sahne araya girip ikilinin mücadelesini görmek bence güzel olurdu.
1983 yapımı olan Tsubasa'yı aratmadı bana, tatmin oldum diyebilirim, Japonya kısmını merakla bekliyorum. Ek olarak 2020'de çıkan Captain Tsubasa: Rise Of New Champions adlı oyuna küçük bir incelemede de bulundum. Bu tarz oyun incelemelerini kanalıma bulabilirsiniz. Daha yeni bir kanal, fakat düzenli bir şekilde içerikler ekleniyor. Kanalım Cicikuş Gaming'e beklerim, gününüz güzel geçsin :)
1983 yapımı olan Tsubasa'yı aratmadı bana, tatmin oldum diyebilirim, Japonya kısmını merakla bekliyorum. Ek olarak 2020'de çıkan Captain Tsubasa: Rise Of New Champions adlı oyuna küçük bir incelemede de bulundum. Bu tarz oyun incelemelerini kanalıma bulabilirsiniz. Daha yeni bir kanal, fakat düzenli bir şekilde içerikler ekleniyor. Kanalım Cicikuş Gaming'e beklerim, gününüz güzel geçsin :)
Darwin's Game İncelemesi
Yönetmen: Yoshinobu Tokumoto
Stüdyo: Nexus
Tür: Aksiyon
Yapım Yılı: 2020
Bölüm Sayısı: 11
Anime Puanı: 10/6
Stüdyo: Nexus
Tür: Aksiyon
Yapım Yılı: 2020
Bölüm Sayısı: 11
Anime Puanı: 10/6
Mirai Nikki yahut Btoom! gibi “Battle Royal” tarzı ile ön plana çıkan Darwin’s Game’de, hemen her anime serisinin başlangıcında olduğu gibi ana karakterimiz Kaname Sudo sıradan bir lise öğrencisidir. Günün birinde zorda olan bir sınıf arkadaşından bir telefon oyunu uygulaması olan Darwin’s Gamme’i oynama daveti alır ve Kaname daveti kabul eder. Daveti kabul etmesi ile birlikte telefonundan bir yılan çıkıverir ve Kaname’nin hayatını tamamen değiştirmek üzere onu boynundan ısırır.
Kaname Sudo, artık Darwin’s Game’in oyuncularından birisidir ve bu oyunda amaç hayatta kalmak ile öldürmektir. Şöyle ki, bir meydan okumaya maruz kaldığınızda karşınızdaki insanı öldürmeli yahut pes etmesini sağlamalısınız. Aynı şekilde Kaname de bir meydan okuma gönderebilir, klan kurabilir ve kazandığı puanları Japon yenine çevirip harcayabilir. Oyun, gerçek dünyada diğer insanların arasında geçmekte ve gerçek dünyada geçtiği için ölürseniz gerçek hayattan da bir “game over” alırsınız. Oyunda ölenlerin bedenleri yok olmakta ve öldükleri yerde bedenleri şeklinde kare çöküntüler oluşmaktadır. Bu arada, her oyuncunun mühür adında bir de özel yeteneği vardır. Örneğin Flash kadar hızlı koşma yahut suyu kontrol etme veya ışınlanma gibi. Üstelik bu mühürleri oyun dışında da kullanmak mümkündür. Karakterimiz Kaname de istemeden de olsa bu oyuna katılır ve bir yandan çıkmanın yollarını ararken, bir yandan da ölmemeye çalışır.
Kaname Sudo, artık Darwin’s Game’in oyuncularından birisidir ve bu oyunda amaç hayatta kalmak ile öldürmektir. Şöyle ki, bir meydan okumaya maruz kaldığınızda karşınızdaki insanı öldürmeli yahut pes etmesini sağlamalısınız. Aynı şekilde Kaname de bir meydan okuma gönderebilir, klan kurabilir ve kazandığı puanları Japon yenine çevirip harcayabilir. Oyun, gerçek dünyada diğer insanların arasında geçmekte ve gerçek dünyada geçtiği için ölürseniz gerçek hayattan da bir “game over” alırsınız. Oyunda ölenlerin bedenleri yok olmakta ve öldükleri yerde bedenleri şeklinde kare çöküntüler oluşmaktadır. Bu arada, her oyuncunun mühür adında bir de özel yeteneği vardır. Örneğin Flash kadar hızlı koşma yahut suyu kontrol etme veya ışınlanma gibi. Üstelik bu mühürleri oyun dışında da kullanmak mümkündür. Karakterimiz Kaname de istemeden de olsa bu oyuna katılır ve bir yandan çıkmanın yollarını ararken, bir yandan da ölmemeye çalışır.
