• Yazar : Rafet Kaan Moral 7 Nisan 2013

    Yönetmen: Naoyoshi Shiotani
    Stüdyo: Production I.G.
    Tür: Bilimkurgu, Gerilim, Aksiyon
    Yapım Yılı: 2012
    Bölüm Sayısı: 22
    Anime Puanı: 10/7.5
















    Gelecekte geçen bir Japonya’da Sybil adındaki sistem, insanları gözetim altında tutmaktadır. Bu sistem kameralar ve robot polisler sayesinde insanların Psycho-Pass’ını, yani zihinsel durumlarını ölçmektedir. Eğer sağlam bir psikolojiye sahipseniz canlı renklere, psikolojiniz kötü ise mat renklere sahip oluyorsunuz. En önemlisi ise “Suç Katsayısı”dır. Sybil sistemi suç katsayınızı ölçerek ileriye dönük suç işleme ihtimallerini hesaplamaktadır. Eğer suç katsayınız yüksek ise hiçbir suç işlememiş olsanız dahil gözetim altına alınıyorsunuz ve suç katsayınız düşene kadar (genelde çok düşük bir ihtimal) kapalı tutuluyorsunuz. Eğer suç işlemiş iseniz ise suç katsayısız tavan yapacağından da doğrudan, görüldüğünüz yerde idam ediliyorsunuz. Yani insanların hayatı tamamen düzeni sağlamak için yaratılan Sybil sistemine bağlıdır. Bu sistem sizi göklere de çıkarabilir veya hayatınız daha doğru düzgün başlamadan bitirebilir de.

    Sybil sistemi adına suç katsayısı yüksek kişileri veya suçluları yakalamak da Kamu Güvenliği Bürosu’nun görevidir. Anime, Akane Tsunemori adlı yeni atanmış polis müfettişinin Kamu Güvenliği Bürosu’na bağlı Kriminal Soruşturma Bölümü 1’e katılması ile başlıyor. Akane, meslektaşı Müfettiş Ginoza ile ilk olay yerinde tanışır ve Ginoza ona hemen “Dominators” adındaki silahları takdim eder. Bu silaha aynı zamanda Sybil sisteminin gözü de denmektedir çünkü doğrulttuğunuz kişinin suç katsayısını ölçerek düşük ise kilitli durumda kalıyor, yüksek ise ölümcül olmayan felç moduna geçiyor ve sınırı geçmiş ise yok etme moduna kendiliğinden ayarlanarak geçiyor. Yani hükmü dominatorslar veriyor ve müfettişlerle onların emrindeki infazcılar kararı uyguluyordur. İnfazcılar ise genelde travmatik bir olay yüzünden suç katsayısı yükselmiş (ver geri dönülemez olmuş) bu yüzden de suç işleme ihtimali yüksek eski dedektifler ve işe yatkın kişilerdir. İnfazcıların tek başlarına hareket etmesi katiyen yasaktır ve ancak gözetmenleri, yani müfettişleri ile beraber dışarı dünyaya adım atabilirler. Animede de Müfettişler Akane, Ginoza ve İnfazcılar Kogami, Masaoka, Kagari, Kunizuka ve Shion’un, yani Bölüm 1’in macerasını konu alıyor.

