• Yazar : Rafet Kaan Moral 26 Temmuz 2018

    Yönetmen: Yo Moriyama
    Stüdyo: TMS Entertainment
    Tür: Spor
    Yapım Yılı: 2018
    Bölüm Sayısı: 13
    Anime Puanı: 10/9.5


    Ashita no Joe animesini izlemediyseniz bile eğer anime serileri ile içli dışlıysanız muhakkak duymuşsunuzdur. 1968 yılında başlayan mangası ve yüzün üstünde bölüm sayısına sahip olan,1970 yılında gerçekleştirilen anime uyarlaması ile kült serilerden birisidir “Yarının Joe’su”. Megalo Box ile ne alakası var diye sorarsanız hemen açıklayayım; 1968 yılında yayınlanmaya başlayan mangasının şerefine Megalo Box, Ashita no Joe’un 50. Yılına ithafen hazırlanmış boks temalı ve ana karakterinin adı da Joe olan bir anime serisidir.

    Gelecek mi yahut geçmiş mi bilinmez; şehirde insanların varlık içinde yaşadığı ve şehrin etrafına kurulmuş harabe kasabalarda insanların yaşam mücadelesi verdiği bir dünyada geçmektedir Megalo Box. Boks sporu kabuk değiştirmiş ve Megalo Boxing adını almıştır. Farkı ise boksörlerin kullandığı “gear” adındaki güçlendiricilerdir. Kollara ve omuzlara takılan ve kullanılan teknolojiye göre farklılıklar gösteren bu gearlar sayesinde boks daha vahşi bir hal almıştır. Dedim ya, şehirde insanlar varlık içinde yaşamaktadır diye. Şehir dışındaki insanların bir çoğunun kimliği bile yoktur ve vatandaş dahi sayılmamaktadır. Bunlardan birisi de Junk Dog (Hurda Köpek) adındaki yer altı boksörüdür. Antrenörü Nanbu ile illegal, şikeli ve şaibeli maçlara çıkan Junk Dog’a bu dövüşler yetmemektedir ve adeta aç bir kurt gibidir. Günün birinde de zaten şikeli maçlara çıkmaktan bıkar ve yenilmesi gerektiği söylenen bir boks maçında rakibini daha ilk saniyede yere serer. Tabi şikeyi düzenleyenler tarafından hem kendisinin hem de antrenörü Nanbu’nun başı derde girer fakat hem kendilerini affettirmek hem de Junk Dog’a hayalini gerçekleştirmek için bir fırsat bulurlar: Megalonia Turnuvası! 


    Dünyadaki tüm boksörlerin katılabileceği bu turnuvaya Junk Dog elbette katılmak ister lakin bir pürüz daha vardır. Her boksör katılabilmektedir elbette ama vatandaş olmaları gerekmektedir. Junk Dog’a hemen sahte bir kimlik ayarlanır ve vatandaş olarak da kendisine adın ne olsun diye sorulduğunda a “Joe” ismini seçer. Junk Dog artık Joe’dur ve zirveye ulaşması için çok çaba sarf etmesi gerekecektir. Joe, zirveye ulaşmayı çok istemektedir çünkü boksun bir numaralı ismi Yuri onu orada beklemektedir.

    Hem tarzı hem birazdan bahsedeceğim çizimleri hem de boks temalı olunca Megalo Box’ta bölümleri yutarcasına izlediğimi fark ettim. Şişirilen, fazla uzatılan bir olay yok, aşk vs. dikkat dağıtıcı etmenler yok. Tamamen boks ve Joe’un “yarınlar için” verdiği mücadele üzerinde duruluyor. Bir tek son iki bölümde tempo biraz benim tahmininden farklı ilerledi. Kötü bir sonla bitmiyor elbette ama bu kadar bu bölüme doğru atmosfer tırmandıktan sonra biraz daha farklı bekliyordum. Yani bende final bölümü “vay bee” etkisi yaratmadı. Yarım puanı da zaten buradan kırdım. Ha, animeyi sevdim mi? Hem de çok! 


    Herkes çocukken izlediği anime ve çizgi filmlerin tarzını benimser. Mesela ben doksanlarda izlediğim Ninja Kaplumbağalar veya Thundercats çizgi filmlerinin tarzını hiçbir şeye değişmem. Bu saydığım çizgi filmlerin şimdiki uyarlamalarına bakıyorum da, bana göre hakikatten berbat. Fakat günümüz çocukları böyle seviyor işte. Aynı şeyin anime serileri için de geçerli olduğu kanaatindeyim. Doksanlı yılların, iki binli yılların başının animelerin tarzı bana göre bambaşka. Daha içten, dijitalleşmeden uzak, el emeği kokan bambaşka bir boyut:) Megalo Box da, Ashita no Joe’ya ithafen olduğu için tamamen “old school” yani eski olarak çıkıyor karşımıza. Çizimler sanki doksanlar, müzikler de keza öyle. Ve bu benim o kadar çok hoşuma gitti ki! Dijital olmayan arka plan çizimleri, eski tip karakterler ve animeye özel eski müzikle ile rap şarkıları… Buram buram nostaljiydi benim için. Aynı şekilde seslendirmeler de öyle. Yani animeyi hiç bilmeyen bilini getirin bir bölüm izlettirin muhakkak eski bir yapım olduğunu sanacaktır. Megalo Box’un bu teknik yönü yeni nesli ne şekilde etkiler kestirmek güç ama benim gibi doksanlarda büyüdüyseniz animenin tipi sizin de çok hoşunuza gidecektir. 


    Megalo Box için beklentilerim açıkçası yüksekti ve gerek hikayesi gerekse tarzı bakımından beklentilerimi fazlasıyla aşıp beni tatmin ettiğini söyleyebilirim. Son bölüm daha iyi olabilirmiş ama ortaya konulmuş olan emek ve Joe’yu izlemek başlı başına bir zevk. Bana kalırsa anime dünyasının dijital soğukluktan uzak, Megalo Box gibi tam tersi etki yaratan daha çok anime serisine ihtiyacı var. Özellikle Ajin gibi yahut Berserk’e yapılanlar gibi 3D modellemeleri görünce insan ister istemez doksanlı yıllara geri dönmek istiyor. 

    0 yorum

  • Copyright © 2013 - Nisekoi - All Right Reserved

    ANİME İNCELEMELERİ SAYFASI Powered by Blogger - Designed by Johanes Djogan