Yukarıdaki paragrafımda Kaname ölmemeye çalışır dedim fakat bölümler ilerledikçe en büyük değişimi Kaname’nin kendisinde görüyoruz. Ürkek, öldürmek istemeyen ve şaşırmış Kaname yerini deyim yerindeyse John Wick’e bırakıyor:) Biraz acayip bir karakter gelişimi benim gözümde. Keza Kaname’ye manita olması için konulan Shuka’nın da Mirai Nikki’deki Yuno’dan neredeyse farkı yok gibi ve fan servisliği de ihmal edilmiyor. Oyun teması ilgi çekici olsa da üzerine düşündükçe fazla boşlukları olduğunu görüyoruz. Mesela biraz ortalara doğru Shibuya bölgesinde bir olay yaşanıyor ve oyuncu olmayan herkes gelen bir sinyal (hipnoz?) ile koca Shibuya’yı terk ediyor. Demek istediğim, sistem hakkında fala soru işareti mevcut. Ayrıca bölümlerin ilerleyişi de bana kalırsa inişli çıkışlı bir seyir gösteriyor. Misal son bölümlere doğru sıkılmaya başlamışken finali, pardon sezon finalini beğendim sayılır. Evet, sezon finali ve yarım bitiyor, mangası da devam ediyor yani bitmez arkadaşlar:)
Çizimlerini ele alacak olursam animenin en güçlü yanı diyemem. Nasıl anlatayım… Düşük bütçeli bir anime serisi gibi. Çok fazla detay ve ayrıntılı arka plan çizimleri göremezsiniz. Standart takılıyor. Ayrıca karakter modellemelerinin de emin olun birçok animede çok daha iyilerini görebiliriz. Fazla kötülemek istemiyorum; aslında kötü de değiller fakat olması gerektiği gibi de değiller işte. Aynı şekilde müzikler için de vasat ile iyi arasında gidip geldiğini söyleyebilirim. Anlayacağınız Darwin’s Game’in teknik kısmı da oyun sistemi gibi biraz bug içeriyor:)
Peki, animenin adı niye Darwin’s Game? Bunu animede bir bölümde anlatıyor ama ben söylemeyeceğim. Hayır, unuttuğumdan değil, izleyince öğrenin diye:) Günün birinde ikinci sezon mutlaka gelecek çünkü son bölümde bir – iki yeni karakteri görüyoruz. Şahsen merak içinde beklemiyorum ve belki de çıktıktan bir süre geçtikten sonra izlerim ama mutlaka günün birinde izlemiş olurum. Çok fazla hevesle bekleme ama çıkınca da izlersin tadında bir anime yani. Bir şansı hak ediyor mu? Elbette. Beklentiler yüksek olsun mu? Hayır ama kim bilir, belki de size ters köşe yaptırabilir.
Peki, animenin adı niye Darwin’s Game? Bunu animede bir bölümde anlatıyor ama ben söylemeyeceğim. Hayır, unuttuğumdan değil, izleyince öğrenin diye:) Günün birinde ikinci sezon mutlaka gelecek çünkü son bölümde bir – iki yeni karakteri görüyoruz. Şahsen merak içinde beklemiyorum ve belki de çıktıktan bir süre geçtikten sonra izlerim ama mutlaka günün birinde izlemiş olurum. Çok fazla hevesle bekleme ama çıkınca da izlersin tadında bir anime yani. Bir şansı hak ediyor mu? Elbette. Beklentiler yüksek olsun mu? Hayır ama kim bilir, belki de size ters köşe yaptırabilir.
