• Yazar : Monte Kristo Kontu 29 Nisan 2018

    Yönetmen: Takashi Watanabe
    Stüdyo: J.C. Staff
    Tür: Aksiyon, Dram, Fantastik
    Yapım Yılı: 2005
    Bölüm Sayısı: 24
    Anime Puanı: 10/6

    J.C. Staff tarafından yaratılan Shakugan no Shana ilk gördüğümde gözüme ilgi çekici gözükmüştü. Konu olarak farklı denilebilecek bir yapıttı çünkü. Yine de bu düşüncelerim anime ilerledikçe çok farklı yollara saptı. İsterseniz incelememize başlayalım.

    Yuuji Sakai liseye yeni başlamış, iyi bir öğrencidir. Bir gün okuldan çıktıktan sonra yolda yürürken zaman durur ve ortaya bir canavar çıkagelir. Canavar insanların varlık güçlerini yemeğe başlar. Artık umudunun kesildiği anda alev renginde gözleri ve saçları olan bir kız gelir ve Yuuji'yi kurtarır. Bu olaydan sonra Yuuji insanların içinde mavi bir alev görmeye başlar, kendisine baktığında aynı alevden onda da olduğunu fark eder. Onu kurtaran kız kendisinin bir Flame Haze olduğunu ve görevinin bunun gibi insanların varlık enerjisiyle beslenen canavarları avlamak olduğunu söyler. Yaşadıkları ve öğrendikleriyle şaşkına dönen Yuuji kızın ona artık öldüğünü söylemesiyle yıkılır. Varlık gücünün canavar tarafından yenildiğini ama dünyanın dengesini bozmamak için içine meşale adı verilen yavaş yavaş sönecek bir varlık gücü koyduğunu belirtir. Bu olaydan sorumlu olanları bulmak içinse kız Yuuji'nin yakınında kalmaya karar verir. 


    Öncelikle şunu belirtmek isterim ki anime yeni bir dünya yaratmak istemiş. Yeni mekanlar, yeni terimler anlayacağınız yepyeni bir evren. Bunda bir sıkıntı yok hatta güzel bir durum ama animenin başından itibaren çok fazla terim kullanılıyor. Zaten daha başında olan, kişilere, konuya adapte olmaya çalışan izleyici kitlesi için çok ağır geliyor. Adeta animenin başlarında olayı anlamak, ne neydi, bu neyden bahsediyor diye biraz düşünmem gerekti .Bu olmaması gereken bir problem. Bunun yerine yavaş ve oturaklı bir başlangıç daha keyifli olurdu kanımca.

    Çizim olarak birçok seride kullanılan devasa gözlerin kullanılması beni biraz üzdü. Bu tarza en iyi örnek sanırım Clannad olur. Kesinlikle yanlış anlamayın kötü olduğundan dolayı değil sadece kişisel olarak pek beğenmiyorum. Bunun dışında karakterlerin çizimler gayet güzel aynı zamanda mekanlarında ama aynı şeyleri büyüler için söyleyemeyeceğim. Yapımcılar biraz kolaya kaçmışlar ki birçoğunu sadece bir ışık süzmesi olarak animeye katmışlar. Daha fazla çeşitlilik hoş olabilirdi.

    Konu açısından en büyük sıkıntı yazının başında belirttiğim gibi çok fazla terim kullanılmasıyla izleyiciyi afallatması. Olaylara hızlı giriş yapan anime, ilk bölümde ana erkek karakterin sesli anlatımıyla izleyicide merak duygusu uyandırıyor. Daha sonrasında yavaşlayıp karakter ilişkilerine yoğunlaşıyor. Bu hamlenin doğru olduğu kanısındayım çünkü bize biraz zaman tanımaları gerekiyordu. En azından olayları oturup animenin içine girmemiz için. Bu hafiflemenin ardından yeni karakterlerle aksiyon dozunu arttırıyorlar. Yine de türler arasındaki dengeyi sağlayamadıkları görüşündeyim. Diğer büyük sorun ise 'boss fight' diye tanımlayabileceğimiz arclardaki kötü karakterlerle ana karakterlerin savaşları. Olayların başında bir kötü karakter karizmatik bir şekilde, her şeyi yok edeceğim havalarıyla giriş yapıyor. Bu güçlü tavırlarını gördükten sonra "oley be güzel bir savaş olacak galiba" dedim ama bu savaşların vasatlığı beni baya bir şaşırttı. Epic, hafif uzun süren, tatmin edici dövüşler bekliyorsanız bu anime kesinlikle size göre değil. İlerleyen bölümlerde konuya adapte olmayı başardıktan sonra tekrardan hafif hafif ilginç gelmeye başlayan animeyi Shana'nın (Yuuji'yi kurtaran kız) geçmişine yapılan bir yolculukla tekrardan bozuyorlar. Biraz abartı bir tabir olabilir ama yapılan flashback arcında da çok hızlı bir giriş yapılıyor. Tanımadığımız yeni karakterleri ve olayları oturttuğumuzda tekrardan eski halimize dönüyoruz. Son kısımları ise animenin en beğendiğim bölümleri heyecan ve merak dozunu animedeki en yüksek seviyesine çıkarıp etkili bir final yapmayı başarmışlar. 


    Karakter konusundaysa içinde bol miktarda karakter ve bol miktarda tür bulundurması animenin iyi noktalarından birisi. Yine de bu konuda da eksiklikleri bulunuyor animenin. Yuuji hakkında her gördüğümde sen ana karaktersin azıcık işe yara dedim her seferinde ama yok olmadı. Cidden neredeyse hiç işe yaramıyor. Tek yaptığı motive etmek. Shana'ya gelirsek, bir yerlerden tanıdık geldi animenin başından beri. Sonradan fark ettim ki hem tip olarak hem de davranış olarak Toradora'daki Taiga'ya çok benziyor. Tabi bu benzerlikte aynı kişi tarafından seslendirilmelerinin de etkisi olduğunu düşünüyorum. Bazı karakterlerin ise o kadar reklamını yaptıktan sonra (yok nesnelerin efendisi, alev gözlü avcı) dövüşe girdiklerinde hayal kırıklığı yarattığını defalarca yaşıyorsunuz.

    Özetle konu itibariyle potansiyelini tam kullanamayan, çizim ve karakter açısından bazı eksiklikleri olsa da iadre eder kıvamında bir seri. Açıkçası pek de beğendiğimi söyleyemeyeceğim. Atmosfer yaratma konusundaki başarısız girişimleri animeye çok puan kaybettirmesi birçok şey üstünde fazla durulmaması buna sebep oldu. Yine de eğer çok boş kaldıysanız, gerçekten boş kaldıysanız başlayabilirsiniz. Onun dışında animeyi önerdiğimi söyleyemem ki devam sezonlarını da izlemem düşük ihtimal.

    0 yorum

  • Copyright © 2013 - Nisekoi - All Right Reserved

    ANİME İNCELEMELERİ SAYFASI Powered by Blogger - Designed by Johanes Djogan