• Haziran 28, 2021

    Yönetmen: Kazuya Nomura
    Stüdyo: Production I.G
    Tür: Tarihi, Psikolojik, Gizem
    Yapım Yılı: 2021
    Bölüm Sayısı: 13
    Anime Puanı: 10/9

     
    Yuukou No Moriarty'nin ikinci sezonuyla kaldığımız yerden devam ediyoruz. Okumaya geçmeden önce ilk sezonun incelemesine buradan ulaşabilirsiniz. Bu sezonda karşımıza Sherlock'un ağabeyi, birçok açıdan Sherlock ile kıyaslayabileceğimiz Mycroft Holmes ve diziden de hatırlayacağımız İrene Adler çıkıyor. Olaylar Mycroft'un ortaya çıkıp Sherlock'u kadınlara karşı uyarmasıyla başlıyor ve bir süre sonra İrene Adler ortaya çıkıyor. Bu durumlar gerçekleştiği sırada James Moriarty'nin ağabeyi İngiliz hükümeti tarafından İrene Adler'in çaldığı birtakım belgeleri ele geçirmesi ve onu ortadan kaldırması için görevlendirilir. Bu şekilde de bu üçlüyü birbirine bağlayan üçgenimiz tamamlanmış olup işler ilginç bir hal almaya başlar.

    Bu sezonda durumlar karmaşıklaşıp ilginçleşiyor. Ülkede olan bir iç çatışma; halk-müfettişler, müfettiş-müfettiş, suçlu mu kahraman mı tartışmaları ve bunların aralarında yaptıkları gizli antlaşmalar, ortaya çıkan gizli bir düşman daha, operasyonlar, planlar, gerekli olan kötülük mü yoksa saf kötülük mü... Tabii bu çıkmazların çözümünün iki adresi var: Bir tarafta Moriarty ile ekibi bir tarafta Holmes. İki tarafın da kendine has çözüm yöntemleri var. Peki bu kadar çok şey olması kafamızı karıştırıyor mu? Hayır. Çünkü olayların aktarımı bizi serinin içinde tutuyor.. Animenin bu hızına ayak uydurunca güzel ve keyifli bir seri olduğunu söyleyebilirim. 
     

    Açılış parçası "Twisted Hearts"i gerçekten başarılı buldum. Çok hoşuma gitti, kapanış parçası "Omega" da fena değildi. Ayrıca aralarda gerilimi hissettirmek için çalan müzikler de çok iyiydi. Duyguyu hissettirmek için klasik müziğin de bir parçası olan keman, piyano gibi müzik aletleri kullanılıp klasik eserlere göz kırpılmış. Animenin çizimleri ve seslendirmeleri de çok iyi gerçekten. Bazı zamanlar sırf bunlara odaklandığınız bile olabiliyor. Hikayedeki işleniş ve geçişlerle de çok keyifli bir seri izlemiş olduk. Bir de tabii bu kısımda daha fazla karakterin dahil olmasıyla ana karakterimiz James Moriarty'i daha az görür olduk. Ancak bu ikili dışındaki ve özellikle Wiliam'ın ekibindeki her bir karakter de çok güçlü bir etkiye sahipler ve ayrı ayrı işlenmeyi hak eden karakterlerdi. Aslında Moriarty ailesi ile Sherlock arasında tam bir mücadele olamadığını düşünüyorum. Çünkü bana göre birçok durumda Sherlock pasif kaldı. Sherlock, ağabeyi ile iş birliği içinde olsa veya bir tık daha aktif olsa tam bir çekişme görebilirdik ancak tabii ki ana karakterimiz Moriarty olduğu için ve ekibinin de bütün parçalarıyla tam bir takım olduğu için normal olarak karşılayabiliriz. 


    Bir de Sherlock ve Moriarty arasındaki çekişmenin olaylar veya insanlar üzerinden olmasına karşın bu düellonun doğrudan ikisi arsında olsa daha iyi olmaz mıydı gibi bir düşünceye kapılmışken 11. bölümde serinin zirve yapmasıyla ikili açıkça birbirine meydan okuyor ve "Catch me, if you can" durumu bir kez daha yaşanıyor ve finalde de William'ın hayalini kurduğu yeni dünyaya ulaşmak için ince eleyip sık dokuduğu planının "son perde"sini nefessiz bir şekilde izleyerek harika bir animeye veda ediyoruz. Tabii dilerseniz mangasını okuyabilir ya da kitabını da temin edebilirsiniz. Son olarak karakterleri, müzikleri ve konuların işlenişi ile harika bir anime olduğunu söyleyip şiddetle tavsiye ederek bitirmek istiyorum. Je Crois en Moi. Sağlıcakla ve animeyle kalın! 
     

    0 yorum

  • Copyright © 2013 - Nisekoi - All Right Reserved

    ANİME İNCELEMELERİ SAYFASI Powered by Blogger - Designed by Johanes Djogan