Baki (2020) İncelemesi
Yönetmen: Hirano Toshiki
Stüdyo: TMS Entertainment
Tür: Aksiyon, Dövüş
Yapım Yılı: 2020
Bölüm Sayısı: 13
Anime Puanı: 10/6.5
Stüdyo: TMS Entertainment
Tür: Aksiyon, Dövüş
Yapım Yılı: 2020
Bölüm Sayısı: 13
Anime Puanı: 10/6.5
Netflix'te izlenebilir durumda olan Baki'nin incelemesine geçmeden önce bir önceki sezonun incelemesini okumak isterseniz buraya, 2001 yılında çıkan seri için buraya ve her şeyin başladığı ilk seri için buraya tıklayabilirsiniz. Baki, dünyanın en güçlü "yaratığı" olan babası Yujiro Hanma’yı yenmek isteyen bir çocuk... Baki’nin yeni sezon incelemesiyle karşınızdayız ve hafif spoiler uyarısı vermek istiyorum. Diğer sezonlarının incelmesine siteden ulaşabileceğiniz gibi geçen sezonu hatırlarsak dünyanın en güçlü idam mahkumları Baki’nin olduğu yere kaçmışlar ve 5’e 5 ölüm kalım mücadelesi verilmişti. Sonunda da Baki zehirlenmişti. Bunun sonucunda aşırı zayıflamış ve tedavi için Çin’e götürülmüştü. İkinci sezon da tam olarak buradan devam ediyor.
Çin kenposu dövüş sanatının varisi Retsu ve hocasına göre Baki, iyileşmek için orada 100 yılda bir düzenlenen tek günlük Büyük Raitai Turnuvası’na katılmalıdır. Çünkü o turnuvaya “zehirli el” kullanıcısı bir dövüşçü de katılacaktır. Yani bir zehri başka bir zehirle etkisizleşeceğini düşünmektedirler. Baki, o hasta haliyle turnuvaya katılmak için endişeliyken turnuvaya Yujioru Hanma’nın da katılacağını öğrenir ve turnuvaya dahil olur. Turnuvada babasının üç yıl hapiste kalması nedeniyle yarıda kalan tekniğini tamamlayan Muhammed Ali JR, Yujiro Hanma, Baki Hanma dahil 15 savaşçı ile 146 yaşında, Yujiro Hanma’ya bile “zayıfsın” diyen eski Raitai Turnuva Şampiyonu da katılır. Turnuva devam ederken yaşanan olaylar da işin seyrini normal bir turnuva olmaktan çıkarıp başka amaçlar üzerine bir savaşa dönüşecektir. Bakalım ölümcül zehirle zehirlenmiş, vücudu en uç noktaya kadar zayıflamış Baki iyileşebilip dövüşler çıkarabilecek midir?
İlk sezondan tanıdığımız Dorian ve Oliva bu sezonda da yer alıyor fakat onların olayını tam anlayamadım. Turnuvanın seyrinin değişmesi de iyi oldu. Yine de hala dövüşler çok kısa sürüyor. Yani iki taraf arasında bu kadar uçurumun olup karşılaşmanın hemen sonlanması yerine biraz daha başa baş olup çok keyif verici sahneler izleyebilirdik aslında. Ama Retsu ile Jyaku karşılaşması çok iyiydi. Bir de tabi özellikle bu sezon Yujiro ile eski turnuva şampiyonu Kaku’nun karşılaşması için izlenebilir. Ancak turnuva sonrası yaşananları sırf animeyi bitirebilmek için izledim diyebilirim. Yani Baki ile kız arkadaşının arasındaki ilişkinin nasıl o hale gelmesinden mi bahsetsem, M. Ali Jr’ın Baki ile dövüşmek için yaptıkları saçmalıklardan mı bahsetsem bilemedim. Ayrıca bu karakteri başlarda şişiriyorsanız sonra neden dibe çektiniz. Geçen sezon Oliva’yı falan izlemiştik bu sezon da bu karakteri izledik turnuva dışında. 2018 sezonunda da Baki geri planda kalmıştı.
