• Yazar : Rafet Kaan Moral 7 Şubat 2016

    Yönetmen: Shingo Suzuki
    Stüdyo: GoHands
    Tür: Aksiyon, Doğaüstü
    Yapım Yılı: 2014 – 2015
    Bölüm Sayısı: Film + 13
    Anime Puanı: 10/8


    2012 yılında çıkan K serisinin (Google’da arama yaparken K Project) biri film olmak üzere iki devam serisi var karşımızda. Bu yüzden her devam sezonu incelememde olduğu gibi hikâyeye fazla girmeyeceğim, sadece belirli başlı yerlere ve izlenimlerime değineceğim. Biraz da spoiler barındırabileceğinden ilk seriyi izlemeyenlerin bu incelemeyi de okumalarını pek tavsiye etmem. K serisinin ilk incelemesine buraya tıklayarak ulaşabilirsiniz.

    Öncelikle Missing Kings adlı filmimizden başlayalım; yaklaşık bir saat ve on üç dakika uzunluğunda olan filmde olaylar ilk sezondan bir müddet sonrasını konu alıyor. Kırmızı Kral Mikoto Suoh ölmüş, her Homra üyesi kendi kabuğuna çekilmiştir. Bedenine kavuşamasa da hafızasına yeniden kavuşan Yasahiro Isana, namı diğer Shiro namı diğer Adol K. Weismann ise kayıptır ve iki klan üyesi Neko ile Kuroh onu aramaktadır. Ayrıca Dresden Yazıtlarını koruyan Altın Kral da ileri yaşından dolayı ölüm döşeğindedir. Altın Kral’ın ölümünü bekleyen bir başka kral, Yeşil Kral Nagare Hisui’nin de kendi planları vardır. Amacı yazıtları ele geçirmektir. 


    Missing Kings adlı film için Return of the Kings serisine hazırlayan bir film diyebiliriz. Filmde karakterleri yeniden anımsıyor, yeni karakterleri tanıyor ve yeni olaylara hazırlık yapmaya başlıyoruz. Zaten Return of the Kings de filmin bıraktığı yerden devam ediyor. Aslında Missing Kings için Return of the Kings’in ilk bölümü desem yanlış olmaz. Bu yüzden Return of the Kings’e ayrı bir paragraf açmıyorum. Dediğim gibi orada yaşananlar Missing Kings’in devamı.

    Ne zaman bir devam serisi izlesem seri beni çok etkilemediyse ilk sezonda ne olduğunu pek hatırlayamam. Hafızamda kalanlar sadece birkaç önemli olay ve bir iki karakterin adı olur. K adlı animede de durum pek farklı sayılmazdı. Hatta hikâyenin ve karakterlerin çoğu aklımdan uçup gitmiş. Bu yüzden Missing Kings ve Return of the Kings’e başlamadan önce hafızamı tazelemek adına bolca vikipedi yaptım ve görsel olarak tazelemek için de ilk sezonun son iki bölümünü yeniden izledim diyebilirim:) İlk sezonun incelemesini 3 Ocak 2013 yılında yazmışım ve üstünden üç sene gibi bir zaman geçince doğal olarak akıllarda pek bir şey kalmamış. Bu yüzden bir animeye ikinci sezon gelecekse aranın fazla açılmaması (en fazla bir sene) taraftarıyım.

