• Yazar : Rafet Kaan Moral 17 Şubat 2020

    Yönetmen: Kazuhiro Furuhashi
    Stüdyo: Mappa
    Tür: Macera, Doğaüstü, Dram
    Yapım Yılı: 2019
    Bölüm Sayısı: 24
    Anime Puanı: 10/10


    Ünlü Mangaka/Yapımcı/Animasyoncu Osamu Tezuka’nın en ünlü eserlerinden birisi olan Dororo’nun anime uyarlaması var karşımızda. Lakin bu 2019 yapımı seri, ilk kez karşımıza çıkmıyor. Dororo to Hyakkimaru adı altında 1969 yılında yayınlanmış olan yirmi altı bölümlük bir seri daha vardır. Osamu Tezuka’yı tanıyabileceğiniz bir diğer ünlü eseri de Astro Boy’dur.

    Yirmi dört bölümlük 2019 yapımı seride, animeye adını da veren Dororo ve Hyakkimaru’nun macerasınba tanıklık ediyoruz. Savaşların hüküm sürdüğü, açlığın ve sefaletin köylerin peşini bırakmadığı animede Daigo Kagemitsu bir derebeyidir. Buyruğundaki köylerde ise kuraklık kol gezmektedir ve düşman güçleri de kapıdadır. Son çare olarak Daigo, Cehennem Tapınağına gider on iki iblis ile bir anlaşma yapar. Daigo, iblislerden güç karşılığında gerekirse etini ve ruhunu sonsuz cehenneme satmaya razıdır. Gelgelelim iblisler Daigo’yu değil, ilk doğacak olan çocuğunu gözlerine kestirir. Çocuk doğduğunda bir şimşek çakıverir ve kolsuz, bacaksız, gözleri – kulakları – burnu ve cildi olmayan ama yine de hayatta olan bir bebek doğuverir. Daigo doğduğu gibi bebeği annesinin koynundan koparıverir ve ebeye teslim ederek nehre bırakmasını ister. Ebe ise bebeğin yaşamaya çalıştığını düşünerek onu kaderin ellerine bırakır ve bir sandala koyuverir. Kaderin bir cilvesi olsa gerek, bebeği ölülere protez yapan (cenazeleri düzgün gözüksün diye) Jukai adlı bir adam bulur ve yetiştirir. 


    Aradan elbette yıllar geçer. Daigo’nun memleketi güce ve bolluk berekete kavuşur. Bebeği ise annesi hariç kimse hatırlamaz. Bir başka diyarda ise Dororo adında küçük bir çocuk hayatta kalma mücadelesi vermektedir. Üçkağıt yaparak karnını doyurmaya çalışsa da temiz bir kalbi vardır. Günün birinde dolandırdığı üç adam onu nehir kenarında yakalar ve tartaklamaya başlar. Tam işler ciddiye binecekken genç bir oğlan köprünün tepesinde belirir ve dümdüz ileri bakarak istifini hiç bozmaz. Derken bir iblis meydana çıkagelir ve Dororo’ya zorluk yaşatan adamları anında mideye indirir. Sıra Dororo’ya geldiğinde genç oğlan imdadına yetişir ve iblisi alt eder. Dororo, bu genç oğlana yakından baktığında yüzünde maske olduğunu fark eder. Derken iblisin ölümü ile beraber derisine kavuşur. Kolları protez olan ve dirseklerinden kılıçlar çıkan, gözleri görmeyen ve ayakları da protez olan, sağır ve dilsiz bu oğlan yıllar önce nehre bırakılıp Jukai tarafından kurtarılan ve Hyakkimaru adını alan oğlandır. Hyakkimaru iblislerin peşindedir çünkü onlarda ona ait olan şeyler vardır. Gözleri, elleri ve kolları gibi tüm organları. Dororo da Hyakkimaru’nun serüvenine katılır ve zorlu bir yolculuğa ortak olur.


    Dororo’ya ilk başladığımda içeriği bir hayli tanıdık gelmişti. Kollarından kılıçlar çıkan bir adam ve eşlik eden ufak bir çocuk konseptini ben daha önce başka bir yerde görmüştüm. Derken aklıma geliverdi; Dororo yıllar yıllar önce bir PlayStation 2 oyunu olarak karşıma çıkmıştı. Adı da Blood Will Tell idi. Yıllar sonra biraz tesadüf olsa da Dororo’nun anime olarak karşıma çıkması hem hoş bir tesadüf hem de nostaljik anlar yaşamama sebep olmuştu. 

    Dororo, diğer samuray tarzı animelere nazaran biraz daha ağır ilerleyen bir seri. Elbette hızlı sahneleri ve iblislerle olan onlarca mücadele mevcut fakat Dororo ve Hyakkimaru’nun hayatta kalma mücadelesi, Dororo’nun geçmişi ve diğer insanlarla olan iletişimleri üzerine daha çok duruluyor. Yani dram ve insanların savaşlardan – samuraylardan çektiği sıkıntılar çok daha ön planda. Demem şu ki, anime sadece iblisleri yenme üzerine değil, hayatın içinden tarzı ile de dikkat çekiyor ve bu işlenişi de çok iyi başarıyor. Birbirinden güzel ve etkileyici sahneleri ile göz kamaştıran animede birçok kez duygusal anlar yaşamadım desem yalan olmaz. Son bölümlere doğru tempo biraz düşüyor ama çok geçmeden seri toparlanıyor ve tatmin edici bir final ile de son buluyor. 


    Teknik açıdan anime birçok sahnede nostaljik anlar yaşatıyor. Özellikle karakterler seksenli yılların izlerini taşıyor ve bir animenin harika gözükmek için CGI bombardımanına tutulmasına gerek olmadığının en güzel kanıtı. Aksiyon sahneleri de bir hayli kaliteli. İblislerle olan mücadele, insanların sefaleti ve kullanılmaktan çekinilmeyen bolca kan ile Dororo, benim gözümde eskiyi yaşatan nostaljik bir şölen. Seslendirmeler için de diyecek hiçbir sözüm yok. Özellikle Dororo’yu seslendiren on beş yaşındaki Suzuki Rio harika bir iş başarmış. Açılış ve kapanış parçaları içerik ile fazla uyumlu olmasa da tarz olarak güzel parçalar. Benim favorim ise ilk açılış parçası. Farklı tınlaması ile değişik bir parça.

    Dororo için kesin bir tavırla izlediğim en iyi animelerden birisi diyebilirim. Gerek içeriği, gerekse çizim tekniği ile beni cezbeden ne varsa bu animede mevcuttu. Ayrıca farkında olmadan animenin içeriğini biliyor olmam da olaya biraz renk kattı diyebilirim. Uzun lafın kısası, Dororo’yu gözüm kapalı herkese önerebilirim ve bana göre Dororo, tatmin edici finalini de sayarsak 2019’un en iyisi. 

    0 yorum

  • Copyright © 2013 - Nisekoi - All Right Reserved

    ANİME İNCELEMELERİ SAYFASI Powered by Blogger - Designed by Johanes Djogan