Açıkçası ilk iki sezonun tadını bu sezonlarda alamadım. Kısacası çoğu yerde saçmalamışlar bence. Ayrıca dövüşlerde de saçmalıklar yok değildi. İki taraf da sanatının hikayesini anlatıyor, övünüyor, karakteri şişiriyorlar vs. sonra bir bakıyoruz bir taraf tek yiyor :) Yani karşılaşmaları böyle yapmak yerine daha uzun daha heyecanlı soluk soluğa izlenebilecek karşılaşmalar gayet de rahat tasarlanabilirdi ama yazık etmişler maalesef. Ellerinde çok güzel iş çıkarabilecek çok iyi potansiyel varken bu olmamış. Müziklerine gelecek olursak açılış şarkısını başarılı buldum. Doğu müziği tınıları içeren hareketli, uygun bir parça olmuş. Kapanış şarkısı da fena değildi. Sonuç olarak animeyi tutarsızlıkları, saçmalıkları göz ardı edebilirsek keyifle izlenebilir ama bunlara göz yummak pek mümkün olmadığı için üzülerek biraz puan kırıyorum. Gelecek sezonun olacağı sinyalini de verdiler bakalım umarım o daha güzel olur. Hoşça kalın :)
Açıkçası ilk iki sezonun tadını bu sezonlarda alamadım. Kısacası çoğu yerde saçmalamışlar bence. Ayrıca dövüşlerde de saçmalıklar yok değildi. İki taraf da sanatının hikayesini anlatıyor, övünüyor, karakteri şişiriyorlar vs. sonra bir bakıyoruz bir taraf tek yiyor :) Yani karşılaşmaları böyle yapmak yerine daha uzun daha heyecanlı soluk soluğa izlenebilecek karşılaşmalar gayet de rahat tasarlanabilirdi ama yazık etmişler maalesef. Ellerinde çok güzel iş çıkarabilecek çok iyi potansiyel varken bu olmamış. Müziklerine gelecek olursak açılış şarkısını başarılı buldum. Doğu müziği tınıları içeren hareketli, uygun bir parça olmuş. Kapanış şarkısı da fena değildi. Sonuç olarak animeyi tutarsızlıkları, saçmalıkları göz ardı edebilirsek keyifle izlenebilir ama bunlara göz yummak pek mümkün olmadığı için üzülerek biraz puan kırıyorum. Gelecek sezonun olacağı sinyalini de verdiler bakalım umarım o daha güzel olur. Hoşça kalın :)
Yuukoku no Moriarty İncelemesi
Yönetmen: Kazuya Nomura
Stüdyo: Production I.G
Tür: Tarihi, Shounen, Psikolojik, Gizem
Yapım Yılı: 2020
Bölüm Sayısı: 11
Anime Puanı:10/ 9.5
Stüdyo: Production I.G
Tür: Tarihi, Shounen, Psikolojik, Gizem
Yapım Yılı: 2020
Bölüm Sayısı: 11
Anime Puanı:10/ 9.5
Evet, Sherlock Holmes evrenine yeni bir bakış açısıyla bakmaya hoş geldiniz. Moriarty the Patriot adıyla da bilinen bu animede olaylara Sherlock’un baş düşmanı, saplantı haline getirdiği, ona en büyük gizemleri sunan suç danışmanı Profesör William James Moriarty’nin penceresinden bakıyoruz. Moriarty 19.yy sonlarında Büyük Britanya’da sınıf ayrımının hat safhada olduğu dönemde yaşamaktadır. Soylu Moriarty ailesine katılıp Moriarty olması da küçük yaştaki zekasının ve bilgeliğinin sayesinde olmuştur. Ona göre kötü insanlar ortadan kaldırılırsa herkes iyi olacak ve dünya harika bir yer olacak.. Bunun için de kötü adamları ortadan kaldırması için kimi zaman başka bir kötü adamı kimi zaman da artık kaybedecek bir şeyi kalmayan intikam ateşiyle yanıp tutuşan insanları ustalıkla kullanıyor. Peki suçu başka bir suçla örtmek kanuna göre suç değil mi? Moriarty davasında haklı mı? Peki ya adalet soylular için işlemiyorsa? gibi soruları da sordurmayı başarıp Moriarty felsefesini düşündürüyor. Moriarty’e göre suç olabilecek delilleri ortadan kaldırırsak ortada suç olabilecek bir şey kalmaz yani bir başka deyişle “kusursuz suç olur” diyerek Sherlock’un “kusursuz suç yoktur” ilkesine karşı çıkıyor.
