• Yazar : Rafet Kaan Moral 14 Aralık 2017

    Yönetmen: Masayuki Kojima
    Stüdyo: Kinema Citrus
    Tür: Fantastik, Macera
    Yapım Yılı: 2017
    Bölüm Sayısı: 13
    Anime Puanı: 10/8.5


    Belki bizim dünyamız, belki de bambaşka bir dünya… Hangisi olursa olsun bu dünyada kocaman bir yer altı uçurumu bulunmaktadır. Üstelik burası dünyada keşfedilmemiş olarak kalmış olan tek yerdir. Abyss, yani uçurum adı verilen bu devasa çukurun derinliği tam olarak bilinmemektedir ve Katman 1 – Katman 2 gibi kısımlara ayrılmıştır. Yukarıdan aşağıya indikçe, yani birinci katmandan iki, üç, dört diye devam edince Abyss de giderek tehlikeli bir hal almaya başlar. Derine indikçe değerli hazineler nasıl daha da derinleşiyorsa içinde barındırdığı yaşam formları da daha tehlikeli, daha saldırgan bir hal almaya başlamaktadır. Üstelik insanlar üzerindeki etkileri de tehlikeleşmektedir. Mesela ilk katmanları küçük bir baş dönmesi, kusma ile atlatabilirken ilerledikçe daha ağır semptomlar gösterebilmeniz mümkün. Cave Raiders, yani mağara akıncıları adını alan kaşifler de derecelerine göre Abyss’e inip araştırma yapmaktadır. Örneğin eğer yeniyetme bir kırmızı düdükseniz en fazla birinci katmana inebilirsiniz. Siyah düdükseniz dördüncü – beşinci katmana kadar gidebilmeniz mümkün. En asil ve korkutucu derece olan beyaz düdükler içinse sınır yoktur ve onlar genelde bir daha geri gelmemek üzere, Abyss’in dibine bulmaya yönelik tek taraflı bir yolculuğa çıkarlar. 


    Böyle bir dünyada, Abyss denilen mucizenin çevresine üsler kurulmuş, üsler çoğalmış da çoğalmış ve Abyss’in etrafını saran şehirler meydana gelmiştir. Bu şehirlerden birisi de Orth’tur ve Belchero Yetimhanesi’i bünyesinde kalan çocuklara kaşif olma eğitimi vermektedir. Bu çocuklardan birisi 12 yaşındaki Riko’dur ve neşeli, haylaz, korkusuz olan Riko günün birinde Abyss’in dibini bularak bu büyük gizemi çözmeyi hedeflemektedir. Günün birinde arkadaşı Nat ile birinci katmanı araştırırken orada olmaması gereken, alt katmanlardan gelmiş olan bir canavar ile karşı karşıya gelirler. Nat’ı korumak için Riko kendisini yem eder ve sonunda tam canavara yakalanacakken kocaman lazer ışını gibi bir şey canavara isabet ederek hayatını kurtarır. Riko, lazerin geldiği yönü keşfe çıkarken yolun sonunda yerde baygın yatan bir oğlan bulur. Lakin ilk bakışta yaşıtı gibi görünen oğlanı inceleyen Riko onun bir robot olduğunu fark eder. Arkadaşı Nat ile beraber robot oğlanı yetimhaneye götürürler ve Riko ona Reg adını verir. Robot Reg’in şaşkınlığını yaşayan Riko’yu bir sürpriz daha beklemektedir. Abyss’in derinliklerinden bir haber balonu yükselmiştir. Üstelik haber bir beyaz düdük olan annesi Lyza’dandır. 


    Made in Abyss, izlediğim en şahane animelerden birisi olmasa da etkisi bende farklı oldu. Kelimelere dökmek zor, nostaljik ve farklı bir havası vardı animenin. Hikayesi gerçekten ilginç. O Abyss’in dibinde ne var merakı, her katmanın giderek daha tehlikeli hale gelmesi gibi unsurlar animeyi ayakta tutuyor. 13 bölümün getirdiği avantaj ile anime akıcı ilerliyor ve aynı yerde fazla (son bölümleri saymazsak ama o da bir kusur değil, gereklilik) oylanılmıyor. Bir animenin 12 veya 13 bölüm olması genelde dezavantaj olur çünkü anime hızlı ilerler lakin Made in Abyss’te tempo iyi tutturulmuş. Saçma dereceye ulaşmayan komedi unsurları, dramatik yönleri, yeri geldiğinde kan kullanımından kaçınılmaması animenin artı yönleri. 

     Yaş konusu anime serilerinde benim için hep dert olmuştur. Benim yaşım kemale erdikçe liseli kardeşlerimizin dünyayı kurtarmasını tuhaf bulur hale gelmiştim. Biz şaklabanlık peşinde koşarken olmayacak derecede olgunluk ve zeka göstermeleri bana her daim tuhaf gelir. Fakat beterin de beteri varmış:) Bu sefer kahramanlarımız 12 yaşındaki Riko ve akranı Reg. Hikayenin güzelliğini bir kenara koyarsak, ortaokul seviyesindeki iki “veledin” koca koca insanların dahi ulaşamadığı bir yere gitmeye çalışması sizce de biraz saçma değil mi? Sen 12 yaşındasın! Oyun oyna, dersini çalış, pratik yap, büyü ondan sonra Abyss’te inişe geç! Bunu söyleyeceğim hiç aklıma gelmezdi ama ilk defa Riko keşke en az lise çağında olsaymış dedim:) Gerçekçi bir bakış açısı ile bakarsak bunların katman ikide çoktan ölmeleri lazımdı. Şahsen ben seride çok beğendiğim Ozen karakteri olsam bunlara iki tokat atar, bir balona bindirip geri yukarıya postalardım:) 


    Küçük sevimli kahramanları bir yana, animenin en dikkat çekici yönlerinden birisi de çizimleri. Çizimler alıştığımız normal çizimlerden farklı. Detaylı ve göz kamaştırıcı arka plan çizimlerin üstüne konulan yuvarlak yüzlü sevimli karakterleri ben sevdim. Dediğim gibi yeri geldiğinde gerilimli sahnelerde kan kullanılmaktan da kaçınılmamış. Açılış ve kapanış müziklerini fazla çocuksu bulduğumu söyleyebilirim lakin bazı bölümlerde çalan Underground River ve Hanezeve Caradhina adlı iki parça on numara.

    Made in Abyss için olumlu yorumları sağda solda görmüştüm ki izleyince hak ettiğini de bizzat tescilledim. Seri maalesef yarım bitiyor ve ikinci sezonu beklemek zorunda bırakıyor bizleri. Hikayesi ile, içeriği ile sevimli, içten ve merak uyandırıcı bir yolculuğa çıkmak isterseniz Riko ve Reg’in macerasını sizlere severek önerebilirim. 

    0 yorum

  • Copyright © 2013 - Nisekoi - All Right Reserved

    ANİME İNCELEMELERİ SAYFASI Powered by Blogger - Designed by Johanes Djogan