Souten no Ken: Regenesis 2 İncelemesi
Yönetmen: Yoshio Kazumi
Stüdyo: Polygon Pictures
Tür: Aksiyon, Dövüş, Dram
Yapım Yılı: 2018
Bölüm Sayısı: 12
Anime Puanı: 10/6.5
Stüdyo: Polygon Pictures
Tür: Aksiyon, Dövüş, Dram
Yapım Yılı: 2018
Bölüm Sayısı: 12
Anime Puanı: 10/6.5
Regenesis sezonunun ikinci kısmına geçmeden önce yine kısa birkaç bilgi vermek istiyorum. Bilmeyenleriniz olabilir, Souten no Ken, ünlü Hokuto no Ken serisinin öncesini anlatan bir anime ve başrolde bizim Kenshiro’nun ustasının abisi Kenshiro Kasumi var. Zaten Kenshiro da adını Kenshiro Kasumi’den almış. Hokuto no Ken’i henüz izlemediyseniz ne duruyorsunuz diyerek inceleme linkini de buraya bırakıyorum. Souten no Ken’in 2006 yılında yayınlanan ilk anime serisi içinse buraya ve Regenesis’in ilk sezonuna ulaşmak için buraya tıklamanız yeterli.
Souten no Ken Regenesis’in ikinci sezonu tahmin edeceğiniz üzere ilk sezonun bıraktığı yerden devam ediyor. Dolayısıyla ilk sezonu izlemediyseniz açıkçası bu incelemeyi okumak da anlamsız olabilir. Her neyse; Kenshiro, Yasaka, Erika ve ekibin kalan üyeleri Endonezya’dadır ama kötülük elbette peşlerini bırakmaz. İlk sezonun ardından huzur bulmak isteyen ekibimizi “Nahash Halkını” yeniden canlandırmak için dünyayı yok etmek isteyen bir güruh takip etmektedir ve amaçları Erika’yı ele geçirmektir. Elbette bu arkadaşlar avuçlarını yalar diyebilirsiniz çünkü bizim saffımızda Kenshiro vardır lakin Kenshiro’nun geçmişinden birisi gelecek ve Kenshiro hayatının sınavını verecektir.
Souten no Ken Regenesis’in ikinci sezonu tahmin edeceğiniz üzere ilk sezonun bıraktığı yerden devam ediyor. Dolayısıyla ilk sezonu izlemediyseniz açıkçası bu incelemeyi okumak da anlamsız olabilir. Her neyse; Kenshiro, Yasaka, Erika ve ekibin kalan üyeleri Endonezya’dadır ama kötülük elbette peşlerini bırakmaz. İlk sezonun ardından huzur bulmak isteyen ekibimizi “Nahash Halkını” yeniden canlandırmak için dünyayı yok etmek isteyen bir güruh takip etmektedir ve amaçları Erika’yı ele geçirmektir. Elbette bu arkadaşlar avuçlarını yalar diyebilirsiniz çünkü bizim saffımızda Kenshiro vardır lakin Kenshiro’nun geçmişinden birisi gelecek ve Kenshiro hayatının sınavını verecektir.
Souten no Ken, orijinal Hokuto no Ken gibi başarılı olamadı ve Souten no Ken de doğrusunu söylemek gerekirse koyu Hokuto fanlarına hitap eden bir seri. Yani Hokuto no Ken’i izlememiş birisine Souten no Ken’i izlettirmeyi kalkarsanız en iyi ihtimalle “bu ne be?” der en kötü ihtimalle koronadan beter hale gelir:) Şaka bir yana, seri gerçekten Hokuto no Ken’in hatırına izleniyor çünkü animede Kenshiro’nun adını taşıyan bir karakter var. Özellikle meşe ağacına benzeyen, tamamı kastan oluşan karakterleri ve “eşsiz” CGI’ı ile bambaşka bir seviyede. Bakın, ben pek CGI taraftarı değilim ama güzel CGI efektler ve çizimler gördüğümde de hakkını veririm. Koyu bir Hokuto no Ken ve Kenshiro hayranı olarak Souten no Ken’in çizimlerinin açık açık berbat olduğunu söylüyorum. Ne yürümeleri normal ne de zaten çok az olan dövüşler tat veriyor. Bu arada dövüş demişken, ilk serilerde yine yumruk yumruğa kavgalar vardı fakat ikinci sezonda Nahash halkından olan elemanlar “aduket” çektiği için yumruklar neredeyse hiç buluşmuyor. Buna karşın bir karakter aduket yediğinde vücuduna oluşan yara izine uzun bir süre sadık kalınmasını takdir ettim.
