Devilman Crybaby İncelemesi
Yönetmen: Masaki Yuasa
Stüdyo: Science Saru
Tür: Fantastik, Dram
Yapım Yılı: 2018
Bölüm Sayısı: 10
Anime Puanı: 10/8.5
Netflix’te görebileceğimiz Devilman Crybaby, kökleri 1972’ye kadar uzanan aynı adlı mangası ve animesine dayanıyor. Yani orijinal Devilman’ın günümüz uyarlaması var karşımızda. İzleyebileceğiniz en şiddetli, en açık ve rahatsız edici animelerden birisi olmayı garanti eden seride olayların baş kahramanı Akira Fudo adlı genç arkadaşımız. Akira’nın ailesi yurtdışındadır ve Akira, çocukluk arkadaşı Miki Makimura ve ailesinin evinde yaşamaktadır. Çok iyi bir yüreğe sahip olan Akira, başkalarının dertleri için sürekli gözyaşı döken bir tiptir. Günün birinde Akira’nın çocukluğundan bir arkadaşı karşısına çıkar: Ryo Asuka. Ryo’ya göre dünyada iblisler kol gezmektedir ve ona göre iblisleri yenmenin en iyi yolu iblis olmaktan geçmektedir. Akira’yı yanına alan Ryo, onu kaptığı gibi şeytana tapılan seks partilerinin yapıldığı bir yere götürür. Akira elbette bulunduğu ortamdan rahatsız olur ama Ryo’ya göre iblisler böyle yerlerde daha fazla açığa çıkmaktadır. Ryo olayı daha da abartarak kırık şişeyle insanlara saldırmaya başlar ve kavgalar başlar. Derken iblisler meydana çıkar ve bunlardan en güçlülerinden birisi olan Amon adlı iblis, Akira’yı ele geçirir. Fakat Akira’nın kalbi baskın gelir ve vücudunun kontrolü Akira’da gelir. Yani Akira artık Amon’un güçlerine sahiptir ve iblisleri de öğrendiğine göre onları avlamanın vakti gelmiştir.
On bölümlük kısa seride dediğim gibi belki de hiç görmediğim kadar şiddet ve cinsellik bulunmakta. Kopan uzuvlar, dağılan organlar, her şey meydanda olmasa da seks sahneleri… Kısacası ne ararsanız var. Animenin bu yönünü, daha doğrusu cesaretini bir yandan takdir ettim ama bir yandan da fazla abartıldığını düşündüm. Belki Netflix’te olmanın özgürlüğü olabilir, anime hiçbir şey sergilemekten çekinmiyor. Hatta öyle sahneler var ki, ben şiddeti seven birisi olarak bile rahatsız oldum. Çok hafif bir spoiler vereyim; çocuklar bile bu animede kolayca ölebiliyor.
Animenin ilk bölümü ve beşinci – altıncı bölümlerden sonrası dikkat çekici. Aradaki bölümler biraz durağan geçse de esas olaylar yarısından sonra başlıyor. Ve şunu belirteyim; bu animede mutlu son beklemeyin. Her şeye hazırlıklı olun çünkü herkes ölebilir, hem de en hunharca şekilde. Devilman Crybaby dört dörtlük bir senaryo sunmasa da nadir rastlanan sonu ve içeriği ile bu açığını kapatıyor.
İçeriğinin rahatsız edici olmasının en büyük etkenlerinden birisi de şüphesiz çizimleri. Bir bakıyorsunuz on numara çizimler çıkıyor karşımıza, bir bakıyorsunuz rahatsız edici tipler ve kopan uzuvlar. Rahatsız edici tipler derken hakikatten rahatsız edici. Yani kötü yönde. Çizimler çirkinleşiyor ve bakılamayacak bir hal alabiliyor. Özellikle ilk bölümde Akira daha iblise dönüşmeden son andaki o koşuşu sanırım anlattıklarımın özeti olur. Müzikleri ele aldığımızda ise bağımlılık yapan ritmik bir teknno açılışı ile farklı bir havaya sahip seri. Bölümler esnasında önce çıkan müzikleri olmasa da, repçi arkadaşların yaptığı repler fevkaladeydi.
Devilman Crybaby acayip bir anime. Bu yazıyı yazmadan önce kafamda belirlediğim puan acaba çok mu fazla veya çok mu az diye düşündüm durdum. Çalkantılı, rahatsız edici, dikkat çekici ve karartıcı, öte yandan izledikçe izlenilesi gelen bir anime. Kısacası birçok yoruma açık. Yani çok da sevebilirsiniz, benim gibi sevip kötüleyebilirsiniz de veya yüzüne bile bakmazsınız:) İzleyin görün!
