• 14 Temmuz 2021

    Yönetmen: Hasumi Eichiro
    Stüdyo: TMS Entertainment
    Tür: Aksiyon, Macera, Gerilim
    Yapım Yılı: 2021
    Bölüm Sayısı: 4
    Anime Puanı: 10/8


    Capcom’un uzun soluklu oyun serisi Resident Evil (veya Japonya’da Biohazard) duymayan yoktur herhalde. Oyunlarından birini bile oynamadıysanız eminim Alice’li garip film serisini izlemişsinizdir:) Resident Evil serisi, elbette sadece oyunları ile sınırlı değil. Çizgi romanları ve çeşitli animasyon uyarlamaları da mevcut. Üstelik bu uyarlamalar orijinal Resident Evil evrenine bağlı kalarak uyarlanıyor. Bu tarz uyarlamalardan birisi de konu başlığımız olan Resident Evil: Infinite Darkness. Netflix’te yayınlanan ve sadece dört bölümden oluşan bu seri ile zombi dünyasına kısa da olsa yeniden merhaba diyoruz.

    Infinite Darkness adlı animasyon serisi bizleri dördüncü oyun ile beşinci oyun arasındaki bir döneme götürüyor. Kahramanımız Leon S. Kennedy, dördüncü oyunda Amerikan başkanının kızı Ashley’i kurtarmış, süper özel gizli ajan konumuna ulaşmıştır. Diğer ana karakterimiz Claire Redfield ise kendisini hayır işlerine vermiştir. İkilinin Raccoon City macerasının üzerinden sekiz sene geçmiş, yıl 2006’dır. Dünya hala T-Virüsü ve zombilerden bihaberdir çünkü Raccoon City olayı örtbas edilmiştir ve geriye kalan halk olan biteni bilmemektedir. 


    Animasyon serisinde olaylar 2000 yılından start alıyor. Penamstan adlı hayali bir orta doğu ülkesinde iç savaş patlak vermiştir ve her zaman olduğu gibi Amerika mazlumun yanında olduğu için oraya asker yollamıştır. Bir görev sırasında bir Amerikan helikopteri düşürüldüğünde bir başka helikopterde bulunan askerler emre itaatsizlik ederek arkadaşlarını kurtarmaya gider. Bu askerler “Mad Dogs” yani Çılgın Köpekler adında özel bir birliktir.

    Aynı zamanda olaylar ilk başta dediğim gibi 2006 yılında da geçmekte. Yani flashback’ler eşliğinde iç savaşa ve yaşananlara tanıklık ederken, günümüzde de Leon ile Claire’nin başından geçenleri izliyoruz. Beyaz Saray hareketlidir ve Çin’le sürtüşmeler yaşanmaktadır. Tüm bu olayların arasında bir de Beyaz Sarayda zombiler boy gösterir ve Leon için şov, bizim içinse bir Resident Evil macerası başlamış olur.

    Infinite Darkness kısa ve öz şekilde ilerliyor. Senaryo oyunlardan farksız. İşin içinde işler, gizli çevrilen dümenler ve biyolojik silahlar derken dört bölüm akıp gidiyor. Bu arada bu dört bölüm sadece birinci sezonu incelemekte ve olası bir ikinci sezon için kapılar açık. Hikayeden çok fazla bir şey beklemeyin. Yani dört bölüme ne kadar sığdırılabilmişse sığdırılmış ve cılkı çıkmadan bizlere sunulmuş. Ne eksik, ne fazla. 


    İlk kez Resident Evil 2’de tanıdığımız Leon ve Claire dediğim gibi seride başrollerde. Claire bildiğimiz Claire iken, Leon artık o acemi polis değil, dördüncü oyundan tanıdığımız havalı saçlı, cool, her derde deva, her işten sıyrılmasını başarabilen, fazla gülmeyen havalı bir başrol. Yanlış anlaşılmasın, bunu kötü anlamda söylemiyorum. Leon’u izlemesi gerçekten keyifli:) Leon’un Resident Evil: Vendetta’daki havalı zombi öldürme sahnesi hala gözümün önündedir.

    Serinin animasyonları gerçekten bir hayli kaliteli. Elbette klasik anime değil, daha animasyon dediğimiz 3D kategorisine giriyor ama sonuçta Japon yapımı olduğu için aynı zamanda anime:) Özellikle yüz ifadeleri ve mimikler gerçekten şaheser. Yalnız dikkatimi çeken bir şey oldu; ikinci ve üçüncü plan karakterler biraz daha detaysız:) Tıpkı oyunlarda olduğu gibi ana karakterlerden detay akarken arkadaki elemanlar daha sade. Bunun dışında müzikler ve seslendirme de bir o kadar iyi.

    Resident Evil: Infinite Darkness, keyifli bir seri. Zaten dört bölüm olmasından ötürü bir oturuşta bitiveriyor. Dediğim gibi fazla beklentiye kapılmayın, arkanıza yaslanın ve Leon’u izleyin. 
     

    { 1 yorum bulunmakta. Yorum ekleyin }

    1. Resident evilin eski animasyon filmlerini izlediğim için aynı geliyor. Bi albert wesker ya da bir Hunk göremedik. O beni üzüyor

      YanıtlaSil

  • Copyright © 2013 - Nisekoi - All Right Reserved

    ANİME İNCELEMELERİ SAYFASI Powered by Blogger - Designed by Johanes Djogan