• Kami no Tou İncelemesi

    Yönetmen: Takashi Sano
    Stüdyo: Telecom Animation Film
    Tür: Aksiyon, Fantastik, Macera
    Yapım Yılı: 2020
    Bölüm Sayısı: 13
    Anime Puanı: 10/7.5


    Güney Kore kökenli olduğu için Manhwa/Webtoon kategorisine giren ve İngilizce adı ile Tower of God olan anime, hızlı bir girişle seyircisine merhaba diyor. Ortada bizlere sadece bilgi kırıntıları verilen bir kule vardır ve bu kulenin tepesine tırmanabilirseniz her şey sizin olacaktır. Kulenin tepesinde, dünyada olan her şey mevcuttur ve sizin olabilir. Kulenin tepesinde tanrı bile olabilirsiniz. Tahmin edeceğiniz üzere de farklı kişiliklerin kuleye tırmanma yolculuğu bu animede ele alınıyor.

    Dediğim gibi anime çok hızlı bir giriş yapıyor ve adlarının Rachel ile Bam olduğunu öğrendiğimiz iki karakter ile tanışıyoruz. Rachel kaçıyor, Bam kovalıyordur. Rachel’in amacı kuleye tırmanıp yıldızları görmektir. Bam’ın tek görmek isteiği ise Rachel’dır ve Rachel kuleye “ışınlandığında” o da peşinden ışınlanabilir. Bam, kuleye tırmanmaya davetli olmadığı için Kuralsız olarak nitelendirilir ve bir ön teste tabi tutulacaktır. Şansına bir Jahad prensesi olan Yuri oradadır ve ona kılıcını ödünç verir. Bam ön eleme tadındaki testi geçer ve kuleye tırmanmak için asıl testlere tabi tutulan diğer karakterlerle tanışmaya başlar. Derken hem Bam kendisini geliştirmeye hem de hayatı öğrenmeye başlar. 


    Animenin en büyük artısı aynı zamanda eksisi. Bu kadar hızlı, içine birçok olay örgüsü işlenen, karakter sokulan ve ipin ucu kaçmadan (zar zor o da:) işlemesini başarabilen ender animelerden. Kule nedir bilmiyoruz, dışarıda nasıl bir dünya var, onu bile bilmiyoruz. Mesela yıldızlar sadece kulenin tepesinden görülebiliyormuş ve normal gördüğümüz gökyüzü yapaymış. Testlere gelen insanlar nerede yaşıyor? Paralel evrenler mi var, belli değil. Farklı ırkların olduğunu görüyoruz, Jahad adında bir elemanın varlığından haberimiz oluyor ve kral olduğunu biliyoruz ama tam olarak neyin kralı? Kulenin mi? O zaman tırmanmasını başarabilen yeni kral mı olacak? Kısacası bir cevap alıyorsunuz ve karşılığında seri size üç yeni soru işareti sunuyor:) Dolayısıyla dediğim gibi içinde barındırdığı zenginlik aynı zamanda kafa karıştıran kısmı. Hemen her karakterden bir şeyler katılmak istenmiş ve bilgi bombardımanı üstüne soru bombardımanına maruz kalıyoruz. Üstelik seri sadece test aşamalarını konu alıyor! Daha resmi olarak tırmanmaya başlamadık bile:)

    Ana karakter olan Bam’a kısa bir parantez açmak istiyorum. Animeyi eğer izlediyseniz Bam’a “Yoru” diye hitap ediyorlar. Bunun hakkında kısa bir açıklama yapmak isterim. Hem Bam hem Yoru’nun Türkçe karşılığı Gece. Orijinal Kore sürümünde ana karaktere Bam deniliyor ve Japonca dublajda ise kendi dillerinde gece, yani Yoru denilmesi uygun görülmüş. Chrunchyroll’un resmi altyazısında da orijinaline sadık kalınmak istenmiş. Kısacası söylenen Bam, yazan Yoru ama ikisinin de anlamı Gece. 


    Animenin çizimleri alıştığımız animelerden farklı bir hayli hoşuma gittiğini söyleyebilirim. Keskin hatlar, parlak renkler ile çizgi-film ile anime arasında gidip geliyor seri. Yeri geldiğinde oluk oluk kan akıtmasını da biliyor. Keza hareketli sahneleri de bir o kadar estetik ve izlemesi zevkli. Aynı şekilde müzikleri için de kaliteli diyebilirim. Gerek açılış parçası olsun, gerekse kapanışı ve bölümler esnasında çalan müzikler insanı rahatsız etmiyor.