Peki, yukarıda verdiğim puanı bile hak edecek ne yaptı bu seri? Açıkçası çok düşündüm ve puanın çoğunun seriyi izlememle olan sebeple aynı: Hokuto no Ken. Bir de sonlara doğru ister istemez insan biraz duygusallık yaşıyor çünkü Hokuto no Ken aleminde bir devrin kapandığına tanıklık ediyorsunuz. Diğer Souten yazılarımda belirtmiştim, Kenshiro Kasumi gerçekten güçlü bir Hokuto Shinken kullanıcısı ve orijinal Kenshiro’dan bile daha iyi olduğu görüşündeyim. Dolayısıyla Kenshirıo Kasumi’nin karşısına asla onu zor duruma bırakacak birisi çıkmıyordu. Ta ki, Himuka adındaki karakter çıkana kadar. Fazla spoiler vermek istemiyorum ama bu sefer Kenshiro Kasumi’nin başının gerçekten dertte olduğunu hissedebiliyorsunuz. Bir de Hokuto no Ken izleyicileri şu olayın farkında; son varis Kenshiro ve gerek ustası gerekse Kenshiro Kasumi artık yaşamıyor. Ustanın ölümüne tanıklık ediyoruz ama ya Kenshiro Kasumi? İşte bu sezonun sonunda malum beklenen gerçekleşiyor. Nasıl olduğunu söylemeyeceğim ama bana kalırsa biraz ucuz yollu olmuş.
Souten no Ken’in anime macerası bu ikinci sezonla açık açık sonlanmış oldu. Regenesis mangası hala devam etmekte fakat içeriğin manga ile çok fazla alakası yokmuş. Ha, şöyle bir şey olabilir; Hollywood’un son yıllarda ayıla bayıla yaptığı “reboot” olayı gerçekleşip sıfırdan bir Souten no Ken serisi gelir ancak. Öbür türlüsü olmaz çünkü bir devir daha kapanmış oldu. Her ne kadar berbat çizimlere ve Kenshiro’yu zorlayacak düşmanlar bulunmasa da, Kenshiro Kasumi’nin duruşu, kişiliği ve Hokuto Shinken becerileri ile varislerin en büyüğüydü.
Souten no Ken’in anime macerası bu ikinci sezonla açık açık sonlanmış oldu. Regenesis mangası hala devam etmekte fakat içeriğin manga ile çok fazla alakası yokmuş. Ha, şöyle bir şey olabilir; Hollywood’un son yıllarda ayıla bayıla yaptığı “reboot” olayı gerçekleşip sıfırdan bir Souten no Ken serisi gelir ancak. Öbür türlüsü olmaz çünkü bir devir daha kapanmış oldu. Her ne kadar berbat çizimlere ve Kenshiro’yu zorlayacak düşmanlar bulunmasa da, Kenshiro Kasumi’nin duruşu, kişiliği ve Hokuto Shinken becerileri ile varislerin en büyüğüydü.
Banana Fish İncelemesi
Yönetmen: Hiroko Utsumi
Stüdyo: Mappa
Tür: Aksiyon, Gerilim
Yapım Yılı: 2018
Bölüm Sayısı: 24
Anime Puanı: 10/5
Stüdyo: Mappa
Tür: Aksiyon, Gerilim
Yapım Yılı: 2018
Bölüm Sayısı: 24
Anime Puanı: 10/5
Çeşitli ödüllere ve adaylıklara sahip olan Mangaka Akimi Yoshida’nın ilk olarak 1985 yılında yayınlanan ve 1994 yılında sona eren aynı adlı eserinden animeye aktarılan Banana Fish, izleyenini New York şehrine götürüyor. Altın sarısı saçları yeşil gözleri ile dikkat çekici güzelliğe sahip olan on yedi yaşındaki Ash Lynx, çocuklardan oluşan bir çetenin cesur lideridir. Günün birinde Ash’in karşısına ölmekte olan bir adam çıkar ve içinde ne olduğu bilinmeyen bir maddeyi Ash’e vererek söylediği adrese götürmesini ister. Adamın son sözleri ise “Banana Fish” olur ve Ash’in kafasında şimşekler çakar. Çünkü Banana Fish, abisi Griffin’in sürekli mırıldandığı iki sözcüktür. Bir asker olan Griffin, savaş sırasında ansızın kendi arkadaşlarına ateş etmeye başlamış ve bacaklarından yaralanarak zapt edilmiştir. O günden bu yana bir daha asla kendisi gibi olamamış ve ağızından çıkan tek kelimeler Banana Fish olmuştur. Elbette Ash yakaladığı bu ipucun peşini bırakmayıp işin içyüzünü öğrenmek için canını bile feda etmeye hazırdır lakin olay öyle derindir ki, sadece kendi canı değil, çevresindekilerin de hayatı Banana Fish yüzünden tehlikeye girecektir. Diğer taraftan mangaya/animeye Japon karakter eklemek için Japonya’dan gelen Shun Ibe ve Eiji Okumura da sokak çeteleri hakkında haber yapmak için New York’a gelmiştir. Eiji’nin yolu çok geçmeden Ash ile kesişir ve kendisini hiç ummadığı bir maceranın içinde bulmuş olur.
