• Yazar : Rafet Kaan Moral 2 Aralık 2018

    Yönetmen: Seiji Kishi
    Stüdyo: Clover Works
    Tür: Macera, Fantastik
    Yapım Yılı: 2018
    Bölüm Sayısı: 26
    Anime Puanı: 10/8.5


    Japonya’da 2016 yılında ve batıda 2017 yılında piyasaya sürülen Atlus’un demirbaş oyun serisinden Persona’nın beşinci oyunu da, tıpkı Persona 3 ve Persona 4 gibi anime serisine kavuştu. Üstelik üzerinden sadece bir sene geçmişken! PS2 döneminden beri takip ettiğim bu RPG oyunun anime uyarlamasını da doğal olarak izlememe gibi bir lüksüm olmazdı:)

    Aynı mantık çerçevesinde ilerlese de her Persona oyununun konusu farklıdır. Bir ana karakter ve arkadaşları vardır. Bunlar Persona adındaki yaratık – bilinç altı kişilik – alter ego, artık nasıl adlandırırsanız adlandırın, kullanarak ilk başta çok net olmayan ama sonlara doğru açığa çıkan kötülüğe karşı savaşırlar. Bu arada da okula gider, arkadaşlık bağları kurulur, etkinlikler, ders çalışmalar, kulüp aktiviteleri falan yapılır. 


    Persona 5’te ana karakterimizin adı Amamiya Ren. Oyununda ana karaktere kendimiz isim verdiğimiz için benim gönlümde her daim Raffat 3. Hengst’tir:) Birincisi Persona 3, Persona 4’ün ana karakteri. Ne alaka falan demeyin şimdi, uzun hikaye. Konumuza dönecek olursak; Ren bir akşamüstü evine doğru giderken bir adamın bir kadına sarkıntılık ettiğini görür. Ren tabi araya girer ve adam alkolün de etkisi ile yere kapaklanınca yaralanır. Fakat bu adam varlıklı birisidir ve sarkıntılık ettiği kadını da tehdit edince suç Ren’in üstüne kalır. Yani kadına sarkıntılık eden Ren, adamı yaralayan Ren. Durum böyle olunca sicili kötülenir ve okulundan da uzaklaştırma alır. Ren gözetim altında başka bir şehre taşınır ve başka bir okula devam etmek zorunda kalır. Bir tanıtıkları olan LeBlanc adlı kafenin sahibi Sojiro’nun kafesinin üst katında yaşamaya başlayan Ren’in buradaki hayatı da çok geçmeden değişecektir. Neden mi? Çünkü yanlışlıkla da olsa telefonunda belirlenen bir uygulama sayesinde MetaVerse denilen bir boyutu keşfedecektir. 


    Açık açık belirtmem gerekirse; Persona 5 animesinin çoğunlukla oyununu oynayanlara hitap ettiğini söyleyebilirim. Persona 4’teki bazı karakterlere yapılan ufak göndermeler, kullanılan animasyonlar, dövüşürken el çırparak yer değiştirmeleri (oyunda maksimum dört karakter meydanda olabiliyordu ve karakter değişiminde de el çırpıyorlardı) gibi detaylar sadece oyunu oynayanlar için. İçerik olarak ise oyunla birebir gidiyor diyebilirim. Elbette oyun gibi detay seviyesine inemiyor. Sonuçta ben bile oyunu 95 saatte bitirmiştim! Ama mümkün olduğunca oyun içeriğine, karakterlerine değinmeye çalışıyor.

    Hikaye olarak ise biraz hızlı gidiyor. Çünkü oyunda aşırı çok içerik var ve hepsine mümkün olduğunca ve anlaşılır biçimde değinilmek istenmiş. Karakterlerin gelişimi, birbirleri ile olan ilişkileri, MetaVerse evreni falan derken bölümler peş peşe ilerliyor. Fakat hemen söyleyeyim; Persona 5 animesi yarım bitiyor. Daha doğrusu oyundaki final bölümü yok. Rivayetlere göre ya on üç bölümlük bir ikinci sezon gelecek ya da film. 


    Animenin çizimleri ve müzikleri dört dörtlük. Zaten kaynak olan oyun da bu tarzda olunca pek fazla zorlanma yaşanmamıştır diye tahmin ediyorum. Karakterlerin animasyonları, yeri geldiğinde akan kanlar falan olsun bir hayli kaliteli. Müzikler ise zaten efsane. Persona 3’ten bu ana dinlediğim Shoji Meguro’nun besteleri ve Lyn Imaizumi’n seslendirdiği parçalar İle Persona serisi gerek oyunları gerekse anime serileriyle bambaşka bir seviyede.

    Kısacası Persona 5: The Animation’un diğer serilere nazaran absürt bir şekilde eksik bitmesi soru işaretlerine neden olsa da devamı muhakkak gelecek. Dediğim gibi anime serisi daha çok oyun severlere hitap etse de, oyunu oynamayanların da severek izleyebileceği canlı ve hareketli bir seri. 

    0 yorum

  • Copyright © 2013 - Nisekoi - All Right Reserved

    ANİME İNCELEMELERİ SAYFASI Powered by Blogger - Designed by Johanes Djogan