Hinamatsuri İncelemesi
Yönetmen: Kei Oikawa
Stüdyo: Feel
Tür: Komedi
Yapım Yılı: 2018
Bölüm Sayısı: 12
Anime Puanı: 10/7.5
Günlük hayat – komedi temasına doğaüstü güçlerin eklendiği ve bölümler ilerledikçe bu güçlerin adeta terk edildiği Hinamatsuri’de, Hina adlı kızın Nitta adlı yakuza üyesi ile olan ilişkilerini konu alıyor. Sarı saçları, vazolara olan düşkünlüğü ile bir yakuza ailesinde üst kademe yöneticilerden olan Nitta’nın kendine has, düzenli bir hayatı vardır. Günün birinde Nitta’nın oturma odasında yumurta benzeri büyük bir cisim belirir. Üstelik cismin üzerinde küçük bir kızın yüzü de vardır. Nitta ise oldukça değişik bir tepki vererek uyumaya gider:) Sabah kalktığında ise yumurta yine oradadır ve düğmesine basıp açtığında içinden orta okul yaşlarında bir kız çıkıverir. Kızın adı Hina’dır ve telekinetik güçleri vardır. Üstelik çok da güçlüdür. Öyle ki, ağaçları bile yerinden sökebilmektedir. Nitta elbette önce korkudan Hina’ya bakmaya başlar ama günler geçtikçe aralarında bir bağ oluşur.
Hina’nın doğaüstü güçlerinin olması skeçvari ilerleyen, yani belirli bir hikayeyi takip etmekten ziyade olaya odaklanan animeye ilk başta farklı bir hava katmıştı. Fakat giriş cümlesinde de bahsettiğim üzere bölümler ilerledikçe Hina’nın doğaüstü güçleri yüzde doksan göz ardı edilip sıradan bir komedi animesine dönüşüyor seri. Elbette kötü değil ama başlangıçta bize vaat edilen ile ilerledikçe bizlere sunulan bambaşka. Dolayısıyla biraz puan kırdım çünkü ben doğaüstü yetenekleri olan bir kızın komik maceralarını izlemek istiyordum. Sünepe, itici, tembel, gıcık bir kızın yaptıklarını değil.
Sünepe, itici, tembel, gıcık… Hina’yı birkaç kelimeyle anlatmam gerekirse kesinlikle bu kelimeleri kullanırım. Ve bu animenin ana karakteri kim diye sorarsanız benim cevabım Anzu’dur. İlk etapta Hina’yı geri getirmek için gelen ama dünyada kalan Anzu, harikulade bir karakter. Eylemleri, gelişimi, insan ilişkileri olsun on numara. Hina’ya baktığımızda ise parazit görüyoruz. Dolayısıyla Anzu üzerine yoğunlaşan bölümler benim için daha keyifli oldu. Dediğim gibi anime ilerleyen bölümlerde doğaüstülüğü bırakınca Anzu’yu izlemek daha eğlenceli bir hal alıyor. Bu arada, ilk bölümlerde Hina güçleri kullanmazsa enerji patlaması yaşayıp etrafı kırıp dökeceğini ima ediyordu. Lakin bu tema da ilerleyen bölümlerde rafa kalkıyor.
Hinamatsuri’nin çizimlerine baktığımızda anime rengarenk ve bir hayli sevimli. Aynı şekilde karakter modellemeleri de bir hayli başarılı. Hina’yı sevmesem bile çizimlerine diyecek bir sözüm yok. Anime komedi animesi olduğundan komiklik mimikleri önem teşkil ediyor ve diyebilirim ki anime görevini çok iyi yerine getirmiş. Bir tek Hitomi adlı karakterin şaşırma veya korkma efektleri iğrenç ötesi. Yani gerçekten olmamış. Şu an bile gözümün önüne geldi de… :) Müzikleri ise standart diyelim. Türüne uygun ama çok da ön plana çıkmayan parçalar mevcut seride.
Hinamatsuri benim beklediğimden farklı bir anime çıktı. Hem iyi yönde hem kötü yönde. İyi yönü, eğlenceli olması ve bölümlerin kendilerini izlettirmesi. Kötü yanı ise ilk bölümde vaat ettiklerinin birçoğunu son bölümde göremiyoruz bile. Üstelik son bölümün son yarısı Hina veya Anzu ile ilgili bile değil. Ve son olarak anladığım üzere bir devam sezonu gelecek gibi.
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)









1 comments: