• Yazar : Rafet Kaan Moral 11 Ekim 2013

    Yönetmen: Yuji Kumazawa
    Stüdyo: Madhouse
    Tür: Dram, Fantastik
    Yapım Yılı: 2013
    Bölüm Sayısı: 12
    Anime Puanı: 10/6



    Kurgusal bir dünyada, yaklaşık 15 yıl önce tanrı dünyayı terk ederek kendi haline bırakmıştır. Gökyüzünde bir ışık belirmiş ve bir ses “Cennet ile Cehennem tamamen doldu. Bu dünya da sınıra dayanmıştır. Ah, başarısız oldum” dedikten sonra doğumlar ve ölümler aniden kesilmiştir. İnsanlar artık doğuramamaya ve daha kötüsü ölmemeye başlamıştır. Bir insanın ölmesi gerektiği bir durumda kalbi duruyor ve vücudu yavaş yavaş çürümeye başlıyordur ama ruhu bedeni terk etmiyordur. Bir nevi aklı yerinde zombi diyebiliriz onlar için. Doğal olarak tanrının terk ettiği bu dünyada düzen namına pek bir şey kalmamıştır ve uzunca bir süre kaos hakim olmuştur. Yine de tanrı insanlara acımış olacak ki ortaya ansızın mezar kazıcıları/bekçileri (gravekeeper) çıkmıştır. Bu mezar bekçilerinin görevi ölüleri huzura kavuşturmaktır. Ancak bir mezar kazıcı ölü bir insanı defnederse ölünün ruhu huzur bulabilmektedir. 


    Tanrının dünyayı terk etmesinden 15 yıl sonrasında, Ai adındaki genç bir kız dağların arasında bir köyde yaşamaktadır. Ai’ın annesi bir mezar bekçisidir fakat öldüğünde bu görevi köylüler Ai’a devretmiştir. Ai, köyünde dış dünyadan bihaber yaşamaktadır, ta ki Hampnie Hambart takma ismini kullanan gizemli birisinin köye gelip Ai hariç herkesi kurşuna dizene dek. Ai tabi yaşananlar karşısında şoka uğrar ama öbür taraftan bu gizemli adamla beraber gitmekten başka çaresi de yoktur. Ai da Hampnie adlı adamla konuştukça köyünün sırrını, dış dünyayı ve olan biteni anlamaya başlar ve Ai, insanlığı kurtarmak için uzun bir yolculuğa başlamaya karar verir.

    Uzun adını söylemekte her seferinde zorlandığım ama yine her seferinde daha iyi telaffuz ettiğim (keşke bakarak yazsaydım böyle daha uzun oldu şimdi:) animenn konusu ilk bakışta bir hayli sıra dışı geliyor. Tanrının terk ettiği bir dünya ve doğum/ölüm olmaması… Lakin ilk paragrafımda yazdıklarımı öyle görsel olarak beklemeyin. Dediklerim doğru, ölü insanlar yaşıyor ve çürüyor ama anime bunları bize sunmuyor. Hatta animede çıkan ölü insanları ve yaşayanları ayırt etmek oldukça zor. Hatta animenin bir bölümünde ölüler şehri Ortus’a gidiyoruz ama bir tane bile hayalimde canlandırdığım ölü yaşayan göremedim. Animenin en iyi yönü için ise ilk üç bölümü diyebilirim. Zaten anime kendi içinde yaklaşık dört konuya bölünmüş durumda ve benim en çok beğendiğim ilk konu. İlk üç bölümden sonra animede dalgalanmalar yaşanıyor. Kimi zaman heyecanlı (özellikle dram yönü güzel) çoğu zamansa açıkçası sıkıcı geçiyor. Yani burada zevk meselesi de önemli ama şöyle bir gerçek var ki senaryo değişik ve ilgi çekici ama içerik bunu yansıtamıyor. 


    Animenin çizimleri klasik anime tarzında. Karakterler kocaman gözlü ve saçlar rengârenk. Kızlarımız sevimli, erkeklerimiz yakışıklı. Çizimler ise bana biraz parlak geldi. Sürekli bir parlaklık, bir ışığın olduğunu fark ettim. Hani zaman zamanda rahatsız olmadım değil. Bunun dışında çizimler başarılı. Mekan tasarımları olsun, manzaralar olsun, anime izleyenine Ai ve arkadaşlarının bir seyahatte olduğu hissini veriyor. Animenin en başarılı yönü ise müzikleri. Açılış parçası idare eder kıvamda ama kapanış parçası çok güzel bir parça. Hele bazı bölümlerin sonu ile birleştiriyorlar ki ortaya oldukça güzel şeyler çıkıyor. Bölümler esnasında çalan parçalar da gayet başarılı.

    Kami-sama no Inai Nichiyoubi, orta halli, kimi zaman performansı düşen kimi zamansa müzikleri ile birleşince güzel vakitler geçiren bir anime. İzleyin diye önerebileceğim türde bir anime değil ama izlemeyin diyeceğim bir anime de sayılmaz. 

    0 yorum

  • Copyright © 2013 - Nisekoi - All Right Reserved

    ANİME İNCELEMELERİ SAYFASI Powered by Blogger - Designed by Johanes Djogan