• Batman Ninja İncelemesi

    Yönetmen: Mizusaki Junpei
    Stüdyo: Kamikaze Douga
    Tür: Aksiyon
    Yapım Yılı: 2018
    Bölüm Sayısı: Film
    Anime Puanı: 10/4


    Beni yakından tanıyanlar bilir; en sevdiğim süper kahraman Batman’dir. En sevdiğim süper kahraman Batman’in Feodal Japonya’da geçecek olan anime filmini duyduğumda bayağı bir heyecanlanmıştım. Samuraylar, Ninjalar ve Batman! Lakin heyecanla başladığım anime filmini aynı heyecanla bitiremediğimi şimdiden söyleyebilirim.

    Yaklaşık seksen beş dakika süren Batman Ninja hızlı bir başlangıç gerçekleştiriyor. Her zamanki gibi Arkham Asylum’da bir curcuna söz konusudur. Batman ve ekibi Goril Grodd ile mücadele ederken Grodd’un icat ettiği “Quake Motoru” adlı zaman makinesi devreye girer ve yakında kim var kim yoksa Feodal Japonya’ya postalar. En uzakta olduğu için en son gelen Batman’dir ve bir saniye önce Gotham’dayken bir saniye sonra kendisini Japonya’da bulur. Batman, şaşkın şaşkın etrafına bakarken Joker maskeli samuraylar üzerine doğru gelir. Tabi samuray da olsa Batman’e vız gelir ve kaçışı sırasında Catwoman ile karşılaşır. Catwoman ona, Batman hariç herkesin iki sene önce geldiğini ve kötülerin Japonya’da kendi derebeyliklerini kurduğunu anlatır. Kim midir bu kötüler? Başta Joker olmak üzere, Penguen, Poison Ivy, Deathstroke ve Two-Face. Anlayacağınız üzere Batman ve ekibinin savaşı Feodal Japonya’da devam edecektir. 


    Aslında filmin başında her şey mükemmel ilerliyordu. Birazdan değineceğim harika çizimler, samuraylar, Feodal Japonya derken bir süre sonra olaylar saçmalaşıyor. En azından ben böyle düşünüyorum çünkü yürüyen devasa mekanik kaleler, Power Rangers misali kalelerin birleşip dev robot oluşturması, milyonarca maymunun bir araya gelmesi ve dev maymuncuk oluşturması, yetmiyormuş gibi yarasalarla birleşip dev Batman oluşturması ise absürt ve ne alaka Batman ile dediğim olaylarla karşılaştım. Ve açıkçası fark ettim ki benim sevdiğim Batman bu değil. Çünkü benim bildiğim – tanıdığım Batman’in her ne kadar yardıma hazır yoldaşları olsa da o daima zekası ve hünerleri ile her işin içinden çıkabilecek birisi ve Batman Ninja’da sevgili Bruce birazcık “muhtaç” bir görüntü çiziyor. Kısacası; eğer eskiden yayınlanan Power Rangers’ları biliyorsunuz içerik tam olarak böyle bir şey. 


    Batman Ninja’nın en beğendiğim yanı ise çizimleri oldu. Karakterlerde biraz CGI söz konusu olsa da sanki pastel boya ile çizilmiş gibi duran çevre göze şahane geliyor. Belirli bir sahnede çizimler garipleşip “bu ne?” desem de kısa süre sonra eski haline dönünce yine göz ziyafeti kaldığı yerden devam ediyor. Karakterler de aynı şekilde kıyafetleri ile Feodal Japonya havasını hissettiriyor. Müzikler standart, onlar için söyleyecek bir sözüm yok. Seslendirmeleri ise ilk başta Japonca konuşan bir Batman gördüğümde yadırgasam da, kısa sürede alıştım. Özellikle Joker’i seslendiren Wataru Takagi çok başarılı bir performans sergilemiş. Seslendirmesi için Mark Hamill’in Japon versiyonu diyebilirim.

    Batman Ninja benim için bir hayal kırıklığı oldu. Dev robotlar, absürt dövüşler, Batman’ın arka planda olması derken bitti de zaten. Benim gibi Batman hayranı iseniz izleyin ama fazla da bir şey ümit etmeyin. Batman’le zaten arası olmayanlar benim açımdan pas geçebilir. 

