Sousou no Frieren İncelemesi

Yönetmen: Keichiro Saito
Stüdyo: Madhouse
Tür: Fantastik, Macera
Yapım Yılı: 2023
Bölüm Sayısı: 28
Anime Puanı: 10/9


Sousou no Frieren adlı animeye ilk başladığımda aklıma direkt Kino no Tabi geldi. Hani şu, ana karakterin diyar diyar gezdiği, bir yerde üç günden fazla kalmadığı, gittiği her yerde insan doğasına küçük ama sert dokunuşlar yaptığı anime. Dışarıdan bakınca “gezgin bir karakter” gibi durur ama aslında her bölüm minik bir hayat dersi, minik bir yüzleşmedir. Dediğim gibi Frieren’i ilk gördüğümde de aynı hissi aldım. Sessiz, mesafeli, izleyen, fazla konuşmayan bir karakter. Açık konuşmak gerekirse; bu animeye başlarken öyle büyük bir beklentim yoktu. Sosyal medyada patlamıştı, puanlar uçmuştu ve herkes başyapıt diyordu. Ben de doğal olarak merakımdan başlayıverdim.

İlk birkaç bölümde açıkçası sıkıldım. Tempo ağırdı, anlatım sakin ama fazla sakindi. Tamam, güzel de nereye kadar diye düşünmeye başlamışken tempo arttı, karakterleri tanıdık ve işler eğlenceli bir hal almaya başladı. Arada yine ritmin düştüğü, biraz fazla uzatılmış gibi gelen bölümler elbette oldu. Nitekim genel tabloya baktığımda çıtayı aşan bir iş izlediğimi kabul ediyorum. Hele son bölümlere doğru tempo, duygu ve karakter derinliği birleşince izlerken ciddi keyif aldım. 
 

Çoğu fantastik anime Şeytan Kral’ı yenelim mottosuyla bir yolculuk ile başlar. Bu anime ise tam tersini yapıyor. Elf büyücü Frieren ve cesur yol arkadaşları yıllar süren mücadelenin ardından Şeytan Kralı yenmiş ve dünyaya barışı getirmiştir. Yani büyük savaş bitmiştir. Durum böyle olunca herkes kendi hayatına dağılır. Bizim hikayemiz de bundan sonra başlamakta çünkü Frieren bir elf. Kendisi neredeyse ölümsüz fakat insan dostları değil. Onlar için on yıl ömürden koca bir parça. Frieren için ise neredeyse dün gibi. Zaman geçer. İnsanlar yaşlanır. Ölür. Anılar solmaya başlar ve Frieren ilk kez bir şeyin farkına varır. Yanında yıllarca yürüdüğü insanları aslında hiç tam olarak tanımamıştır. Onların hislerini, kırılganlıklarını, kısa ömürlerinin değerini anlayamamıştır. Eskiden sadece görev odaklı, duygudan uzak, mesafeli bir büyücüydü. Şimdi ise geçmişin boşluklarını doldurmaya çalışan, anlam arayan bir gezgin. Bu yolculuk bir düşmanı yenmek için değil, insanları anlamak için. Yeni insanlar, yeni maceralar bu sefer eskinin deneyimi ile Frieren’e yeni ufuklar açar. Şeytan Krala karşı savaştığı ekipten Heiter’in çırağını da yanına alan Frieren, yeni ufuklara doğru yelken açar. 
 
Bir şey dikkatimi çekti. Mangaka Kanehito Yamada’nın Almanya’ya özel bir sevgisi var mı bilmiyorum ama isimlere bakınca insan şüphelenmeden duramıyor. Neden mi?

Frieren – Donmak
Fern – Uzak
Stark – Güçlü
Himmel – Gökyüzü
Denken – Düşünmek
Flamme – Alev
Ehre – Onur
Eisen – Demir

Ne demek istediğimi anlatabildim mi? Fantastik bir anime mi izliyoruz yoksa Almanca kelime ezber mi yapıyoruz belli değil :=) Şaka bir yana, isimlerin anlamları karakterlerle ciddi paralellik gösteriyor. Himmel’in gökyüzü gibi ulaşılmaz idealleri, Eisen’in demir gibi sağlam duruşu… Bu tarz detaylar hoş düşünülmüş. 
 

Görsel olarak anime muhteşem. Özellikle orman tasarımları, renk paleti, ışık kullanımı gerçekten üst düzey. Doğa sahneleri tablo gibi. Büyü efektleri temiz, akıcı ve gösterişli ama abartısız. Zaten Stüdyo Madhouse’tan daha aşağısını beklemezdim. Yeri geldiğinde kan da var, kopan uzuv da. Yani tamamen masalsı bir yumuşaklıkta değil. Gerektiğinde sertleşebiliyor. Müzikler de görevini yerine getiriyor ve atmosferi destekliyor fakat dürüst olayım, bunu açıp tekrar dinlerim dediğim, aklıma kazınan bir tema olmadı.

İlk sezon 28 bölüm. Ben bitirdiğimde yeni sezon başlamıştı ve hatta yarılanmıştı bile. Açıkçası tam da iyi bir yerde bitirdim çünkü hikaye daha da derinleşeceğinin sinyalini veriyor. Yeni sezona ben de elbette başladım. Bitirdiğimde incelemesi yine burada olacak. Sonuç olarak Sousou no Frieren, bağırarak değil fısıldayarak etkileyen bir anime. Sabırsız izleyiciysen ilk bölümlerde düşebilirsin ama sabredersen karşılığını da alırsın çünkü bu anime savaşın kendisini değil, savaş sonrası boşluğu anlatma cesareti gösteriyor. Üstelik bunu yaparken sakinliğini hiç bozmuyor. 
 

Yorumlar

İletişim Formu

Ad

E-posta *

Mesaj *