• Aralık 17, 2021

    Yönetmen: Suzuki Kenichi
    Stüdyo: David Production
    Tür: Macera, Aksiyon
    Yapım Yılı: 2021
    Bölüm Sayısı: 12
    Anime Puanı: 10/8

     
    Kötülükle savaşmaya ant içmiş Joestar soy ağacından gelen ve ilk kadın Jojo kahramanımız olan Jolyne Cujoh’un macerası ile herkese merhaba. Yeni Jojo serisi olan Stone Ocean serisine geçmeden önce ilk seri olan Phantom Blood ve Battle Tendency’nin incelemesine buradan, ikinci seri olan Stardust Crusaders’a buradan, üçüncü seri Diamond is Unbreakable’a buradan 2018 yılında izlediğimiz, benim favorim serim olan dördüncü seri Golden Wind incelemesine buraya tıklayarak ulaşabilirsiniz.

    Her Jojo’s Bizzare Adventure animesinde olduğu gibi, bu sefer de yeni bir ana karakter ile seri bizlere merhaba diyor. Üstelik bu sefer bir ilk gerçekleşiyor ve karşı cinsten bir Jojo’ya merhaba diyoruz. Kendisi belirttiğim gibi Jolyne Cujoh. Üstelik serinin en sevilen Jojo’su olan Jotaro Kujo’nun kızı olur. Şimdiden söyleyeyim, soyadları neden farklı yazılıyor ben de bilmiyorum:) Önce Netflix mi yanlış yaptı diye baktım ama genel olarak her yerde durum vardı. Fazla da üstelemedim açıkçası. Bu arada evet, seri Netflix’te yayınlanmakta. Yani rahatça Türkçe altyazılı şekilde izleyebilirsiniz. 
     

    Golden Wind’de İtalya’daydık ve Stone Ocean ile 2011 yılının Florida’sındayız. Jolyne Cujoh bir araba kazasına karışır ve aslında suçu olmasa da kasten adam öldürmekten on beş yıl yer ve Green Dolphin Street Prison, nam-ı diğer Akvaryum lakaplı ada hapishanesine gönderilir. Burada hiç görmediği ve nefret ettiği babasından (evet dünyayı Dio’dan kurtarmakla iyi baba olunmuyormuş:) bir kolye alır. Kolyenin içinde annesi ile babasının resminin yanı sıra, sivri bir cisim vardır ve bu cisim parmağına batar. Elbette bu cisim alelade bir cisim değildir ve Jolyne meşhur Stand güçlerinden birisine kavuşur. Jotaro’nun buradaki maksadı kızı kendini savunabilsin diyeymiş. (Belki de o kadar da kötü bir baba değildir?) Gelgelelim hapishanedeki tek Stand kullanıcısı kendisi değildir ve eski düşmanlara çalışan yeni düşmanlar çoktan Cujoh’ları (ya da Kujo) intikam için gözüne kestirmiştir.

     
    Stone Ocean fena bir Jojo animesi olmasa da bir önceki Golden Wing kadar etkileyici bulmadım. Öncelikle on iki bölüm, yani yarıda bitiyor. Bir diğer beğenmediğim nokta ise Jolyne Cujoh’un ta kendisi. Açıkçası benim gözümde en ezik Jojo oldu kendisi. Tamam, bölümler ilerledikçe damarlarındaki Joestar kanı kendisini belli ediyor ama oraya gelene kadar dedim koskoca Jojo ismine bu mu layık görülmüş?:) Jotaro olsun, Giorno olsun, orijinal Joestar’lar Jonathan ve Joseph, hatta Josuke bile belirli bir karizmaya sahipti. Fakat Stone Ocean’da Jolyne sanki böyle bir çaresiz, sürekli bağırıyor (aslında herkes bağırıyor) ağladı ağlayacak gibi etrafta geziyor. Dediğim gibi bölümler ilerledikçe ve Stand’ına alıştıkça façayı düzeltiyor ama ilk izlenimler her daim önemlidir:) Bunun dışında gerek Stand’lar gerekse yaşanan olaylar yine adına yakışır şekilde Bizzare, yani acayip. Stand olayında gerçekten hayal gücü sınırsız. Gelgelelim on iki bölüm yetmediğinden tam seri ile iyice havaya girdik derken bitiveriyor. 
     

    Çizimler ve müzikler de tıpkı içeriği gibi bir acayip. Çizimler zaten Stardust Crusaders’tan sonra acayipleşmeye başlamıştı. Zaten farklıydılar ama iyice bir garip hal aldılar:) Ha, şikayetim var mı elbette yok. Hatta nette bile Jojo göndermelerini bolca görmüşsünüzdür. Duruşları ve yürüme tarzları falan:) Müzikler de fena sayılmaz. Açılış ve kapanış parçasını belki birer kez dinledim ama kötü olduklarını söyleyemem.

    Stone Ocean, Jojo adına yakışır bir anime olmuş. En iyisi diyemem belki ama kötü kesinlikle değil. Pat diye yarıda bitmesi sıkıntı, devamı için bekliyor olacağız. Eğer siz hala Jojo’nun garip macerasına başlamadıysanız alın size fırsat. 
     

    0 yorum

  • Copyright © 2013 - Nisekoi - All Right Reserved

    ANİME İNCELEMELERİ SAYFASI Powered by Blogger - Designed by Johanes Djogan