    Kami no Tou, sinir edici bir sezon finali ile sona eriyor. Olayların iyice karışması, barındırdığı soru işaretleri ile yukarıdaki puanı vermeyi uygun gördüm. Lakin şöyle bir durumda var; ikinci sezon bu denli kafa karıştırmaz ve bazı cevapları açıklığa kavuşturabilirse puan dokuzun üstüne bile çıkabilir. Serinin manwha’sı 2010 yılından beri devam ediyor yani malzeme çok ve bana kalırsa daha çok başımız dönecek:) 
     

    0 comments

  • Kokkoku İncelemesi

    Yönetmen: Yoshimitzu Oohashi
    Stüdyo: Geno Studio
    Tür: Doğaüstü
    Yapım Yılı: 2018
    Bölüm Sayısı: 12
    Anime Puanı: 10/8.5


    Amazon Prime’dan izlenebilen ve Prime özel yapımı olan Kokkoku için diyebileceğim; beni ters köşe etmiş olması. Evet, izlediğim en iyi animeler kategorisine girmedi belki ama on iki bölüm boyunca kendisini merakla izlettirmesini de başardı. İşin sırrı, sıradan halktan gelme karakterler ve merak uyandıran içeriği.

    Ön plana çıkan ve ana karakter olarak nitelendirebileceğim Juri Yukawa, alelade bir kızdır. Kokkoku’da ana karakterlerden olsa da, diğer animelerde ikinci hatta üçüncü planda kalan bir karakter olurdu. O kadar sıradan yani:) Kendisi kalabalık ve işe yaramaz olarak nitelendirebileceğim Yukawa familyasının bir üyesidir. Babası Takafumi işsiz, abisi Tsubasa otuz iki yaşında bir hikikomori – yani dış dünya ile bağlantısını kesmiş ve yalnızlığı benimsemiştir. Keza ablası da çocuğunu babasız büyütmektedir. Ailenin en büyüğü büyükbabanın da tüm işlerden elini eteğini çektiğini görüyoruz. İşte böyledir Yukawa ailesi ve Juri bir iş görüşmesinden daha başarısız bir şekilde evine dönmüştür. İş görüşmesinde olduğu için ablasının çocuğunu da okuldan almak için Tsubasa binbir rica ile ikna edilmiştir. Evine döndüğünde telefon çalar ve Tsubasa ve yeğeni Makoto’nun kaçırıldığı haberini alırlar. İstedikleri ise fidyedir fakat Yukawa ailesinde para ne gezer:) Derken büyükbaba olaya müdahil olur ve Juri ile babası Takafumi’yi sakinleştirerek odasına çeker. Bir taş çeker ve ufak bir ritüel gerçekleştirdikten sonra zaman durur. “Stasis” adı verilen dünyaya geçerler ve zamanın durduğunu herkesin adeta heykel gibi kalakaldığını görürler. Büyükbabanın dediğine göre bu taş nesilden nesle Yukawa ailesinde aktarılmıştır ve kendisi son sahibidir. Amacı anlamışsınızdır: Gidip Tsubasa ile Makoto’yu alacaklar ve evlerinde zamanı yeniden başlatacaklar fakat hiç ummadıkları bir şey başlarına gelir. Stasis’de gezinebilen başkaları da vardır ve ailesi gözüne kestirmiştir. 


    Bahsettiğim gibi hikaye kendine özgün ve merak uyandırıcı. İnsan izlerken ne olacağını, diğer insanlar kim, taşın geçmişi gibi sorular soruyor ve merakla cevapları bekliyor. Birçok soru cevap bulsa da taşın üzerine çok fazla yoğunlaşamıyor. Sadece son bölümde ciddi bir ayrıntı veriliyor, o kadar. Zaten serinin odak noktası taş ve yapabilecekleri olmadığı için aslında bu sorular hep ikinci planda. Asıl olay kaçırılma, kaçıranlar, ve Stasis dünyasının bekçileri olarak nitelendirilen, hareket edemeyenleri korumakla görevli yaratıklar. On iki bölüm fazla doldurulmadan tadında ilerliyor diyebilirim. Karakterlerden de zaten bahsettim. Göbekli ve kolay para peşinde aile reisi, işsiz çocuklar, sıradan bir dede gibi karakterler bunlar ve benim çok hoşuma gitti. 
     

    Karakterler demişken; çizim tarzları da doğal olarak bir hayli sıradan:) Yani Kokkoku’da renkli saçı, kocaman gözlü, garip elbiseli değişik tiplemeler yok. Göbekli, eşofman giyen ve terlikle gezen senle ben varız:) Çizimler çok ayrıntılı ve dikkat çekici olmamakla birlikte görevini yerine getiriyor ve gerek karakterler gerekse ortam yaşanan atmosferi gayet yansıtıyor. Seslendirmeler bakımından vurgulayacağım bir nokta yok. Müzikler de fena sayılmaz ama açılış parçasının ayrı ve garip bir havası var.  

    Kokkoku final yaparak biten ender animelerden birisi. Yani Juri ve ailesinin hikayesi bitiyor ama dediğim gibi Stasis ve taş – taşlar bayağı geniş bir konu. Dolayısıyla günün birinde belki Juri, belki bambaşka bir kadro ile yeni bir sezon karşımıza çıkabilir. Çıksa da çıkmasa da, Kokkoku adı çok bilinmese de benim sevdiğim ve severek izlediğim bir anime oldu. 
     

    0 comments

  • Copyright © - Nisekoi - All Right Reserved

    ANIME-İNCELEME Powered by Blogger - Designed by Johanes Djogan