    0 comments

  • Bungou Stray Dogs İncelemesi

    Yönetmen: Igarashi, Takuya
    Stüdyo: Bones
    Tür: Doğaüstü, Komedi
    Yapım Yılı: 2016
    Bölüm Sayısı: 12
    Anime Puanı: 10/8
     
     
    Birçok güzel seriye stüdyoluk yapmış olan Bones tarafından geliştirilen anime açlıktan ölmek üzere olan 18 yaşlarında bir genç ile başlıyor. Ana karakterimiz Atsushi Nakajima. İşe yaramadığı ve uğursuzluk getirdiği bahanesiyle yaşadığı yetimhanesinden atılan Atsushi nehir kenarında intihar etmek isteyen birini kurtarır. Adı Dazai olan bu adam özel güçleri olan gizli bir kurumun üyesidir. Atsushi bu gizli kurumla tanışır ve hayatı değişmeye başlar.
     
    Animenin en çok beğendiğim tarafı her türden karekter bulundurması. Animede sevebiliceğiniz, nefret edebiliceğiniz ve hatta kendinize benzetebiliceğiniz karekterler bile mevcut olabilir. Animede neredeyse tüm karekterlerin geçmişinden en az bir dakkika bahsedilmiştir. Bu da animenin yan karekterlere de önem verdiğini gösteriyor ki bence bu çok iyi bir detay. Animenin bir diğer güzel tarafı komedi ve gizem türünü çok güzel bir şekilde bir arada tutabilmeleri, savaşlarda anime heyecanlı, karanlık atmosfer alabilirken aniden değişebiliyor. Anime aynı zaman da “hadi ana karekter güçlensinde şunları yensin.” cümlesini de dedirtebiliyor. Bungou Stray Dogs'un akıcılığı gerçekten küçümsenemeyecek derecede, her ne kadar  “Bu son bölüm.” deseniz bile çabuk çabuk bırakamıyıcağınız türden. Buna sebep olan şey ise her seferinde yeni gelen tehlikeli görevler veya Liman Mafyası denilen örgüt olabilir, Liman Mafyası gerçekten korkutucu ve güçlü özel güçleri olan  bir örgüt olsada Özel Dedektif Kurumununda aşağı kalır bir tarafı yok.


    Dövüş sahnelerinden bahsetmek gerekirse; animede fazla abartılıcak dövüş sahneleri olmasa da güzel ve heyecanlı dövüş sahneleri var. Özellikle dövüş sahnelerindeki özel güç efektleri gerçekten güzel ve hoş bir görüntü sağlıyor. Çizimlere gelirsek; çizimler animesine tam oturmuş gibi duruyor. Gölgelendirmeler gayet güzel, sahnelerdeki arka planların boş olmaması kişiyi animenin içindeymiş gibi hissetiriyor. Müziklerinin pek abartılıcak bir tarafı yok, açıkçası ben izlerken müzikleri hissetmedim bile hâlbuki animeleri izlerken müziklerine dikkat ederim.
     
    Ana karekterden bahsedelim biraz, ana karekter kendini küçük gören ve kendisinden güçsüzleri veya değer verdiklerini korumak isteyen, ölüm tehlikesi olsa bile arkadaşlarını koruyacak bir tip. Neredeyse her dövüşte kendi sınırlarını aşıyor ve daha önce dövüşlerinde görmediğimiz hareketler uygulayabiliyor. Animenin açılış müziği gerçekten çok hoş ve kişiye merak ve heyecan duygusunu hissettiren bir açılış müziği onun aksine ise kapanış müziği gayet hoş ve sakin bir müzik bir kapanış müziğine göre gayet hoş olmuş anime bittiğinde kapanış müziğini mutlaka en az 10 saniye dinlemenizi tavsiye ederim.
     

    1 comments:

  • Godzilla 2: City on the Edge of Battle İncelemesi

    Yönetmen: Kobun Shizuno
    Stüdyo: Polygon Pictures
    Tür: Bilimkurgu
    Yapım Yılı: 2018
    Bölüm Sayısı: Film
    Anime Puanı: 10/8 


    2017 yılının sonlarına doğru çıkan Godzilla üçlemesinin ilk filminden sonra olaylar ikinci film olan City on the Edge of Battle ile devam ediyor. Godzilla anime evrenine giriş niteliği taşıyan ilk film Planet of the Monsters’ın incelemesine buraya tıklayarak ulaşabilirsiniz.

