• Yazar : Rafet Kaan Moral 7 Temmuz 2016

    Yönetmen: Tetsuro Araki
    Stüdyo: Wit Studio
    Tür: Aksiyon, Fantastik, Dram
    Yapım Yılı: 2016
    Bölüm Sayısı: 12
    Anime Puanı: 10/7.5


    Koutetsujou no Kabaneri, kıyamet sonrası bir dünyada geçse de bu kıyamet geçmişte, Sanayi Devrimi yaşandığında meydana gelmiştir. Kökeni belli olmayan bir salgın yüzünden insanlar “Kabaneye” (zombi) dönüşmeye başlamış ve kabaneler taşıdıkları virüsü hızla diğer insanlara bulaştırmıştır. Kabaneler bildiğimiz klasik zombilere nazaran biraz daha zekidirler. Zombiler gibi ölüdürler ama daha hızlı, çevik ve sürü halinde gezinmesini bilmektedirler. Tarz olarak kabaneleri eğer izlediyseniz World War Z’deki zombilere benzetebilirsiniz. Ayrıca kabanelerin kalpleri turuncu bir renkte parlamaktadır ve etrafı demirden zırhla kaplıdır. Onları öldürmenin tek yolu ise klasik zombilerin beynini dağıtmaktan ziyade kalplerini yok etmektir. 


    Kabanelerin yayıldığı bu dünyada Hinomoto Adası’nda (Japonya) insanlar istasyon olarak adlandırılan irili ufaklı etrafı çevrili kalelerde hayatlarını idame ettirmeye çalışmaktadırlar. İstasyonlar arası gidiş geliş ve ticaret, buharla çalışan zırhlı trenlerle gerçekleşmektedir. Vazifesi demircilik olan Ikoma, Aragane adlı istasyonda yaşamaktadır ve bir yandan zırhlı trenler üzerinde bakım onarımını gerçekleştirirken diğer taraftan da kendisinin tasarladığı silah üzerinde çalışmaktadır. Normal askerlerin kullandığı kılıçlar ve tüfekler kabanelerin kalbini delme konusunda pek etkili değildir ama Ikoma geliştirdiği yeni basınç sistemi sayesinde kabanelerin zırhını aşıp kalplerini delmeyi hedeflemektedir. Günün birinde, kabanelerin istila etmeyi başardığı bir tren yavaşlamadığı için Aragane istasyonuna adeta uçarak girer ve vagonlardaki kabeneler her yere savrulur. Anlayacağınız, Aragane İstasyonu kabane istilasına uğrar ve Ikoma da yeni silahını denemek ister. Ikoma’nın yeni geliştirdiği silah oldukça iyi çalışır ama Ikoma ısırılmaktan kurtulamaz. Nitekim aklını çalıştırır ve virüsün beynine ulaşmasını engellemeyi başarır. Çok geçmeden Mumei adındaki genç kızın yardımı ile Ikoma ve diğer hayatta kalanlar Koutetsujou adlı zırhlı trene binip düşmüş istasyondan ayrılırlar. Ikoma, Mumei’den artık insan olmadığını ama kabane de olmadığını öğrenir. O artık yarı insan yarı kabane olan bir kabaneridir. Tıklım tıklım insan dolu bir trenin hedefi Shogun’un da bulunduğu Kongokaku’dur ama bu yolculuk hiç kolay olmayacaktır. Kabane tehdidi, yiyecek yetersizliği ve Ikoma’nın tehdit olup olmadığı derken Koutetsujou sakinlerini zorlu bir yolculuk beklemektedir. 


