• Aralık 09, 2020

    Yönetmen: Yoshimitzu Oohashi
    Stüdyo: Geno Studio
    Tür: Doğaüstü
    Yapım Yılı: 2018
    Bölüm Sayısı: 12
    Anime Puanı: 10/8.5


    Amazon Prime’dan izlenebilen ve Prime özel yapımı olan Kokkoku için diyebileceğim; beni ters köşe etmiş olması. Evet, izlediğim en iyi animeler kategorisine girmedi belki ama on iki bölüm boyunca kendisini merakla izlettirmesini de başardı. İşin sırrı, sıradan halktan gelme karakterler ve merak uyandıran içeriği.

    Ön plana çıkan ve ana karakter olarak nitelendirebileceğim Juri Yukawa, alelade bir kızdır. Kokkoku’da ana karakterlerden olsa da, diğer animelerde ikinci hatta üçüncü planda kalan bir karakter olurdu. O kadar sıradan yani:) Kendisi kalabalık ve işe yaramaz olarak nitelendirebileceğim Yukawa familyasının bir üyesidir. Babası Takafumi işsiz, abisi Tsubasa otuz iki yaşında bir hikikomori – yani dış dünya ile bağlantısını kesmiş ve yalnızlığı benimsemiştir. Keza ablası da çocuğunu babasız büyütmektedir. Ailenin en büyüğü büyükbabanın da tüm işlerden elini eteğini çektiğini görüyoruz. İşte böyledir Yukawa ailesi ve Juri bir iş görüşmesinden daha başarısız bir şekilde evine dönmüştür. İş görüşmesinde olduğu için ablasının çocuğunu da okuldan almak için Tsubasa binbir rica ile ikna edilmiştir. Evine döndüğünde telefon çalar ve Tsubasa ve yeğeni Makoto’nun kaçırıldığı haberini alırlar. İstedikleri ise fidyedir fakat Yukawa ailesinde para ne gezer:) Derken büyükbaba olaya müdahil olur ve Juri ile babası Takafumi’yi sakinleştirerek odasına çeker. Bir taş çeker ve ufak bir ritüel gerçekleştirdikten sonra zaman durur. “Stasis” adı verilen dünyaya geçerler ve zamanın durduğunu herkesin adeta heykel gibi kalakaldığını görürler. Büyükbabanın dediğine göre bu taş nesilden nesle Yukawa ailesinde aktarılmıştır ve kendisi son sahibidir. Amacı anlamışsınızdır: Gidip Tsubasa ile Makoto’yu alacaklar ve evlerinde zamanı yeniden başlatacaklar fakat hiç ummadıkları bir şey başlarına gelir. Stasis’de gezinebilen başkaları da vardır ve ailesi gözüne kestirmiştir. 


    Bahsettiğim gibi hikaye kendine özgün ve merak uyandırıcı. İnsan izlerken ne olacağını, diğer insanlar kim, taşın geçmişi gibi sorular soruyor ve merakla cevapları bekliyor. Birçok soru cevap bulsa da taşın üzerine çok fazla yoğunlaşamıyor. Sadece son bölümde ciddi bir ayrıntı veriliyor, o kadar. Zaten serinin odak noktası taş ve yapabilecekleri olmadığı için aslında bu sorular hep ikinci planda. Asıl olay kaçırılma, kaçıranlar, ve Stasis dünyasının bekçileri olarak nitelendirilen, hareket edemeyenleri korumakla görevli yaratıklar. On iki bölüm fazla doldurulmadan tadında ilerliyor diyebilirim. Karakterlerden de zaten bahsettim. Göbekli ve kolay para peşinde aile reisi, işsiz çocuklar, sıradan bir dede gibi karakterler bunlar ve benim çok hoşuma gitti. 
     

    Karakterler demişken; çizim tarzları da doğal olarak bir hayli sıradan:) Yani Kokkoku’da renkli saçı, kocaman gözlü, garip elbiseli değişik tiplemeler yok. Göbekli, eşofman giyen ve terlikle gezen senle ben varız:) Çizimler çok ayrıntılı ve dikkat çekici olmamakla birlikte görevini yerine getiriyor ve gerek karakterler gerekse ortam yaşanan atmosferi gayet yansıtıyor. Seslendirmeler bakımından vurgulayacağım bir nokta yok. Müzikler de fena sayılmaz ama açılış parçasının ayrı ve garip bir havası var.  

    Kokkoku final yaparak biten ender animelerden birisi. Yani Juri ve ailesinin hikayesi bitiyor ama dediğim gibi Stasis ve taş – taşlar bayağı geniş bir konu. Dolayısıyla günün birinde belki Juri, belki bambaşka bir kadro ile yeni bir sezon karşımıza çıkabilir. Çıksa da çıkmasa da, Kokkoku adı çok bilinmese de benim sevdiğim ve severek izlediğim bir anime oldu. 
     

    0 yorum

  • Copyright © 2013 - Nisekoi - All Right Reserved

    ANİME İNCELEMELERİ SAYFASI Powered by Blogger - Designed by Johanes Djogan