Planlarını ince ince işleyip uygulamaya koymuşken tam dişine göre birisi olan Sherlock Holmes ile karşılaşmasıyla olaylar daha da ilginçleşiyor ve bir suç dâhisi, suç danışmanı ile dedektif danışmanın muhteşem kovalamacasını izliyoruz. Moriarty, Sherlock’a adeta “catch me if you can” diyor ve Sherlock’u birçok gizem birçok soru işareti bekliyor. Tabi seri 11 bölüm olduğu için bize kısa geliyor ve bittiği için üzülüyoruz ama bir yerde okuduğuma göre ilk sezon aslında 24 bölüm olarak planlanmış fakat pandemiden dolayı yarıda kesmek zorunda kalmışlar. Yeni sezonun nisan ayı gibi geleceği söyleniyor. Bir de kendi adaletini yaymaya çalışan birinin olması (Kira) ve bunu engellemeye çalışan birinin olması (L) ve aynı zaman da ikisinin de zeki olarak birbirine meydan okuması bize Death Note’yi de hatırlatmıyor değildi.
Müzikleri ve kapanış parçası belki ortalamaydı ama opening’inin gerçekten başarılı olduğunu söyleyebilirim. Açıkçası animede beğenmediğim, gözüme çarpan bir şey olmadı. Özellikle artık birçok şeyin sarmamaya başladığı bu pandemi döneminde bu animeyi gayet de severek izledim ve kesinlikle bir göz atmanızı öneririm. Zaten gerilimi de kendine çekmeyi başarıyordu. Hatta 6-7. bölümlerde ince eleyip sık dokuduğu plan kesinlikle görülmeye değerdi. 11 bölüm olmasıyla da çerez niyetine peş peşe izleyeceğinizi garanti edebilirim. Hakikaten kaliteli animeydi. İyi seyirler!
Müzikleri ve kapanış parçası belki ortalamaydı ama opening’inin gerçekten başarılı olduğunu söyleyebilirim. Açıkçası animede beğenmediğim, gözüme çarpan bir şey olmadı. Özellikle artık birçok şeyin sarmamaya başladığı bu pandemi döneminde bu animeyi gayet de severek izledim ve kesinlikle bir göz atmanızı öneririm. Zaten gerilimi de kendine çekmeyi başarıyordu. Hatta 6-7. bölümlerde ince eleyip sık dokuduğu plan kesinlikle görülmeye değerdi. 11 bölüm olmasıyla da çerez niyetine peş peşe izleyeceğinizi garanti edebilirim. Hakikaten kaliteli animeydi. İyi seyirler!
Dorohedoro İncelemesi
Yönetmen: Yuichiro Hayashi
Stüdyo: Mappa
Tür: Aksiyon, Fantastik, Macera
Yapım Yılı: 2020
Bölüm Sayısı: 12
Anime Puanı: 10/8
2021 yılının ilk incelemesini Dorohedero animesi ile yapıyoruz. Netflix’te n izlenebilir durumda olan garip isimli anime, uzak ve kıyamet sonrası bir dünyada, daha doğrusu iki farklı alemde geçmekte. İlki “Delik” olarak adlandırılan ve insanların yaşadığı alem, ikincisi ise büyücülerin yaşadığı alemdir. Her iki alemde yaşayanlar ilk bakışta insan olsa da, büyücüler farklı bir tür olarak nitelendirilmektedir. Büyücülerin dünyasında kast sistemi de göze çarpmaktadır. Duman olarak adlandırılan büyü yaratma güçleri yüksek olanlar varlık ve bolluk içinde yaşarken dumanı düşük, hatta hiç olmayanlar fakirlik içinde yaşamaktadır. Dumanı, yani büyü gücü zayıf olanlar çeşitli tıbbi yöntemlerle yahut uyuşturucu maddelerle dumanını arttırmaya çalışmaktadır. Ayrıca her büyücünün gücü farklılık göstermektedir. Dolayısıyla büyü gücü nadir olanlar popüler büyücülerdir. İşte bu büyücüler, büyü güçlerini geliştirmek – pratik yapmak için bir kapı atarak insanlık alemine geçiş yapar ve insanları kobay olarak kullanarak üzerlerinde büyülerini kullanırlar. Bu yüzden insanlar aleminde birçok deforme olmuş, büyüye maruz kalmış insan bulunmaktadır. Ha, insanlar buna karşı çıkmamış mı? Zamanında evet ama baş edemediklerinden dolayı boyun eğmişlerdir.