Banana Fish içerik olarak mafya havasına hakim, sürekli bir mekandan bir mekana ilerleyen ve genelde hızlı sahnelerin yaşandığı bir anime. Öte yandan beni gafil avlayan yanı ise güzel erkek denen “bishonen” karakterlere ve hafif “yaoi” kokan bir içeriğe sahip olmasıdır Ash, eski bir erkek fahişedir ve özellikle ilk bölümlerde sürekli bundan bahsedilmekte. İki erkeğin yatakta ettikleri sohbetler, dudaktan buse kondurmaları ve Ash ile Eiji arasındaki yakınlık derken anime açıkçası benim çok da sevmediğim bir yönde ilerlemeye başladı. Aslında suç burada biraz da benim çünkü Mangaka’nın da eserlerini inceleyecek olursak genellikle kadınlara yönelik içerikleri ile dikkat çekiyor. E, benim dikkatimi çekmediği için de ben daha çok senaryoya odaklanmak istedim fakat hikaye de bir süre sonra klişeleşmeye ve heyecanını yitirmeye başladı.
Hikayenin ilk kısımları epey merak uyandırıcı, buna kimse inkar edemez. Banana Fish nedir mevzusu animenin ateşleme gücü. Gelgelelim Banana Fish nedir öğrendikten sonra olaylar tipik bir suç/gerilim içeriğine, sanki B sınıfı bir aksiyon filmi izliyormuşçasına bir havaya bürünüyor. İşte al sana içinde tek kurşun olan bir silah, sevdiğini kurtarmak için arkadaşını feda edebilir misin gibi modası geçmiş (gerçi mangası seksenler – doksanlar arasındaydı, yani geçmemiş olabilir:) sahneler ve çatışmalarla süresi de uzatılmak istenmiş gibi. Bu arada otuz iki yaşında olan Max Lobo’ya Ash’in amca diye hitap etmesine hem güldüm hem bozuldum:) Bende otuz iki yaşındayım ve işleri gerçeğe uyarlayacak olursak Ash gibi bir karakterin en az otuz yaşında olması gerekirdi. Ayrıca yirmilerine bile ulaşamamış Ash gibi çocukların küçük adamcılık oynaması da zaten animelerde olur:) Hadi bakalım Ash efendi, hodri meydan sana! :)
Hikayenin ilk kısımları epey merak uyandırıcı, buna kimse inkar edemez. Banana Fish nedir mevzusu animenin ateşleme gücü. Gelgelelim Banana Fish nedir öğrendikten sonra olaylar tipik bir suç/gerilim içeriğine, sanki B sınıfı bir aksiyon filmi izliyormuşçasına bir havaya bürünüyor. İşte al sana içinde tek kurşun olan bir silah, sevdiğini kurtarmak için arkadaşını feda edebilir misin gibi modası geçmiş (gerçi mangası seksenler – doksanlar arasındaydı, yani geçmemiş olabilir:) sahneler ve çatışmalarla süresi de uzatılmak istenmiş gibi. Bu arada otuz iki yaşında olan Max Lobo’ya Ash’in amca diye hitap etmesine hem güldüm hem bozuldum:) Bende otuz iki yaşındayım ve işleri gerçeğe uyarlayacak olursak Ash gibi bir karakterin en az otuz yaşında olması gerekirdi. Ayrıca yirmilerine bile ulaşamamış Ash gibi çocukların küçük adamcılık oynaması da zaten animelerde olur:) Hadi bakalım Ash efendi, hodri meydan sana! :)
Banana Fish’in çizimlerine baktığımda hala ikilemde olduğumu belirtebilirim. Kimi sahnelerde çizimler şahane gözüküyorken kimi sahnelerde sanki düşük bütçeli bir yapım ürünüymüş gibi. Oysa anime stüdyosu Mappa, kendine has karakter çizimleri ile işini en iyi yapan stüdyolardan birisi. Bakınız Sakamichi no Apollon, Dororo veya Inuyashiki. Daha birçok anime sayabilirim ve hepsi de çizimler bakımından üst seviye. Banana Fish de ise ne hikmetse bir kalitesizlik var. Animenin müziklerine ise herhangi bir lafım yok. Gerek açılış ve kapanış parçaları, gerekse bölümler esnasında çalan parçalar gayet seriye yakışan, kaliteli parçalar.
12 + 12 olacak şekilde iki sezona sahip olan Banana Fish’i dilerseniz Amazon Prime’dan Türkçe altyazı seçeneği ile hemen izleyebilirsiniz. İzlemeliyim diye soracak olursanız şayet; eğer bishonen tarzını seviyorsanız bence benden çok daha fazla sevebilirsiniz. Eğer benim gibi bu tarzla aranız pek yok ise Banana Fish’i es geçmek akıllıca bir seçim olabilir.
12 + 12 olacak şekilde iki sezona sahip olan Banana Fish’i dilerseniz Amazon Prime’dan Türkçe altyazı seçeneği ile hemen izleyebilirsiniz. İzlemeliyim diye soracak olursanız şayet; eğer bishonen tarzını seviyorsanız bence benden çok daha fazla sevebilirsiniz. Eğer benim gibi bu tarzla aranız pek yok ise Banana Fish’i es geçmek akıllıca bir seçim olabilir.
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)









0 comments