    İçerik olarak anime üç sene önce çıkan ilk sezondan pek farklı sayılmaz. Çıtayı yükseltememiş ama düşürme de söz konusu değil. Evet, anime kendisini izlettiriyor. Karakterleri bol ve aksiyon sahneleri çok başarılı. Ama bir boşluk varmış gibi de hissedemeden edemiyorum. Hikâyesi de fena sayılmaz fakat tüm bu etkenler bir araya gelse bile şahsen bende anime fazla bir heyecan yaratamıyor. Anlatabildim mi bilemiyorum ama sanki çok yüzeysel veya hızlı ilerliyor gibi. Bir şeyler eksik kalmış. Kısacası animeyi güzel ama etkileyici değil olarak tanımlarsam doğru olur. Son olarak, film ve devam sezonu ilk sezonda havada kalan tüm soruları cevaplıyor. İlk sezonun incelemesinde bu krallar neden sadece Japonya’da gibi sorular sormuştum. Bir takipçimiz de bana film ve yeni sezonda bunların açıklandığını ve kafamdaki birçok şeyin kalkacağını söylemişti. Doğrudur, devam serisinde önemli sorular cevap buluyor. Kafamda sadece bir soru kaldı ki bu da animenin sonu ile ilgili. Devamı açık açık spoiler olacak. Bu yüzden izlemeyen okuyucularımızın şiddetle uzak durmasını, bir sonraki paragrafa geçmesini tavsiye ediyorum. Şimdi, Dresden Yazıtları malum son bölümde yok ediliyor. Yazıtların gücü ortadan kalktığı için Nagare ölüyor, Munakata ölümden dönüyor vs. Yani benim anladığım, artık kralların gücü yok. Yani başta krallar olmak üzere herkes artık normal bir insan. Bu tezi destekleyecek somut bir bilgi ben göremedim ve yazıtlar yok olduktan sonra Kuroh güç kullanıyor. (şu kamçı gibi olan gücü) Bu yüzden gene kafam karıştı:) 


    Animenin çizimleri yine ilk sezondaki gibi “farklılığını” korumuş. Çizim ve detay olarak anime başarılı. Renkleri ise kendisine has, başka animelerde göremeyeceğimiz türden. Yine kırmızı, yeşil, mor tonlamalar hâkim oluyor ekrana ve ilk sezonda şaşırtıcı bulduysam da bu sefer hazırlıklıydım:) Bir de ilk sezonda bu kadar var mıydı hatırlayamadım (gene mi:) ama Neko ve Seri sayesinde bolca vücuttan bağımsız hareket eden göğüsler, kocaman kalçalar, beyaz minik külotlar görme şerefine nail oluyoruz. Şahsen Seri’nin üzerinden fazla rant yapılmaya çalışılmış diye düşünüyorum. Bacak arası açılar, göğüslere zumlar, yırtılan elbiseler falan. Açıkçası ne gerek vardı diyorum ben. Öncelikle animenin türü bu kadarı için bence uygun değil. Tamam, bir iki yerde hani olur, hangi animede olmuyor ki? Yine tamam, Neko hopluyor zıplıyor dövüşürken falan eteği açılıyor, onda da problem yok. Ama Seri? Biraz ağır mı olur bilemiyorum ama baldır bacak meme göstersin, seks objesi olsun dışında animede pek bir vasfı yok. Üstelik gözümüze gözümüze sokuluyor. En azından benim düşüncelerim bu yönde. Müziklere de değinmeden olmaz; bölümler esnasında çalan parçalar da gayet başarılı ve yaşanan anı tamamlıyor. Kapanış parçası da iyi ama o nasıl bir açılış parçasıdır, ne alakadar anlayamadım. Tek kelimeyle kötü. Daha da ileri gidip rezil bile diyebilirim. Hem parça kötü hem de K gibi bir seriyle, diğer müziklere kıyasla ne alaka? Hele sonunda ne diyordu, “bir öpücük vereceğim sana” ile müzik bittikten sonra hakikatten birisi öpücük atıyordu. Ne kadar lüzumsuz bir şeydi, anlatamam. Belki anime romantizm odaklı bir şey olsa bir nebze ama böyle bir animeye bu “şey” hiç yakışmamış.

    Bir devam sezonu için gereğinden uzun bir inceleme oldu, farkındayım. Demek ki fazlaca izlenimlerim olmuş:) Şöyle yazıyı toparlayacak olursam; K adlı anime, filmi ve ardından gelen ikinci sezonuyla tatmin edici bir final yapıyor. Dediğim gibi anime içerik olarak kaliteli, renklendirme olarak farklı, müzikleri açısından (açılış faciası hariç) başarılı bir anime ama hitap olarak bir eksiği var. Nasıl desem, yemek tam kıvamında pişmiştir ama tuzu eksiktir, bunun gibi bir şey:) 

    0 yorum

  • Copyright © 2013 - Nisekoi - All Right Reserved

    ANİME İNCELEMELERİ SAYFASI Powered by Blogger - Designed by Johanes Djogan