Hızlı bir açılış ile karşımıza çıkan animede Caiman adlı timsah kafalı bir elemanla ona eşlik eden Nikaido adlı bir kızla tanışıyoruz. Çok geçmeden öğreniyoruz ki, Caiman’a bir büyücü tarafından büyü yapılmış ve kafası timsaha dönüşmüştür. Yetmezmiş gibi tüm hafızasını da kaybetmiştir. Caiman’ı, Nikaido bulmuştur ve gün geçtikçe dostlukları pekişmiş, beraberce Caiman’a büyü yapan büyücüleri aramaya başlamışlardır. Caiman’ın ağzının içinde gerçek benliği olarak düşündüğü birisi daha vardır ve yakaladığı büyücülerin kafasını ağzına sokarak ona göstermektedir. Ağzın içindeki eleman ise Caiman’ın şansızlığına sürekli “Bu Değil” diye cevaplamaktadır. Peki, Caiman ve Nikaido yakaladıkları bu büyücülere daha sonra ne yapıyor? Elbette parça parça doğrayarak öldürüyorlardır:) Tabi bu durum büyücüler aleminde dikkat çekmeye başlayacaktır ve işler karışmaya başlayacaktır.
12 bölüm boyunca süren animede Caiman ve Nikaido’nun bol kan ve vahşet içeren ama bolca da kara mizaha yer verilen macerasına tanıklık ediyoruz. Bu arada, Dorohedoro’nun anlamını araştırdığımda karşıma çeşitli varsayımlar çıktı ve Japon alfabesi olan Kanji yazılışına göre bir kelime oyunu da bulunmakta. Genel görüş ise “Çamurdan Çamura” anlamına geldiği. Bu kısa bilgiye de verdikten sonra animenin içerik olarak hiçbir şeyden çekinmediğini belirtmek isterim. Kopan uzuvlar, kan, garip yaratıklar, şeytanlar ve gerek insanların dünyası, gerekse büyücülerin dünyası acayip yer ile mekanlar. Bu hususta anime kendi farklı evrenini başarılı bir şekilde yaratmış. Caiman’ın aslında kim olduğu merak uyandırıyor lakin bazen bölümler çok hızlı ilerliyor ve soru işareti üzerine soru işareti bindiriyor. Zaten yarım bittiği için de öylece kalıveriyorsunuz. Demek istediğim, hikaye örgüsü karışık ve karakterler daha çok ön planda. Yani ilk bakışta çok önemsiz görünen karakterlerin bile her bölüm karşımıza çıktığını ve derinlik kazandığını görüyoruz. Fakat hikayenin ilerleyişi bakımından azıcık sıkıntı var.
Animenin çizimleri de tıpkı içeriği gibi farklı ve kendine has. Mesela resimlerden Nikaido’nun yüz çizimini gördüğünüzde sanki seksenli yıllardan kalma gibi görünüyor. Caiman’a baktığınızda ise mimiksiz bir timsah yüzü. Genele ve hareketleri sahnelere baktığımızda ise on numara beş yıldız:) Çarpışma sahnelerinin kalitesi ve estetiği keyifli bir izlenebilirlik sunuyor. Animenin müzikleri ve sesleri bakımından ise diyecek pek bir şeyim yok. Her şeyi garip olduğu gibi açılış parçası da garip ve kapanış parçaları da değişkenlik göstermekte. Sürekli dinlemek isteyecek kadar sevmedim ama kötü asla diyemem.
Dediğim gibi Dorohedoro sezon finali tadında bir son bölüm ile karşımıza çıkıyor ve iyice karışan olaylar yarım kalıyor. Tek tesellim, animenin 18 yıl süren mangası bitmiş durumda ve gerçek bir final yapabilecek ender animelerden birisi durumunda. İkinci sezonu merakla bekleyenler arasında ben de varım fakat henüz ikinci bir sezon hakkında bir bilgi mevcut değil. Artık bekleyip göreceğiz.
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)


















0 comments