    Psycho-Pass ilk başta eğer izlediyseniz sizlere Ghost in the Shell’i hatırlatabilir. Çünkü gelecekte geçmesi, metal uzuvlara sahip olan insanlar, robotlar falan derken insanın ister istemez aklına geliyor ama Psycho-Pass sadece Ghost in the Shell’i anımsatmakla kalıyor. Yani baştan söyleyeyim, Psycho-Pass bir Ghost in the Shell değil. Şiddet unsuru güzel, yetişkinlere daha çok hitap etmesi iyi ama senaryo olarak ne ben daha fazlasını beklerdim. Anime ilk başta birbirinden farklı gözüken olaylar ile başlıyor ve ilerledikçe hepsi tek bir adama (Gülen Adam?) yani animenin ilk başında da bizlere tanıtılan Makishima’ya bağlanıyor ki benim beğenmediğim husus da Makishima. Makishima da yine Ghost in the Shell’deki Gülen Adam gibi deyim yerindeyse bir devrim yapma niteliğinde ama Makishima’nın tamamen kötü olarak karşımıza çıkması tüm çekiciliğini en azından benim gözümde yitirmiş durumda. Gülen Adam’ın bir karizması vardı ve az çok onunla empati kurabiliyorduk ama Makishima hazretleri Sybil sistemine karşı savaş açmış ama usturası ile önümüze gelene bin tekme mantığı ile cinayet işlemekten de çekinmiyor. Hâlbuki ilk başlarda insanları manipüle ederek güzel tanıtılmıştı ama sonlara doğru soğukkanlı basit bir katilden başka bir şey olmadığını da maalesef görüyoruz. Anlayacağınız Ghost in the Shell’deki mantık kullanılmak istenmiş, sistem için çalışan iyi niyetli polisler ve sisteme karşı gelen bir adam ama işte o adam olmamış. Ve bana göre Makishima’nın çok üzerinde durulmuş ve sistem ile ilgili birçok soru işareti bırakılmış. Kimler nasıl kurdu, diğer ülkelerle ilişkisi (ki diğer ülkeler kaos içinde ve vahşi olarak nitelendiriliyor) gibi birçok merak edici husus var. Kısaca demek istediğim bu tarzda (okullu olmayan ve kocaman gözlü kızların ön planda olmadığı aşk hikayeleri barındıran) animeler son bir iki yıldır mumla aranır oldu ve Psycho-Pass’ı ilk gördüğümde bayağı bir ümitlenmiştim. Belki Ghost in the Shell, Ergo Proxy, Cowboy Bebop, Witch Hunter Robin gibi animeler geri geliyor diye. Ha, karşımda kötü bir anime bulmadım ama aradığımı da, özlemini çektiğim şeyi de maalesef edinemedim.

    Görsel olarak Psycho-Pass içeriğine yakışır bir şekilde karşımıza çıkıyor. Abartı mimiklerden, şakalardan eser yok. Ortam daima ciddi, gerektiğinde etraf kanlı, ve karakterler de bu kasvetli ortama uyumlu. Yani çizimler benim bayağı bir hoşuma gitti. Sybil sistemi ve yarattığı dünyayı güzel yansıtıyor. Animenin müzikleri de bir hayli kaliteli. Animede iki adet açılış ve kapanış parçası bulunmakta. Abnormalize adlı ilk açılış ve Namae no Nai Kaibutsu adlı ilk kapanış için harika parçalar diyebilirim. İkinci açılış ve kapanış doğal olarak ilklerinin yanında birazcık sönük kalmış. Seslendirmeler için de gayet iyi diyebilirim. Akane’yi seslendiren favori seslendirmecilerimden Kana Hanazawa’yı ilk kez ciddi bir seslendirmeyle gördüm ve oldukça da beğendim. Ayrıca bir izlediğim bir önceki anime olan Kokoro Connect’ten karşıma çıkan ve Shion’u seslendiren Miyuki Sawashiro’yu da çok başarılı bulduğumu söyleyebilirim.

    Psycho-Pass fena olmayan bir anime ama dediğim gibi benim beklentilerimin yanında biraz sönük kaldı. Eğer benim gibi polisiye, daha çok yetişkinlere hitap eden bir anime arıyorsanız Psycho-Pass sizlere ilaç gibi gelecektir ama benim gibi aynı hatayı yapıp da Ghost in the Shell seviyelerinde bir anime de beklemezseniz yararınıza olur.



    0 yorum

  • Copyright © 2013 - Nisekoi - All Right Reserved

    ANİME İNCELEMELERİ SAYFASI Powered by Blogger - Designed by Johanes Djogan