    Animeye ilk başladığımda aklıma gelen ilk şey Shingeki no Kyojin (Attack on Titan) olmuştu. Aynı atmosfer ve benzer senaryosu ile (istila edilen bir şehir ve kaçmak zorunda kalmak) ilk bölümde bayağı bir heyecanlanmıştım. Dediğim: “Tamam, harika bir anime var karşımda.” İdi. World War Z’dekilere benzer zombiler ki zombileri çok severim, hayatta kalma mücadelesi, zırhlı bir tren ile yolculuk etmek falan derken benim beklentilerim büyüdü de büyüdü. Lakin birkaç bölüm geçtikten sonra anladım ki beklentilerimi fazla büyütmüşüm. Animenin maalesef birkaç bölüm sonra atmosferi düşmeye başlıyor ve son üç – dört bölümde ortaya pat diye çıkan bir kötü adam ile kafamdakinden bambaşka bir yol izlemeye başlıyor. Elbette yaşanan gelişmeler ve izleyiciye aktarılanlar fena değil ama ilk iki – üç bölümde o kadar çok gaza geliyorsunuz ki gaz söndüğünde “ne oldu şimdi ya” deyip kalıveriyorsunuz. Anime benim izlediğim en iyi giriş bölümlerine sahip animelerden birisi ve bu şekilde başladıktan sonra böyle devam ettiği için ister istemez hayal kırıklığı yaşıyorsunuz biraz. Ayrıca başta ana karakter Ikoma olmak üzere diğer karakterlerin de anime için yeterli geldiğini söyleyemem. Nasıl desem, bağ kuramıyorsunuz ve şahsen beni etkileyemediler. Bu arada Ikoma boynuna kocaman demir takarak virüsün beynine ulaşmasını engelledi, buraya kadar tamam. Mumei de boynuna fiyonk takıyor ve tüm gücünü kullanacağı zaman fiyongu çıkarıyor. Fiyonk? Bildiğimiz ipten bahsediyorum şu an. O ip mi dizginliyor şimdi Mumei’nin gücünü? Animede gördüğüm tek ama inanılmaz saçma bir durumdu Mumei’in fiyonk olayı. 


    Kabaneri’nin çizimleri genel olarak ayrıntılı ve gerçekçi bir çizgide ilerliyor. Bir iki saç rengi saymazsak insanların kılık kıyafetleri, genel olarak görünümleri normal ve abartılı unsurlar yok. Yaşanan çatışmalar, kabanelerin insanları ısırması, fışkıran kan, kopan kollar vb. görüntüler güzel aktarılmış. Hanım karakterlerimiz ise genelde pembiş yanaklara sahip sevimli. Çizimlerde en başarılı bulduğum kısım bahsettiğim ayrıntılar ve arka plan çizimler. Üzerine çok fazla emek harcandığı her halinden belli oluyor. Animenin bölümler esnasında çalan müzikleri başarılı. Yine Shingeki no Kyojin’i andırıyorlar ve aksiyon sahneleri ile birleştiğinde ortaya çıkanlar şahane. Açılış parçası için diyebileceğim tek bir kelime var: Kötü. “İnsan mısın yoksa kabane mi? İkisi de değil, ben kabaneriyim!” soru cevabı ile başlıyor açılış parçası ki bence lüzumsuz olmuş. Yani her bölüm Ikoma’nın ben kabaneriyim diye bağırmasına sanırsam kimsenin ihtiyacı yok, anladık kabanerisin. Devamında başlayan açılış parçasını ise beğendiğim söylenemez. Ne tarz olarak yakışmış ne de müzik olarak güzel bir parça değil. Animeye yapılan özel bir parça olmasına rağmen bir kere dinledikten sonra yüzüne bile bakmadım. Kapanış parçası da farklı sayılmaz. Belki birazcık daha iyi diyebilirim kapanış için.

    Koutetsujou no Kabaneri çok iyi bir başlangıç yapan ama bölümler ilerledikçe hız kesen bir anime. Anime izlenebilir mi? Elbette ki izlenebilecek hoş bir anime ve mangası olmadığı için sezon finali tadında tatminkar bir sonla bitiyor. Lakin benim gibi ilk bölümden sonra beklentilerinizi fazla şişirirseniz üzülebilirsiniz. Bu yüzden Koutetsujou no Kabaneri’yi izlemek istediğinizde benimle aynı hatayı yapıp bir Shingeki no Kyojin beklemeyin sakın. 


    { 1 yorum bulunmakta. Yorum ekleyin }

  • Copyright © 2013 - Nisekoi - All Right Reserved

    ANİME İNCELEMELERİ SAYFASI Powered by Blogger - Designed by Johanes Djogan