    Evet, dediğim gibi tam bir devam filmi var karşımızda. İlk filmde olanları kısaca özetleyecek olursam; dünyada canavarlar boy göstermeye başlar lakin en beteri Godzilla’dır. İnsanoğlu Godzilla ile baş edemez ve çareyi uzaya kaçmakta bulur. İşin içine Exif ve Bilusaludo adında iki farklı uzaylı ırk da girer ve uzayda yaşamaya elverişli bir gezegen bulamayınca dünyaya geri dönerler. Buraya kadar anlattıklarım ilk filmin hikayesi. Şimdi yazacaklarım biraz spoiler olacağı için izlemediyseniz okumayın derim. Malum, Tau Ceti yıldız takımında geçen yirmi yıl dünya yılına göre yirmi bin yıla denktir. Bir umut Godzilla belki ölmüştür diyerek yaşamın son temsilcileri dünyaya geri gider. Maalesef Godzilla ölmemiştir ama Haruo Sakaki’nin önderliğindeki birlikler Godzilla’yı alt etmeyi başarır. Fakat o da nesi!? Yendikleri aslında Godzilla değil, yavrusu gibi bir şeydir. Gerçek 300 metre uzunluğundaki Godzilla ilk filmin sonunda ortaya çıkar ve doğal olarak herkes şok olur. İkinci filmde işte tam buradan, nerede kaldıysak oradan devam eder. 


    Haruo Sakaki ve ekibi orijinal Godzilla’nın ortaya çıkması ile yeryüzünde dağılır. Haruo’nun hayatını hala dünyada yaşamakta olan, insan ama çok farklı bir insan türü olan kabile mensubu bir kız kurtarır. Elbette Haruo bunun şaşkınlığını yaşar. Sonuçta gezegende hala yaşayan bir canlı türü vardır. İlk şok atlatıldıktan sonra dağılan ekip bir araya gelir ve yine, yeniden Godzilla’yı alt etmenin planları yapılır.

    Bir üçlemenin ikinci, yani orta filminin işi bana göre hep zordur. Çünkü ilk filimde başlangıç – giriş heyecanı vardır ve son filmde de final. İkinci film gelişme aşaması olduğu için olaylara genelde zemin hazırlanır ve bu yüzden ilk ile son filme göre daha ağır kalır. Aynı şekilde anlattığım gibi City on the Edge of Battle da bu şekilde. Birkaç sahne dışında Godzilla dahi ortalarda görünmüyor. Daha çok plan yapılıyor, yerli halk üzerinde duruluyor ve iç çekişmeler üzerinde yoğunlaşıyor. Elbette kötü bir devam filmi değil ama ilk filmdeki tutkuyu ikinci filmde yakalamayı da ummayın. 


    CGI kısmına ilk filmin incelemesinde değinmiştim. Düşüncelerim değişmediği için yeni bir şey eklememe gerek yok. Evet, fena değiller ama gerçek çizimlerin, hele ki doksanlı yılların yerini asla tutamazlar:) Yine aynı şekilde açılış ve kapanış parçası bulunmuyor.

    Her şeyin sonuçlanacağı üçüncü film Godzilla 3: The Planet Eater, Kasım 2018’da gösterime girecek. Neler olacağını Metphies adlı karakterin after credits sahnesinde verdiği spoiler ile az çok tahmin edebiliriz. Ne olduğunu buradan yazmayacağım. Ya filmi izleyin ya da gidin internete bakın:) Tek diyeceğim, üçüncü film bence en efsanesi olacak. 

    0 comments

  • Yowamushi Pedal İncelemesi

    Yönetmen: Nabeshima Osamu
    Stüdyo: TMS Entertainment
    Tür: Spor
    Yapım Yılı: 2013 - 2014
    Bölüm Sayısı: 38 + 24
    Anime Puanı: 10/8


    Daha önce de birçok yerde rastladığım bir anime olan Yowamushi Pedal için hep "Ya bisiklet konulu spor animesi mi olurmuş?" diye düşündüm. Sonunda başlamaya karar verdiğim de ise anladım ki oluyormuş. Yine de türünün diğer örnekleriyle kıyaslandığında birçok farklılık olduğunu izlerken anladım.

    Hikayemiz Sakamichi Onoda adında liseye yeni başlamış olan bir genç etrafında şekilleniyor. Bir otaku olan Onoda'nın en büyük hayali yeni okulunda en çok sevdiği konu hakkında konuşacak arkadaşlar edinmek, yani animelerin. Bu uğurda okula başladığı ilk gün anime kulübüne katılmaya karar veren Onoda'nın hayalleri kulübün üye eksikliğinden kapatıldığını öğrenmesiyle suya düşer. Yine de pes etmez ve anime kulübüne üye aramaya başlar. Animeleri o kadar sevmektedir ki animelerle ilgili eşyaların satıldığı Akiba'ya sürekli gitmektedir. Hatta daha fazla parası kalması için bunu trenle değil, bisikletle yapmaktadır. Bir gün okula bisiklet ile giderken yokuşta İmaizumi ile karşılaşır ve bundan sonra hayatında büyük değişiklikler olacaktır.


