The Tatami Galaxy İncelemesi

Yönetmen: Masaaki Yuasa
Stüdyo: Madhouse
Tür: Komedi, Gizem
Yapım Yılı: 2010
Bölüm Sayısı: 11
Anime Puanı: 10/6.5


Ne kadar yüreklendirseniz de bir türlü harekete geçmeyen mütereddit arkadaşlarınız oldu mu hiç? Orijinal adı ile Yojouhan Shinwa Taikei ve daha çok bilinen adı ile The Tatami Galaxy’deki başkarakterimiz aynı bu tıynette, seri boyunca ismi verilmeyen (kaynaklarda geçen “Watashi”, bir ad değil, Japonca’daki “ben” zamiri) bir üniversite öğrencisi. Bir gün, bir ramen dükkanında tuhaf tipli esrarengiz bir adamla tanışır ve onun rehberliğinde, yaşayabileceği farklı üniversite hayatı senaryolarına yelken açar. “Aradığı aşkı ve arkadaşlıkları bulabilecek midir?” sorusuyla biz izleyicileri de serüvene dahil eder.

Öncelikle Japonca bilmiyorsanız uyarayım, altyazılar çok hızlı akacak çünkü başkarakterimizin iç sesi makineli tüfek gibi (ve oldukça ağdalı bir dille) konuşuyor. Bu betimlemelerle dolu bilinç akışı, serinin geneline hakim zira anime 2004’te yayımlanmış aynı isimli bir romanın uyarlaması. Romanın yazarı Tomihiko Morimi’nin anlatım tarzına duydukları saygıdan sanıyorum, edebi tonu korumak istemişler. Ayrıca, bu şimşek hızındaki monolog ve diyalogların seslendirilmesinde seiyuu’ların (seslendirme sanatçılarının) başarısı da takdire şayan.

Diyalogların yanında, çizimler de ilgi çekiciydi bence. Masaaki Yuasa’nın stiline aşina olanlar bilirler, basit çizgilerle estetik ve sürreel yapılar kurmayı seviyor. Bu yönüyle anime; parlak renkler, mütemadiyen değişen animasyon tarzı (son bölümde rotoskop bile görüyoruz) ve hızlı kurgusu ile plandan plana atlayarak anlatımını zinde tutuyor. Üstelik komedi tarzı absürt olduğu için ben ve akranlarıma (Z kuşağına) da hitap eder cinsten. Seri içi müziklerin ve ses efektlerinin de bu havayı güçlendirdiğini söyleyebilirim fakat açılış parçası için aynı desteği veremiyorum. Her ne kadar açılış ve kapanış kısımlarını bir foreshadowing (geleceği sezdirme) öğesi olarak kullansalar da, daha güçlü ve uyumlu parçalar beklerdim. 
 
 
Hikaye kısmında ise, şahsen sürreel anlatıları sevdiğim için, ilk 3 bölüm hoş bir gündüz düşü gibi akıp gitmişti. Opening’leri atlayarak keyifle izliyordum. Gelgelelim dördüncü bölümden itibaren gitgide sıkıldığımı hissettim çünkü hikaye bir fasit dairenin (kısır döngünün) içine düştü. Evet, orijinal hikayede de yapı böyleydi fakat romandaki olasılık havuzu dört ana patikadan oluşuyor. Animede ise bu havuz 11 bölüme yayılmış ve her bölümdeki ufak farklılaşma girişimleri, mevcut durağanlaşmayı engellemiyor. Bu durumda en büyük absürt fanatikleri bile “e hadi artık!” diyecek, bu yerinde sayma durumunun nihayete ermesini dileyecektir diye düşünüyorum. Ne de olsa “gerçeküstü”, gerçeğin üstüne basarak yükselir. O nedenle, yeri geldiğinde lineer bir olay örgüsüne geçmek gerekebilir (ya da fazla uzatmamak). Spoiler vermemek adına biraz slalom yaparak şikayet ettim fakat eğer izlerseniz beni daha iyi anlayacağınızı umuyorum.

Sadede geleyim. The Tatami Galaxy, hazmı kolaylaştırmayan fakat oldukça da lezzetli bir anime. Evet, ortalarda kayboldum ve puanım buna göre şekillendi ancak sizin izleme sıklığınız ve şeklinize göre yorumunuz değişebilir. Ayrıca “değişik” animeler arıyorsanız, en azından birkaç bölüm şans verebilirsiniz bence. Karar sizin. Sağlıcakla :)
 

Yorumlar

İletişim Formu

Ad

E-posta *

Mesaj *