    Çizim olarak başarılı bir iş çıkarmışlar. Bütün karakterlerin hoş çizimleriyle yarış anındaki yüksek hızda hareket eden bisiklet ve onun deldiği rüzgarın çizimlerinin güzel bir kombinasyonuyla beğendiğim bir iş yapmışlar.

    Yazının başında da bahsettiğim gibi konu gereği diğer spor animelerinden farklı bir yapıt olmuş. Genelde spor animelerinde gördüğümüz karakterlere sınıf atlatan durumlar (yeni hareketler gibi) bu animede çok az karşımıza çıkıyor, yine de diğerleriyle kıyaslanamaz (Bir emperor eye veya dempsey-roll değil). Bundan dolayı bu anlamda animeye heyecan katamıyorlar. Yine de konunun animeye kazandırdıkları da var. Klasik tur bazlı eleme sistemi yerine bütün takımların aynı anda yarıştığı yarışlar aynı anda karakterlerin birden fazla güçlü rakiple karşılaşmasına olanak veriyor ki izlerken çok zevk almamı sağladı bu özellik. İşleniş aşamasında da anime başarılı bir iş çıkarmış karakterlerimizin gelişimini sıkmadan bize izletiyor Yowamushi Pedal. Bunun yanında tek bir karaktere kalmamakla birlikte bütün karakterleri adeta ana karakter edasıyla kendi savaşlarına sürmüşler. Bu durumu her karakterin kendine ait bir geçmişi olmasıyla birleştirdiğimizde sıkıcılığı büyük çoğunlukla engellemişler. Büyük çoğunlukla dememin sebebi, yarışı çok uzatmaları. Tamam tur bazlı olmamasını beğendik de biraz fazla uzun olmuş. Bunun dışında neredeyse her spor animesinde gördüğümüz arkadaşlık, dayanışma ruhunu burada da görüyoruz. Tabi bu durum komik sahnelere sebep oluyor ve açıkçası ben bazı anlarda baya güldüm. Power-uplarla yapamasalar da animeye çeşitli yollarla animeye heyecan katmayı başardıklarını da belirtmek isterim.


    Karakterlere gelecek olursak daha önce de dediğim gibi her karakter (gerçek anlamda neredeyse hepsi) kendine has bir hikayesi var. Bir de baştan uyarmak isterim bazıları bisiklete bindiklerinde mutasyon mu geçiriyor, temiz hava mı çarpıyor bilmiyorum ama bir şekil ve kişilik değişimi yaşıyor:) Bir ara animenin içinde Orochimaru var sandım, sanırım tuhaflığı anlatmak için bu yeterli olur. Bu durumu biraz fazla abartmışlar. Bununla birlikte güç dengesinde bazı karakterlerinde abartı olduğu hissi uyandı içimde izlerken. Diğer takım üyeleri ve onların rakiplerinin hemen hemen hepsinin anime içinde yoğun ve etkili biçimde kullanılmasını çok beğendim. Zaten karakter sayısı açısından eksikliği bulunmayan anime bir de böyle bir yola baş vurunca çok etkili olmuş. Onoda'nın tavırları, İmaizumi'nin hırsı ve Naruko'nun sempatik hareketleriyle anime benim açımdan karakter konusunda geçer not aldı.

    Özetlemek gerekirse açıkçası bisiklet yarışlarıyla ilgilenmeyen biri olarak bu kadar etkili bir yapıt beklemiyordum. Heyecan, komedi ve hırs anlamında bir spor animesinde olması gereken her şey var ama karakterlerdeki bir iki ufak hatta yarışların uzunluğu ve konun getirdiği birkaç sıkıntı yüzünden en iyileri arasına koyamayacağım. Yine de spor animesi sevenlerin hoşuna gidebileceğini düşünüyorum. İzleyecekler listenizde Yowamushi Pedal'a da yer vermenizi öneririm.

    0 comments

  • Copyright © - Nisekoi - All Right Reserved

    ANIME-İNCELEME Powered by Blogger - Designed by Johanes Djogan